11. Cumhurbaşkanımız; Abdullah Gül
Abdullah Gül için “Cumhuriyet tarihinin en zor seçilen Cumhurbaşkanı’dır” dersek yanlış olmaz sanırım. Seçilene kadar neler yaşanmadı ki.
Muhtıra niteliğindeki Genelkurmay bildirisi mi, Anayasa Mahkemesinin bizzat Anayasaya aykırı kararlar alması mı, CHP’nin meclisteki oturumlara katılmaması mı, Cumhurbaşkanı seçilemediği için genel seçimlere gidilmesi mi.
Bunlar önemli olanlar,ayrıntılara girmiyorum bile.
Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasını istemeyenlerin nedenleri genelde rejim kaygısı üzerine kuruluydu. Ancak bu kaygılar AKP tek başına iktidara geldiğinde de duyuluyordu.
4.5 yıllık iktidarın sonunda hiçbir şey olmadı rejimi tehlikeye atacak, şimdi de olmayacak.
En üzüntü verici olan şey de, yaşanan tartışmaların Abdullah Gül’ün niteliğinden ziyade, sanal niyet okuyuculuğu kapsamında olması ve Abdullah Gül’ün eşinin başörtüsü etrafında yapıyor olmasıydı.
Ne şekilde Cumhurbaşkanlığı yapacağını bilmediğiniz biri hakkında bu kadar önyargılı davranarak bu kadar haksız eleştiri yapamazsınız.
Bu seçim; demokrasi, insan hak ve özgürlükleri, her konuda gelişmişlik sürecimizi hızlandırması bakımından bir dönüm noktası olmuştur. Artık geleceğe daha umutla bakabiliriz.
11.Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’e görevinde başarılar diler, ülkemiz ve milletimiz adına hayırlı olmasını temenni ederim.
29 August 2007 | İlgili Olduğu Konular »

Janzu
Bugün Mili Eğitim Bakanlığı müfredatından Atatürk ilke ve inklaplarına uygun ibaresi çıkarılıyorsa,
Bugün yasaklanmış olmasına rağmen devlet dairesinde türbanlı (başörtülü değil, onu sadece ninnelerimiz takıyor artık) memurlar görüyorsam,
Bugün fikrini belirttiği için insanlara ülkeden tabiri caizse defol git deniyorsa, ya da ananı da al git deniyosa,
Bugün yavaş yavaş, çaktırmadan özgürlüklerim kısıtlanmaya çalışıyorsa bu hükümet yeterince masum değil demektir.
Eleştirenlerde Abdullah Gül hakkında önyargılı değil, öngörülü davranıyor demektir. Bu eleştiri yayınlanmaya devam edilir mi bilmiyorum ama Anafikir.com’daki siyasal haberlerin tek taraflı olması, farklı bakış açısının bulunmaması beni bu yazıyı yazmaya itti.
Kim bu yazının altına ne yorum yazarsa yazsın, bu hareketi yaptığım için içim rahat. En azından önemli bir sitenin haber platformunu daha demokratik bir noktaya getirdiğime inanıyorum.
29 August 2007
Deniz Yazar
Eşi Türkiye’yi Avrupa’ya şikayet etmiş, kendisinin geçmişte neler dedikleri herkes tarafından biliniyor, siz ön yargıdan bahsediyorsunuz ama Allah’tan o büyük harfle yazdıgınız GENELKURMAY VAR, henüz oraya elinizi atamadıgınız genelkurmay.
Geleceğe daha umutlu bakmaya gelince, insanların gelecekten ne anladığı önemli benim gelecekten anladığım bu hükümetle donumuza kadar satılmamış bir şeyimiz kalmıcağıdır.
29 August 2007
Selim Yörük
Sayın Janzu, Anafikir.com’un tarafsızlığı konusundaki düşünceleriniz için teşekkür ederim.
Bir Anafikir.com editörü olarak bu şekilde düşünen arkadaşlara Hakkımızda bölümünü okunmasını isterim.
Ayrıca Anafikir.com kapalı bir komunite değildir. İsteyen herkes üye olup, görüşünü belirtebilir,
Saygılar.
29 August 2007
Ahmet
@Janzu,
Sayenizde korkunç bir tablo gözümün önüne geldi. Gittiğim devlet dairesinde insanlar başörtüsü takıyorlar. (Pardon türbanmış tabi ya nasılda düşünemedim annemin taktığı türban , nenemin taktığı başörtüsü oluyodu teşekkürler bilinçlendirme çalışmanız için ! Annem hakkında kötü düşünceler besleyebilirim sanırım) Düşünsenize ne kadar kötü bi görüntü , ülkemin vatandaşları devlet dairesinde çalışıyorlar, koşarak uzaklaşırdım herhalde oradan…
——————————
Bu arada fikrini belirtmeninde bir sınırı ve maksadı vardır. Ben Erdoğan’ın çiftçiye ettiği o lafı tabii ki tasvip etmiyorum. Ama bu Bekir Coşkun olayının kesinlikle yanlış yönde abartıldığını düşünüyorum. Süleyman Demirel ve daha başka insanlar (belki içlerinde bekir coşkun’da vardır) vaktinde talihsiz laflar etmiş , bu ülkede başörtüsü (pardon türbanıyla) ile okumak isteyenleri suriyeye , arabistana göndermişti. O zamanda insanların sesi bu kadar gür çıktı mı bilmiyorum. Hiç bu kadar abartıldığını da hatırlamıyorum. Biraz basının bizi yanlış yönlendirip yönlendirmediğini sorgulamalıyız diye düşünüyorum…
29 August 2007
Uğur Çelebi
:)
“Bugün Mili Eğitim Bakanlığı müfredatından Atatürk ilke ve inklaplarına uygun ibaresi çıkarılıyorsa. ”
- Milli eğitim müfredatında neden Atatürk ilke ve inkılaplarıma uygun ifadesi var ? Bilgiyi ve eğitimi neden Atatürk mile sınırlıyorsunuz ya da sınırlamaya çalışıyosunuz ? Atatürk yaşasaydı ve Başbakan olsaydı Avrupa birliğine girer miydi ? Siz girmek istemiyor musunuz ? Kısacası Avrupa birliği ile ilgili kitaplar basıldığında Atatürk ilke ve inkılaplarına uygun mu olacaktı ?
