Kim kimi aldatıyor; bilmiyorum. Ama aldananı iyi biliyorum.
Aldanan bardağı hep dolu gösterenler. Onları hepimiz çok iyi tanıyoruz. Her gün basında, televizyonda boy gösterip olmayan refahı, olmayan geleceği pazarlıyorlar.
Üzüldüğüm nokta, onların pazarlama aracı olan basın ve televizyon. Bütün gerçekleri bilmelerine raÄŸmen “UyaroÄŸlu” olmayı tercih ediyorlar. Ne yapsın UyaroÄŸul’ları… Hayat zor. İkbalden, yaÅŸam standartlarında ödün vermek daha zor.
Bizler, yani bardağın boş tarafına sahip olanlar, okuma alışkanlığımız kaybolmasın, aman okuduğumuz gazetelerin trajları bir an önce AB standartlarına ulaşsın diye okuyoruz. İzliyoruz, yılların verdiği alışkanlıkla. Ama nereye kadar? Nereye kadar sürecek bu aldatmaca? Ne zaman aldatanlar farkına varıp aldandıklarının, aldatmaktan vazgeçecekler biz bardağın boş tarafına sahip olanları.
Yazan: Celal Genç
Yayınlanma Tarihi: 31 March 2006 | İlgili Olduğu Konular »
Yaşım (ruhum değil) olgun denecek seviyeye daha yeni yeni ulaşmakta iken, nostalji yapabilecek kemale ermemişken garip bir gülümseme ile geçmişten bahsederim zaman zaman.
İçimde bir özlem oluÅŸur, sanki önümde doldurmak için can attığım bir geleceÄŸim yokmuÅŸcasına. Gerçi hangimiz eminiz ki yarın sabah esneyerek uyanabileceÄŸimizden… Ama bilim adamlarının yaptığı istatistiklere ve araÅŸtırmalara bakınca ortalama olarak ne kadar yaÅŸayabileceÄŸimiz konusunda bir fikre varıyoruz.
Buna raÄŸmen, yazı-tura için attığımız paranın dik gelme ÅŸansını sadece Kemal Sunal filmlerine bırakıyoruz. Sanki noterli bir anlaÅŸma yaptık yukarıdaki ile…
İtiraf etmeliyim ki, yazmaktan, okumaktan en çok hoÅŸlandığım konudur geçmiÅŸ. Anılar, geride kalmış alışkanlıklar, “Eskiden” ile baÅŸlayan cümleler… Zaman zaman kendi yazdıklarıma da geri dönerim. Dönüşüm hep “Bir Zamanlar” kategorisinden baÅŸlar.
» Yazının Devamı
Yayınlanma Tarihi: 30 March 2006 | İlgili Olduğu Konular »
Bir filmin etkileyici olması aslında çok da zor değildir. Ezberlenmiş yöntemler bile denense işe yarar. O yüzden işinin erbabı film eleştirmenlerinin soğuk durduğu, hatta açıkça beğenmediğini ifade ettiği filmler büyük kitleler tarafından beğenilebilir.
En basit örneÄŸi sitcom denilen durum komedilerinde görülür. Genellikle çoÄŸunun senaryosu belli bir formül üzerinden gider; Sahne giriÅŸ ve çıkışlarında bir espri, espri belirteçleri (gülme efektleri), 1 dakikayı geçmeyecek diyaloglar, bölüm boyunca salak konumuna düşen bir karakter (her bölümde farklı bir karakter olabilir). Her bölümde en az bir “imkansızlık” (kız arkadaşı ile öpüşmek ister ama olaylar bunu imkansızlaÅŸtırır)
» Yazının Devamı
Yayınlanma Tarihi: 29 March 2006 | İlgili Olduğu Konular »
Dünya Bankası, Türkiye’deki okul sisteminin çok az öğrenciyi iyi eÄŸittiÄŸini, çoÄŸunluÄŸu ise baÅŸarısız kıldığını savundu.
Türkiye’deki eÄŸitim reformu için bir çalışma baÅŸlatan Dünya Bankası, ortaöğretimin aÅŸamalı olarak zorunlu hale getirilmesi, ÖSS sisteminin de yeniden düzenlenmesi önerisinde bulundu.
Çalışmanın ilk aşamasında, Milli Eğitim Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı ve Türkiye İstatistik Kurumu ile birlikte ortaöğretim ele alındı.
» Yazının Devamı
Yayınlanma Tarihi: 28 March 2006 | İlgili Olduğu Konular »
BirçoÄŸunuz “Karma felsefesi“ni duymuÅŸsunuzdur. Hatta bir aralar Tarkan Türkiye bayiliÄŸini almıştı (Bkz: Tarkan’ın karma felsefesi). Albümünün adını “Karma” koyunca, birçokları bu felsefeyi içinde türlü malzemeler bulunan çorba ile karıştırmıştı. Fakat öyle deÄŸil. Türkçesi “Ne ekersen onu biçersin“. Çocuklarımıza tembih edildiÄŸi ÅŸekli ile;
“İyilik yap iyilik bul
Kim kazanmış kötülükten
Kötünün başına gelmedik olmaz
Kimsenin ettiÄŸi kimseye kalmaz”
İşte, Amarika’da NBC‘de yayınlanmakta olan “My Name is Earl” adlı dizi de tam olarak bu felsefe üzerine kurulu.
» Yazının Devamı
Yayınlanma Tarihi: 27 March 2006 | İlgili Olduğu Konular »