Scrubs‘tan tanıdığımız Zach Braff‘ın ilk uzun metraj eseri. Filmin neredeyse tüm anahtar noktalarında onun ismi var; yönetmen, senaryo, baÅŸrol.
Oldukça doÄŸal ve yalın bir film. HissettirdiÄŸi duyÄŸu ise oldukça ağır ve saÄŸlam. Scrubs’ın J.D’si olmaktan çok uzak burada Zach ve bu da yerinde olmuÅŸ. Ayrıca filmin esas kızını da Leon‘dan tanıdığımız büyümüş Natalie Portman oynuyor.
Ayrıca zamanında bu film için bir blog açmış Zach. Ve siz, biz gibi blog tarzı yazılar yazmış sıklıkla, bir Amerikan ünlüsünden beklenmeyen bir şekilde.
Miramax kapı komÅŸumuz Yunanistan’a kadar getirdi bu filmi ama sanırım “Türkiye için fazla ağır” ya da “alakasız” diye düşündüler…
Resmi sitesinde de oldukça hoş videolar var. Sabırlı olursanız kamera arkası görüntüler oldukça etkileyici. Dizaynı da bir o kadar filme uygun.
Kesinlikle tavsiye ederim.
Yayınlanma Tarihi: 03 June 2005 | İlgili Olduğu Konular »
Kasa ile duvar arası 20 santim olduÄŸu, o deliklerin gün yüzü görmediÄŸi ÅŸartlarda kaçınılmaz bir tereddüttür. Bazı durumlarda ses kartının boÅŸ delikleri bile zorlanabilir küfürlerle birlikte; “Nerde bu amuga godumun deliÄŸi!” (ArkadaÅŸ: lan 3 yıldır bağırta çağırta kız sker hala deliÄŸi bulamadım diye bağırıyor… lan ne yenilikçi bi adammış… kıza yeni heyecanlar yaratıyo )
Hatta ve hatta sadece gece lambasının aydınlattığı bir ortamda, sandalyenin üzerine çıkıp, monitörün üzerinden kasanın arkasına uzanıp, domalarak sokuÅŸ için uygun ÅŸart ve pozisyonu, doÄŸru koordinat yakalamaya çalışılır. Olmaz… Olmaz olmaz… Bi türlü denk gelmez… Küfürler küfürler… Ardından küfürün destekleyicisi el savurmaların ters momentiyle sandalye ayak altından kayar. Önce kasaya sonra monitöre kafa atarakdan yer ile öpüşülür.
Bu kerteden sonra bilgisayarın fiziksel bütünlüğünden şüphe etmek gerekir malesef… Insan nasıl cinnetin eÅŸiÄŸine gelir alın buyrun…
Kişisel düşüş yüzdesi: %43
Yayınlanma Tarihi: 02 June 2005 | İlgili Olduğu Konular »
Etrafımızı sarmış “ünlü olma hastalığı”ndan kurtulmak ne mümkün… Her delikten kamera çıkıyor. Silah gibi. Tehdit ediyorlar, “çekeriz, cümle aleme rezil ederiz kaçma gel, hesap ver bize” diyorlar.
Böyle çemkirmelerine gerek de yok zaten çogu zaman. Bi çokları kamera ile mikrofon birlikteliğini görür görmez atlıyorlar önlerine. Hiç bir şey yapmasalar, el sallıyorlar.
Yarışmalar falan var artık, insanlar kendini ünlü zannetsin diye hazırlanan. Ünlü olunca mutlu olacağını umuyorlar. DoÄŸal olarak kendilerini bir anda 5-10 yaÅŸ büyümüş, 3-5 kat daha zeki olmuÅŸ bir ÅŸekilde, Türkiye’nin gündeminin tam ortasında buluveriyorlar. Pek tabi kameraya yapay, kalıp gülümsemeyi öğreniveriyorlar cabucak.
» Yazının Devamı
Yayınlanma Tarihi: 01 June 2005 | İlgili Olduğu Konular »