“Bugün yasaklanmış olmasına rağmen devlet dairesinde türbanlı ( başörtülü değil, onu sadece ninnelerimiz takıyor artık ) memurlar görüyorsam, ”
- Neden yasaklanıyor ? Atatürk tek başına atın üstüne atlayıp bu ülkeyi büfesine koymak için kurtarmadı sanırım. Bu insanlarla ve bu insanlar için, yani bu insanlar özgür ve hür iradesiyle yaşasın diye kurtardı. Ve bu ülkedeki kadınların %80 gibi bi oranı başörtülü ve türbanlı. Yani azınlık ve anormal olan Başı açık mini ve kıçlarından düşen pantolonları giyenler.. Anadoluyu gezmenizi tavsiye ederim. Bu ülke İstanbul Ankara ve İzmir in Tiki caddelerinden ve mekanlarından oluşmuyor.
” Bugün fikrini belirttiği için insanlara ülkeden tabiri caizse defol git deniyorsa, ya da ananı da al git deniyosa. ”
- Bence normal bi yorum. Önceden içeri atıyolardı ya da asıyorları. Gelişmeler oluyo demekki. Ayrıca anasını getiren kişinin CHP elemanı olduğu belgelerle ispatlandı.
“Bugün yavaş yavaş, çaktırmadan özgürlüklerim kısıtlanmaya çalışıyorsa bu hükümet yeterince masum değil demektir.”
Hiç bir ülke masum değildir. Başörtüsüz ve başka parti olduğu zamanlarda masumdu da benim mi haberim yok ? Ayrıca benim özgürlüklerim hiç kısıtlanmadı ve kısıtlanmıyor. Devlet dairelerinde insanların başlarında ne var diye bakmadığımdan olsa gerek. Daha çok işimle ilgileniyorum. Fakat önceden örgü örerdi başı açık kadınlar şimdi onu göremiyorum. Ama ben başı açık kadınlar örgü örer diye saçma bi kuram atmıyorum ortaya.
Farklı ülkelerde yaşıyoruz sanırım.
AKP yi ve Abdullah gül ü savunduğuma inanamıyorum. O kadar saçma ilişkilendirmeler görüyorumki yazmassam çatlardım…
Diğer yazı ve yorumlarımda da üstü kapalı geçtiğim gibi.. Kendisini modern, medeni, entel dantel, ya da kültürlü sanan tiplerin tipik bakış açısını yansıtmışsınız.
Ama maalesef ( size göre ) burası Paris değil. Burası Türkiye. Tv programları, Futbolu, Trafiği , Ticareti de bize has. Neden Başbakanlar Cumhurbaşkanları Avrupalı gibi düşünmeli?
Sizi mutlu etmek için mi ? Sizi anlasa ve mutlu etse Bu halkın %90 ı ülkesine yabancılaşsa ve kültür farklı uçurumlaşsa ve halk ezik yaşasa sizin daha mı hoşunuza gidecek ? O zaman Başbakan başarılı mı olacak ?
Dikkat edin. 2. bir kurtuluş savaşı çıkarsa savaşacak kişiler yine bu halk. Sizin cahil ve ilkel gördüğüğünüz devlet dairelerinde iş vermediğiniz o kadınlar, erkekler.. Medeni arkadaşlar nasılsa kaçıcak bi yer bulurlar. Avrupada evleri ya da okulları vardır. Tatile çıkarlar. Ayrıca onlar savaşa ve silaha da karşıdırlar.
Dünya da hangi devrimler darbesiz olmuştur ? Hangi darbeler başarılıdır?
Her geçiş zaman alır. Korkmayın kimse size silah zoruyla oruç tutturamaz. Başınızı örtemez. …
Arkanızda ben varım…
29 August 2007
Janzu
Bu fikirlerle lütfen arkamda olmayın. Sürekli arkamı kollamak zorunda kalırım
Ben Avrupa Birliği’ne girmek istemeyenlerdenim. Evet, sizin stereotype entel tipinizin biraz dışına kaçıyorum özür dilerim. Kendimi bu konuda geliştirmek ve sizin o çokbilmiş, entel diye adlandırdığınız tipe ulaşabilmek için çok çalışacağım.
Ayrıca Atatürk Avrupa Birliği’ne girmek istemezdi, keza kendisine sunulmuştu ve kabul etmemişti.
