• Categories

ÖSS efsaneleri

Dönem; 2000 öss
Yer; Nazilli lisesi/ Yeni bina dersliklerinden biri

Sınavın baÅŸlamasına 5-10 dk var. tuvalete gidip gelenler, heyecandan kalemi elinde tutamayanlar…

Sınav baÅŸlıyor. gözler efsanenin kahramanı elemana çevriliyor. eleman sayısal öğrencisi. parlak da bi öğrenci. iyi sonuçlar almış dersane denemelerinde. 40-45 dakikada matematik sorularını deliler gibi çözüyor. hepsini yapıyor. “dur bi soluklanayım” diyor. annesinin marka bandajını çıkardığı sudan bir yudum alıyor. sıranın üzerine koyuyor. elini ÅŸiÅŸeden ayırmak istiyor falan, marka bandajını ÅŸiÅŸeye yapıştırmak için kullanılan yapışkan ÅŸey yüzünden su birden soru kitapçıgının ve sıranın üzerine dökülüyor. çocuk “hassstttrrr” ile birlikte ayaÄŸa fırlıyor. hemen kitapçıgı kapıyor fakat iÅŸ iÅŸte geçmiÅŸ kitapçık yapış yapış olmuÅŸ. sayfaları açılmıyor.

» Yazının Devamı

İlgili Konular: No Tags

Her zaman 1000$’a süper bir makine alırsın!

Her zaman bilgisayardan anlayan bir abi, bir amca bulunur mahallede. Kim bir bilgisayar alıcak, ya da parçasını deÄŸiÅŸtirecek, hemen gider, bu bahsi geçen çok bilmiÅŸe sorar; “Hocu, ÅŸimdi ben evde kullanabilceem bi makine alcam, celeron mu alıyım, pentuan mı?”

İlk sorunun tesbitinden sonra, bu çok bilmiş başlar saydırmaya. Başlar sahip oldugu tüm bilgileri döktürmeye. Sanırsınız gaz ve toz bulutu zamanından beri yaşıyor. O derece tecrübeli.

Bu bilgi dökümü sırasında, soruyu soran birey çoktan piÅŸman olmuÅŸtur zaten. “Ulan o ya da bu ÅŸeklinde bi soru sorduk, adamın anlattıklarına bak” serzeniÅŸi içindedir. HaketmiÅŸtir tabi. Bir türlü bitmez çok bilmiÅŸin anlattıkları. Bi bakmışsınız, Türkiye-Avrupa BirliÄŸi sorununa kadar gelmiÅŸ. İşte tam bu sırada kurtulmanın tek bir yolu vardır. “Peki hocu anladım ben senin anlattıklarını. Yani sonuç olarak ben 1000$’a güzel bi makine alabilir miyim?” dersiniz ve alacagınız tek cevap vardır bu çok bilmiÅŸ tipden “Yavrum yarım saattir ben sana ne anlatıyorum; Her zaman 1000 dolara super bi makine alirsin…alala!”

İlgili Konular: No Tags

Abanmayacagim teknik vuracagim

Zaten zor bela kaleci bulunmuştur. Bu yüzden kaleciye fazla sert davranılmaz. Yeri geldiğinde göstermelik ayak içi plaselerle olayın korkulacak bi tarafı olmadıgı aşılanmaya çalışılır.

Tabi maçın ilerleyen kısımlarında, maç kızıştıgında bu söz kat-i suretle tutulmaz. Gol atıcam, hat trick yapıcam diye hayvan gibi abanılır. Kaleci, suratına gelen topla birlikte -top da onundur zaten- küser gider. Ortam bok olur. AkÅŸam ezanı da okunmak üzeredir. Herkes “Napalım, kısmet” der evin yolunu tutar. Tutmazsa anne hemen cama çıkar “Meeert Meeeeeeeert” diye bagırır. Sonra baba gelir. Anne yemek yapıyodur. Yemek yenir. Biraz televizyon seyredilir. Uyku gelir. Uyunur. Sabah kalkılır. Kahvaltı yapılır. SokaÄŸa çıkılır. KomÅŸudaki arkadaÅŸ kapının önünden bağırmak suretiyle dışarıya davet edilir. İlk önce annesi çıkar “yok” der. Sonra arkadaÅŸ pencereden, bacadan, bi yerden yolunu bulup çıkar. Topu olan çocuk aranır. Bulunur. Zor bela topuyla oynatılmaya ikna edilir. Sonra aynı çocugu kaleci olması için de ikna edilmeye çalışılır. Maça baÅŸlanır. İlk anlarda çocuklar kaleciye çok sert ÅŸutlar çekerler gol atıcaz diye. Kaleci de “bana ne oynamıyom iÅŸte” der topunu alıp gitmeye meÄŸillenir. Hemen koÅŸar, “Valla abanmiycam teknik vurcam” deriz sırayla. Çocuk ikna olur. Maç kaldığı yerden devam eder. Ama bu sefer oyuncular daha dikkatlidir. Zaten zor bela kaleci bulunmuÅŸtur. Bu yüzden kaleciye fazla sert davranılmaz. yeri geldiÄŸinde göstermelik ayak içi plaselerle olayın korkulacak bi tarafı olmadıgı aşılanmaya çalışılır…

(bkz: 80ler cocuklarinin eglenceleri)*

İlgili Konular: No Tags

Yanlışlanabilirlik ilkesi

GeliÅŸtirilen bir teori için yüzlerce destekleyici olay ya da örnek bulabilirsiniz. Bunun bir sonu yoktur. “DoÄŸru”, “Bu da doÄŸru”, “Bak gene doÄŸru” der durur, sonsuz sayıda dogrulama yapmamız gerekmesine raÄŸmen, en sonunda bu teoriyi “mutlak doÄŸru” kabul ederiz. Bu hatalıdır.

Fakat teorinin yanlışlandığı bir örnek tesbit edildiğinde, bu teori terkedilir ya da düzeltilir. Bu şekilde doğruya ulaşma şansımız artar. Her yanlışla birlikte yeni bir doğruya ulaşılır. Çember daralır, doğruluk yüzdesi artar.

Örnek olarak; Marksizmin ve Freud‘un görüşleri/teorileri çerçevesinde yargıları çürütebilecek bir olgu tasarlamak mümkün deÄŸildir. Çünkü bu teoriler herÅŸeyi açıklayabildiklerini iddia ederler.

Bu teorilere göre gözlenen her olayın teori tarafından öngörüldüğü ve teoriye uyduğu kabul edilir. Bu teoriler yanlışlanabilirlik ve çürütebilirliğe imkan tanımamaktadır.

Sonuç olarak bu tip teoriler bilimsellikten uzaklaşmış, bağnaz bir yapı kazanmış olurlar.

İlgili Konular: No Tags

Avrupa’dan futbol

Premier League baÅŸta olmak üzere, pazar günleri gerek NTV‘de olsun gerek TRT‘nin 1′inde 2’sinde 3′ünde olsun, kamera açıları ile (bkz: Kale arkası kamerası), stadyum ambiyansı ile futbol zevkini, damarlarınızda hissetiÄŸiniz nadide program.

Çogu zaman seri halde gösterime giren golleri izlerken, “ohaa…ohaaaaa, yuuhhh gole bak” ÅŸeklinde birbiri ardına gelen tepkilerinize dizgin vuramazsınız.

» Yazının Devamı

İlgili Konular: No Tags

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.