Neden Atatürk ilke ve inkilapları müfredatımızda olsun sorunuza Atatürk ilke ve inkilaplarını okumanızı tavsiye ederek cevap verebilirim, evet.
Gene sizin ilginç fikrinize göre bu ülkede ya türbanlı ya kıçı açık insanlar var, başka kimse yok. Zaten o %80 de türbanlı değil mi? Değil.
Türbanı takan ve bunu kullanmak, siyasi bir kılıf olarak başına sarmalamak için uğraşan insan sayısı %80 değil daha, Allah’ ıma binlerce şükür. Bir yasanın çiğnendiğini göz göre göre, devlet dairesinde bulunmak beni rahatsız ediyor evet. Siyasi kılıflarınızı devlet dairelerinde bürünemezsiniz.
Bu ülkenin İzmir, istanbul, ve Ankara gibi caddelerden oluşmadığını doğulu bir bayan olarak biliyorum, buna da çok şükür.
Önceden asıyolardı, şimdi defol git diyolar, gerçekten gelişmişiz, fikirleriniz gözlerimi parlatıyor, geleceğe daha umutla bakıyorum, ne kadar gelişmişiz böyle farkına varamadan…
Fikir belirttiği için bir yazarın ülkeden kovulması yeterince normal geliyorsa, bu yazar neden cumhurbaşkanını kabul etmeyen insan oluyorda, Doğan Medya grubu tarafından çıkarlarına dokunduğu için kovduğu emin çölaşan ın yazısında bahsettiği rezil küfürlerle dolu islamcı derginin editörleri, yazarları olmuyor? Nedeni benim açıklamama gerek yok sanırım.
Bu ülkede sizin özgürlükleriniz kısıtlanmıcaktır zaten, rahat olabilirsiniz.
Ve ben sizinle aynı ülkede yaşıyorum sayın Uğur Çelebi, aynı ülkede ki insanların farklı görüşler sunmasına alışığım, bu yüzden şaşırmıyorum sizin gibi, aman ha çatlamayın her zaman yazın fikirlerinizi, insanların bunları okuması önemli tabi
Şimdi ben bu modern, medeni, entel dantel ya da kültürlü sanan insan tipinin bakış açısını yansıtmışım ya, içim çok rahat. İyi ki yapmışım. Her zaman da yapacağım
Ayrıca neden Avrupa lafını ağzınızdan düşürmüyosunuz?. Bu konuda benim bir derdim yok, her ülke kendini kendi kültürüyle yoğrularak gelişmeli, kendi bayramlarını unutmadan, kendi tarihini unutmadan, kendi örf ve adetlerini unutmadan, Avrupalılaşmak gelişmek anlamına gelmez. Bu çıkarımınızı başkalarıyla paylaşın, benim bu konuda bir eziklik hissim yok
Bu yüzden avrupalı gibi değil, gelişmekte olan bir ülkenin huzuru ve refahını daha yükseklere taşımak isteyenler gibi düşünmek gerekir, başbakanlar ve cumhurbaşkanları da böyle düşünmelidir, Avrupalı gibi değil, bu yüzden neden sorunuzun muhattabı da ben değilim.
Bu halk benim halkım, aynı kültürden geliyoruz, kültürü yozlaştırıp, siyasete alet edip bundan prim yapmaya çalışanlar benim halkım değil bunu unutmayın
Benim halkım kapısını açıp herkesi kucaklayan, paylaşmayı seven, insana insan gözüyle bakan, en saf duygularla etrafına yaklaşan halktır. Kötü niyetli olanlar benim halkımdan değildir. Yozlaşma lafı da onlara yakışandır.
Ve bu dünyada herkes, zorunluluklar olmadıkça, savaşa ve silaha karşıdır.
Siz arkamda olursanız, sanırım korkmanın vaktim gelmiş demektir.
Ama ben herkesin kişilik özgürlüklerini her zaman savunmaya hazırım, o kişiler art niyetsiz oldukça
Zafer bayramınızı kutlarım, sizin ve bütün halkımın.
30 August 2007
Can
Sayın Uğur Çelebi !…
Öyle bir cumhurbaşkanı düşünün ki, geçmiş yıllarda yapmış olduğu konuşmalar hatırlatıldığında değiştim diyebilecek kadar olgun(insan ne kadar değişebiliyorsa),
Öyle bir cumhurbaşkanı eşi düşünün ki, kendi devletini aihm e şikayet edebilecek kadar tutarlı.
Öyle bir başbakan düşünün ki, hoşlanmadığı kelimeler kullanıldığında devlet adamı olgunluğunda değil de, argo konuşmalar yapabilsin(ananı al da git, ülkeden defol git) gibi…
Öyle bir meclis başkanı düşünün ki, ülkenin 2. adamı olmasına rağmen Manisa’da yaşlı bir insanı azarlayabilecek kadar insan.
Öyle bir milli eğitim bakanı düşünün ki, 100. yıl üniversitesinde kardeşinin oyunlarını bozan bir rektörü asılsız suçlayacak kadar asil.
Öyle bir yönetim düşünün ki, ihtiras ve hırsları bitmeyecek kadar açlık çeken insanlar.
Avrupa Birliği’nin aşağılamalarına rağmen, yamanmanın peşinde durmadan koşmanın nedenine anlam verebiliyor musunuz…
İşte sayın Uğur Çelebi, savunduğunuz iktidarın durumu budur. Siz Abdullah Gül ve AKP hükümetini savunduğunuza inanamaya devam edin.
30 August 2007
Neverwhere
“Benim halkım kapısını açıp herkesi kucaklayan, paylaşmayı seven, insana insan gözüyle bakan, en saf duygularla etrafına yaklaşan halktır.”
Size Trafikte 1 saat otomobil kullanmanızı, İngilizce konuşarak Turistik bir bölgede yürümenizi ya da taksiye binmenizi, Tanımadığınız bir ortama Lüx ya da döküntü bir araçla gitmenizi herhangi bir davada davalı ya da davacı olmanızı vs.vs. gibi binlerce aktivite öneriyorum.
Sanırım halkı”n”ızı o zaman daha iyi tanıyabilirsiniz. Bakalım size verdikleri gazlar mı yoksa gerçekler mi daha ağır basacak.
Savaşmaya gidecek olan gençler de akşamları bebek te taksimde cadde de dolaşıyo onları da izlerseniz bu memlekette daha bir güvende yaşayabilirsiniz.
Vatansever ve milliyetçi nutukların vaktimi aldığını ben lise yıllarımda kavradım ve sokakları yani gerçekleri yaşama ve gözlemleme fırsatım oldu. Sanırım siz bunları kitaplarda okumaya devam etmişsiniz. Aramızdaki net ve en önemli fark bu.
Atilla Yayla nın bir sözü geldi aklıma :
” Size ne ? Siz tanrı mısınız ? Neden insanları geliştirme uygarlaştırma ve medeniletirme gibi bir misyon üslendiniz ? Bırakın milleti kafasına göre yaşasın kardeşim ”
İnsanlara gerçekten saygı duymak istiyorsanız bırakın rahat yaşasınlar. Onlar Akp yi seçti. Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak..
Atatürk yaşasaydı belki onu seçerlerdi. Ama yaşamıyor.
30 August 2007
Talha Can
11. Cumhurbaşkanımız ve 60. Hükümetimiz vatana millete hayırlar getirir inşallah, muhabbetle…
30 August 2007
İsmail K.
Türkiye’mizin gözü aydın.
Ülkem inşallah hayırlı ve güzel bir gidişatta şu anda.
“İnsanlar layık oldukları şekilde yönetilirler”.
Gelmiş olduğumuz bu özlenen tablo ile beraber inşallah halkım daha nice güzel şeylere layıktır.
Hayırlı olsun.
01 September 2007
Bigalıoğlu
“İnsanlar layık oldukları şekilde yönetilirler.”
ben bu sozu bir yerden hatırlıyorum diyorum ama…benimkisi soyleymis.
“Toplumlar layık oldukları şekilde yönetilir ve o şekilde yaşamlarını sürdürürler.”
01 September 2007
Neverwhere
Herkes kendinden bir şey bulsun diye karışık yazdım. İsteyen üzerine alınabilir.
Gerçek entellektüellerle balon entellektüeller arasındaki farklardan bihaber kişilerin gelişmişlik, modernite, medeniyet, ulus, ülke, bayrak, toprak algılamaları ne kadar da acıklı ve vahim bir durumdur…
Daha da acıklı olan ise, bu görüşlerinin doğrululuklarından da son derece emin olmalarıdır ki asıl vahim olan tablo zannımca budur.
Bu kişilerden bazıları akademisyen veya popüler kimliklerse eğer, zaman zaman sivri çıkışlarda bulunurlar. Bu görüşler biraz da bizim akıllılarımızın mantıklarıyla tüğlenerek olağanüstü saçma tablolar çıkar ortaya…
Ülkenin sanal problemleri ve gerçekleri bir anda belirlenmiş, çözümler aranmaya başlanmıştır artık…
Birileri işgal edildik der. Birileri çağ atladık yol yaptık gelişiyoruz der diğerleri bunları savunur şakşaklar. Bazıları ülkeyi satılacak arazi olarak nitelendirir. Birileri bunalımlara girer. Birileri başörtülerden korkar sokağa çıkamazlar.
Birileri sevinir mutlu olur. Bazı aklıevvel medya mensupları da bu durumda tarafsız görünmek için garip tv programları yaparlar. Vah vahlar, bittik yok olduklar yükselir her taraftan. Bunlara takılıp sağda solda yürüyen heyecanlı tipler, yürüyenlere düşman edilen gruplar üretilir…
Bu ve benzeri görüşleri ortaya atanlar, yazılarında ve konuşmalarda bazen farklı cümle yapıları ve tamlamalar da icat ederler. Bunlar da diğer akıllılar tarafından hemen cümle içlerinde kullanılarak kitaplar ve makaleler yazılır. Birileri bunları okur düşünür geliştirir. Kendi camialarında tartışırlar konuşurlar. Taraflar doğururlar. Taraflar yandaşlarını ve karşıtlarını çoğaltır. Yine medya aralarına girer ve programlar yapar, işlerine geleni destekleyerek ya da kötüleyerek aynı zamanda tarafsız olduklarını bu “aptal ve cahil“ halka ifade etmeye çalışırlar.
Oysaki tüm bu olayların içinde hiç bir zaman halk yoktur ve en son haberdar olandır.
Halk ise kültür seviyesi ilkokul 4. sınıfa sabitlenmiş beklemekte, magazin programlarından arta kalan zamanlarda da anlamsız bir şekilde bunları izlemektedir… Biraz hareket etmek istediklerinde ise anında elleri kolları bağlanır. Sütçü İmam üniversitelinin bir Boğaziçili yanında hiçbir şansı yoktur çünkü. Sözüm ona eğitim kalitesi ortaya atılır hemen. Çünkü bu buluşmada arz talep kalite anlayışı bulunmaktadır ve belli bir sistemde zaten işlemektedir.
Eğitim ortalaması ve kültür seviyesi malum olan bu ülkedeki insanlar ise yine bu seviyeye yakışır bir şekilde otomobil kullanırlar, bu şekilde çalışır, yürür, futbol ve kendilerinden bir şeyler buldukları programları izler, evlenir ve işlerinde yine bu seviyede uzmandırlar çoğu zaman.
Unutmadan. Yine bu şekilde oy verirler…
Oy veren bu kişiler, sosyoekonomik yapısı kendinden farklı ve sosyal rütbesi olan kişilerle karşılaştıklarında korkarlar… Basit bir memur, polis, doktor, avukat, bir zengin, gazeteci, mimar, mühendis vs. vs. karşısında el pençe divan dururlar mesela… Bu mükemmel insanlar, onlarla bire bir konuşamazlar bile bazen. Utanırlar, çekinirler. Onları kendilerinden üstün, saygı duyulası insanlar sanırlar çünkü…
Eğitimli ve kaliteli olan bu ( üstün ) kalabalık ise, her şeyi en layığıyla bildiklerinden bir yerde bedava balık ya da oyuncak dağıtıldığındaki izdihamları da hayretler içinde izlerler…
Hem de zerre üzülmeden belki de utanarak…
Evet. Yurdum insanı bu şartlarda hayatlarını sürdürmeye çalışırken resmi bir dairede zar zor iş bulmuş başörtülü bir bayanın örtüsünden rahatsız olan “kaliteli, kültürlü, aydın ve balon entelektüeller de” her zaman olacaktır. Bu kişiler kendi aralarında ticaret yapan Müslüman insanları garipseyecek fakat aynı sistemle çalışan, dünyayı sömüren, uluslar arası savaşlar çıkararak diğerlerine eziyet eden Musevi cemaatlerini de takdir edecektir doğal olarak… Çünkü onlar aynı sistem içerisinde işlemektedirler… Bazı kesimler ise etliye ve sütlüye dokunmadan dünyayı ve ozon tabakasını pembe gören “Polyanna”lar da olacaktır her zaman.
Çünkü onlar vatanı ve milletini seven, Sürekli hayır işleriyle ilgilenen, sokaktaki köpekler için geceleri uyuyamayan Atatürk’ün evlatları, diğerleri ise uzaydan Türkiye’ye ışınlanmış, ülkeyi bozacak ve her an satabilecek, yetkisi yoksa satanları destekleyen, geri kafalı ve ilkel “piçler” dir.
Çünkü bunlar doğru düzgün Türkçe bile konuşamaz kaba saba konuşurlar, vatanı satarlar, satanları desteklerler. Başörtüleriyle, uzun sakalları ve çarşaflarıyla öcü gibi dolaşıp görüntü kirliliği oluşturarak bu kesimin göz zevkini bozarlar ve geleceklerini tehdit ederler.
( Desteklemediğim halde saygı duymak, gözümün zevkinden daha önemlidir kanaatindeyim )
Önceki yazılarımda da belirttiğim gibi “Balık yemeyi değil balık tutmayı öğreteceksin” gibi saçma bir tamlamanın peşinden giden vizyonların, bu ülkeyi ve insanlarını anlaması zaten mümkün değildir ve olmayacaktır.
Çünkü ilkokul 4. sınıf kültürüne sahip insanlar, balık tutmasını bilemez ve öğrenemez, ve bu onların suçu da – kesinlikle – değildir. Balık tutmasını bilenler, ziyafetten sonra Atatürk’ün hayatını ve ilgili kitapları okuyarak istirahatlarını yapabilir, bu arada memleketi düşünüp kendi çaplarında formüller üretebilirler çünkü;
“Türkiye özgür bir ülkedir.”
Bu durumda ille de bir suçlu ya da yanlış ya da hata aranıyorsa, Atatürk’ün ölümünden - 2002 seçimlerine kadar olan zaman dilimindeki başkanlarda, yöneticilerde, medya mensuplarında, öğretmenlerde, komutanlarda, partilerinin koltuklarıyla aşk yaşayan siyasilerde, iş adamı ve patronlarda aranmalıdır…
Eğer adı “suç” ise, gerçek suçlu onlardır.
Gerçek milliyetçi, vatansever ve halkçı akıllılar, AKP den rahatsız olmaz ve olmamalıdır. Diğer partiler neden kazanamadı ya da AKP neden kazandı sorusuna cevaplar aramalı, illede çağdaşlık için savaşacaklarsa bu sorunlar üzerine kafa yormalılardır.
Eğer Halk Tayyip Erdoğan başbakan, Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olacak dediyse bu olmalıdır.
Genelkurmay başkanı da buna saygı duymalıdır. Çünkü Atatürk ile bu ülke için savaşan insan Genelkurmay başkanının ve o vergi dairesinde çalışan başörtülü kadının dedeleri ve atalarıdır. O dedelerin, bu ülke üzerinde Genelkurmay başkanından daha fazla hakkı vardır… İlkel, eğitimsiz ve cahil insanların diğerlerinden belirgin olarak ayrıştıkları nokta ise Atatürk’ün fotoğraflarını ve heykellerini oraya buraya asmak değil, Atatürk ile bizzat savaş alanlarında can vermektir.
Ha, entelektüeller, aydın ve modern kişiler kurtuluş savaşında askeri çoğunluğu oluşturuyorlarsa tüm okurlardan özür dilerim.
Hatırladığım kadarıyla onlar daha çok Lale devrinde yaşıyorlardı ve en büyük düşmanları da Mustafa Kemal Atatürk idi…
Saygılar.
02 September 2007
Bigalıoğlu
sayın Çelebi;
yorumunuzda katıldıgım noktalar var,katılmadıgım noktalar da var.
turk halkının davranıs tarzını ozetlersek;
bizler gecmis donemde vekillerimizi secerken hep deneme-yanılma yolunu kullanıyorduk.bunun sebebi de;goreve getirdigimiz iktidarların hic birinden memnun kalmıyor,her secim doneminde degistiriyorduk.memnun olamamamızın nedenleri belli,hortumculuk,dolandırıcık,adam kayırma ve bunların neticesinde siyaset ve siyasetciye guvensizlik.akp iktidarı oncesi,siyaset ve siyasetciye guvensizlik neredeyse %90′lar civarındaydı.Recep Tayyip Erdogan ile her sey degisti.Bugun insanlar siyaset ve siyasetciye guvenmeye basladı.gelecege dair umutları var.siyasete ve ulke kalkınmasına herkes ilgi duymaya basladı.Bunu baslatan yine Recep Tayyip Erdogan’dır.
Butun onyargılara ragmen;akp ulke icin yapılması gerekeni yapmıs,ve halk nezninde karsılık bulmustur.butun yapılanlar halk icin ve samimiyetle yapılmıstır.
bugun halkımız,sizin bahsettiginiz noktada degildir.en etkili iletisim aracı olan televizyonlarına kilitlenmis,neler olup bittigini yakından takip etmekte.isyerlerinde,kahvehanelerde bunları tartısmaktadır ve bu tartısmalarda eskisi gibi degil,birlik ve butunluk icinde birbirini kırmadan gayet demokratik bir bicimde yapılmaktadır.
ulkemiz ve milletimiz her konudaki gelismik yonunden akp iktidarında yol almıstır.
Entellektuellere gelince;bırakın hepsi olsun.hatta yenileri cıksın,herkes tartıssın.butun bunların sonucunda ortak akıla zaten ulasılacaktır.farklarımız zenginligimiz olsun.
02 September 2007
fakir ama gururlu
Neredeyse her iki insandan birinin oyunu alan bir siyasi iradenin mevcut anayasal ve seçim sisteminin bütün çarpıklığına rağmen meşruluğunu ispatladığını düşünüyorum. Bunun yanında 5 senede oylarını %40 arttırdıklarını artırdıklarını da düşünürsek yapılan eleştirilerin yerinde olmadığını söyleyebiliriz..AKP iktidarına yapılan eleştiriler çok yüzeysel ve soyut kalıyor.
5 sene boyunca demokratik ve laik düzende bir gerileme gözükmezken radikal laikçiler (ki sayıları çok az )çok fazla yaygara koparıyorlar.
Ülkenin son 10 yılına damgasını vuran bir ideoloji en etkin ve yenilikçi yüzlerinden birini cumhurbaşkanı yaparak belki de bu başarısının ödülünü almıştır.
Bunun yanında sistemin yanlış işlemesinden dolayı ortaya çıkan meseleler-kadrolaşma, particilik, islami sermayenin önlenemez yükselişi gibi- Akpnin aksayan yönleri.
Hoşgörünün kalesi olması gereken sosyal demokrasi halkın iradesini görmezden gelip son derece anlamsız korkulara kapılarak değerlerimizin tehlikede olduğunu baz alıp korku siyasetine girişip cumhurbaşkanlığını kendi ideolojisinin bir kalesi olduğu yanlışlığına düşektedir.
10 September 2007
Öztürk
Öncelikle demeliyim ki Cumhurbaşkanı için ülkemize hayırlı olsun.
Benim alnlamadığım bir nokta var. Niye insanlar başörtüsünden bu kadar dertliler. Biz müslüman bir ülke değil miyiz? Avrupa Avrupa deyip durduğumuz yer bu gün Hristiyanlığı her şekilde işleyen hatta ki bunu izlediğimiz o para veripte gittiğimiz muhteşem flimlerinde bile bizlere empoze etmeye çalışan değil midir.
Öyle ki, ülke çıkarları konusunda kiliselerinin fikrini bile almıyorlar mı? Bir Avrupalının filimlerinde göstere göstere kilise ayinlerini anlatması, onların kilisede evlenmeleri bize gayet doğal gelirken ve sözüm ona medeni sayarken niye bizim başörtülü ya da türbanlı her neyse bir hanım neden bir devlet dairesinde çalışamasın ya da bir üniversitede okuyamasın.
Madem ki eşitlik, medeniyet, özgürlük gibi kavramları savunuyoruz, o zaman bırakın insanlar istedikleri gibi giyinsinler. Ha bunu söylerken kara çarşafa bürünmüş içindekinin kadın mı erkek mi belli olmayan bir kıyafeti de, giydiği pantalon kıçından düşmek üzere, giydiği etek bacak arasını gösterircesine olanı da savunmuyorum.
Ama benim inancım gereği örtünmem gerekiyorsa bunun usul adabıyla yaptıktan sonra ben istersem devlet dairesinde de çalışabilmeliyim, istersem Cumhurbaşkanı da olabilirim.
Bu arada ben başı açık bir bayanım ve örtünmeği hiç düşünmedim ama bu konuda yapılan her tartışma artık beni boğuyor. Bir kadın olarak rahatsızlığımı dile getirmek istedim.,
Evet AKP’nin birçok programını eleştiriyorum ve bir başbakana yakışmayan bir çok söylemi de var. Maden sevgili halkım bundan bu kadar rahatsızdı niye tekrar seçti. Seçim öncesinde televizyona bakıyorsunuz işte bir takım kanallar sokak röpörtajları yapıyorlar halk pahallıkdan şikayetçi, hükümetten şikayetçi, hikayetçi allah şikayetçi. Bir de seçim sonucuna bakıyorsunuz kazanan yine AKP. Nedir bu?
Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?
Tekrar şu medeniyet olayına geleyim. Medeniyetlik, çağdaşlık başı açık olmakdan mı geçiyor sadece. Bugün başörtüsüyle ne kadar başarılı, kendini geliştirmiş bir sürü kadın var hatta o kendini medeniyeti kıçını açıp, göğüsler fora gezen sorsan daha bu gün ülkede neler olup bitiyor haberi olmayan; (magazin dünyası hariç) birçok kadından her konuda üstün.
Ama gelgör ki biz Avrupalaşmayı her nedense sadece kılık kıyafette arıyoruz. Atatürk inkılaplarını, devrimlerini yaparken acaba işi bu yönüyle düşünürek mi yaptı? Evet şu anda ben de gelecekden endişeliyim. Bir çocuk büyütüyorum açıkcası nasıl bir Türkiye olacak çocuğum 18-20 yaşına geldiğinde ya da olacak mı merak ediyorum.
Korkum odur ki biz bu gidişle Amerikan’ın bir eyeleti durumunda olacağız. Bırakın da başörtüsüyle uğraşmayı bu ülkede kendimizi leş yiyen hayvanların önüne atılmış bir parça et olmakdan çıkıp daha güçlü olabilecek ne varsa bilgi adına onu konuşup tartışalım.
Bu eğer başörtülü benim memleketimin kadınıyla olacaksa bırakın öğle olsun.
Saygılarımla.
12 September 2007
murat şevki
Hiç düşündünüzmü neden rejim tehditi var diyen insanlar genelde zengin kesim, hiç düşündünüzmü neden Atatürkçü düşünce derneği ile lions ve rotari kluplerinin yakın ilişkisi var, hiç düşündünüzmü neden yıllardır yatırımlar hep istanbul izmir hattına yapılıyor, hiç düşündünüzmü rejim tehlikede diyen insanlar kendi halkını aşağılıyor(ki bu halk kurtuluş savaşı çanakkale zaferi vermiş bir halk),hiç düşündünüzmü avrupanın kültürünü aynen alan rejim tehlkikede diyen kesim iş avrupa birliğine giriş sürecindeki yasalara gelince neden karşı çıkıyor, hiç düşündünüzmü büyük önder Atatürk aramızda olmamasına rağmen şu an ki fikirlerini bilmemize rağmen rejim tehlikesi var diyen kesim Atatürk’ü neden silah arkadaşı gibi göstermeye çalışıyor.
13 September 2007
gemruk34
janzuya
bıkere tartışma ıle hakaretı bırbırınden ayıramadıgın için senın fıkırlerıne katılmak çok cahılane olduğunu dusunuyorum .senın sımdı sadece nınelerımızın taktığı dedığın basortusu ıslam dınının kaıdelerınden bırıdır dınını bılmıyorsan öğrenmenı tavsıye ederım kur an ı kerımde ortunmeyle ılgılı ayetler var okursan belkı ogrenırsın Ayrıca TURKIYE CUMHURIYETI Ataturk ten sonra Abdullah gul gıbı bır cumhur baskanı gormemıstır lutfen on yargıları bır kenara bırakıp artık vatanımız için çalışalım
16 September 2007
charon
4-Ahmet ,5-Uğur Çelebiye tşk ediyorum…diğer tüm kişilerede…insan üzüntüsünü,endişesini de belirtmeli elbette…ama saldırmadan…sakince…
özgürlük anlayışı insanların farklı farklı…herkes özgürdür yorumlarında,düşüncelerinde?!?
bu güzel özgürlük ortamını oluşturup bizimle bunu paylaşan selim’e selam olsun…ona tşklerimi sunuyorum…
-bir insan eşcinsel olabilir…çünkü onun tercihi…kendi fıtratına aykırımı davranıyor…ama olsun çok prim alıyor..ona bakmalı…
-bir insan hayat kadını veya transeksüel olabilir…onun tercihi,ne demek…toplumsal ahlakımı yıpratıyor…yıpranmayın kardeşim!!!
-bir insan iş yerinde istediği açıklıkta giyer ama kimse bakamaz!!bu çünkü onun tercihidir…bakışlar tacizdir…bakanlar ise sapık…
-ama bir insan inandığı için başını örtemez…ne demek cnm bizim göz zevkimiz bozulsun burada sende özgür bir ülkede,senin ülkende istediğin gibi yaşayama,istediğin gibi okuyama,istediğin yerde çalışama…tercihlerin kalıplara bağlı…hatta sırf senin gibi akrabaların olan askerler atılsın,insanlara kötü gözle bakılsın…(bir –iki başörtülü kötü bir şey yapsın tüm başörtülü kişilere mal edilsin)bir insanın alkol almaması kendi seçim hakkında olmasın..olmaz hep beraber sarhoş olacağız…
-bir insan ülkeyi yıllarca geriye götürsün onun adı gericilik değil “darbe” olsun…yine olsa yinede yapardım desin,binlerce ölüye,binlerce acılı aileye saygısızlığa rağmen…
-bir insan ülkenin üst düzeyinde görevdedir…onun eşi isviçreye 2 bavulla gidip 20 bavulla döner?!istediği soygunu yapmakta özgürdür o…başka insanlar istanbuldaki tarihi bir yalıyı yakar ama yalı enkazında tarihi eserler yoktur…neler oldu acaba o eserlere??!sorulma gereği duyulmaz…Ama biz Atatürkün çocuklarıyız derler…Atatürkün çocuğundan zarar gelmez ülkeye…o insanlara layıksınız siz aslında ülkeyi soyan,geriye götüren…ama aynı ülkede yaşıyoruz…ülkemi bnm gibi,seven bnm gibi düşünen insanlar olmalı…ben bnm fikrimde ama ülkeme kötü davranan insanlar gelsin demiyorum,asla…bencil değilimdir…
-bu ülkede insanlar evlatları daha iyi eğitim alsın diye abd ye yollarlar,başka ülkelerede yıllardan beridir…parası olan herkes yollayabilir ama başörtülü biri gidemez…evinde otursun…işi ne?
-ama bazı insanlar gelirler devletin üst kademelerine…millet hemen mitingler yapar…otobüsler kaldırılır…aman cumhuriyet ayaklar altında Atatürkün adını kendi kirli işlerine alet ederler…onların Atatürk’ü ya bnm ülkemi kurtaran önder değildir sanki…
-bize zorla oruç tuturacaklar derler,iran olacağız bizde…millet galeyana gelir ne oluyoruz biz derler…zorla namaz kıldıracaklar,zorla başımızı örttürecekler…komik:)sadece gülünecek kadar komik…bir ilkokul çocuğuna bak evladım böyle bir rejim var ülkemizde yıllardırda iyi kötü bu şekilde yönetildik,biz kimsenin sömürgeside değiliz özgür bir ülkeyiz..ama bazı kimseler gelecek ve bunları yapacaklarmış deseler çocuklar bile gülerdi bunlara…
-dini inancın zorla yapılanımı olur derlerdi…olmaz tabiî ki insanın içindedir,kalbinden gelir…yapana da,yapmayana da saygı duyarsın sadece herkesin yolu kendinedir…birbirinin hak ve özgürlüğüne tecavüz etmesin iki tarafta mutlu mesut yaşarlar…
-ülkede ilk defa doktorlar kendilerine ev araba alabildiler…çünkü bu hükümet onlara permorfans maaşı verdi…herkesin maaşı var ama bu puanlamaya göre ameliyatlara daha fazla girerseniz daha çok maaş vereceğiz…yani hastalar aylarca beklemedi devlet hastanesinde,doktorlar yoruldu ama alın terlerinin hakkını aldılar…emeklisi işçisi aman yine hayat pahalılığı dediler ama karınları daha çok doydu…
Çiftçiye destekleme verildi…hatta çiftçiler daha da zengin oldu…yüzleri güldü…
-Ama sırf eşi başörtülü diye bazı kimseler ona şunu bile teklif ettiler ya mevki yada eşi arasında seçim yapsın diye…
-ya neler oluyor bir kendinize bakın…devlet dairesindeki başörtülü kimsenin verdiği hizmetle yargılayın,başarılı savunmasına,başarılı adımlarına bakın…onunda bir androit olmadığını aynı senin benim gibi bir insan evladı olduğunu,evlenen,üreyen,ağlayan,oda senin gibi dünyaya bir kez gelen…biri olduğunu düşün…zevkleri,heyecanları,ülkesine yapacak nice yararları vardır diye düşün…onlardan alınan yılların beyin göçünün ülkeye zararlarını da düşün…tiki gençliğine değil,ahlaklı ve iyi eğitimli bir gençliğin ülkeye ve geleceğe ne katkılar vereceğini düşün…
-ülkesini,toprağını,bu toprakların neyle sulandığının bilincinde bir gençlik…kendi ülkesinin milli tatil olan yıllarca okutulan cumhuriyet bayramı ne zaman ondan bir haber gençlik değil…gelecek bu olmamalı…
-işte o zaman göreceksin ki etrafta neler değişiyor…kendine bakmalı insan önce kendin değişirsen,ailene,ailen değişirse topluma,toplum değişirse de DÜNYA’yı değiştirecek en şerefli varlık olduğunu unutmamalı insan…insan,insan olduğu için değerlidir…niceliği değil niteliğidir…
Ülkemi bnm gibi seven ve bnm gibi düşünen herkese,
Yorumlarını paylaşan tüm özgür beyinlere sevgiler…
20 September 2007