Onlar haksızlıklarla ve şansızlıkların içerisinde doğan masum, dünyadan bir haber çocuklardı. Bir geleceğin teminatıydılar. Ancak savaşlarla büyüyüp savaşlarda öldüler. Daha bir sevgilinin dudağına sıcak bir buse konduramadan ya da elini veremeden sıcacık barış dolu avuç içlerine, hayatlarını yaşayamadan öylece öldüler.
YaÅŸayanlar intikam ve nefret duygularıyla yetiÅŸti. Büyüdüler… Büyüdüler… Sonra hayatlarını hiçe sayıp bellerinde bombalar, ellerinde silahlarla kendilerine gösterilen ve öğretilen büyük ÅŸeytana karşı koymaya and içtiler.
Aslında ortada şeytan yoktu. Ama birileri bu şeytanı onların beyinlerine yerleştirmişti.
» Yazının Devamı
Yayınlanma Tarihi: 31 October 2006 | İlgili Olduğu Konular »
Günlerdir Nobel Ödülü ve Fransa konuları ülkenin gündeminde. Uzun sürede inmeyeceğe benziyor.
Özgürlükçülüğün, demokrasinin kaynağı olan Avrupa’nın Fransa’sı 21.yy da OrtaçaÄŸ zihniyetine yavaÅŸ yavaÅŸ geri dönüyor. Yıllardır bizlere özgür düşüncenin yolunu açın diyenler ÅŸimdi bizden beter durumda, kanun çıkarma giriÅŸimde bulunuyorlar. Düşence özgürlüğüne çok büyük bir darbe vuruyorlar; “İnkar eden hapse girer. Ona göre konuÅŸun, ona göre kitap yazın”. Tam bir OrtaçaÄŸ zihniyeti. Türk Ceza Kanunu‘nda bulunan 301. maddeden bile daha ağır bir yaklaşım.
Günlerdir herkes bir ÅŸeyler yazıyor, söylüyor ve konuÅŸuyor. DoÄŸal olarak herkes tepkili. Ama biz dünya önünde farklı komplolar yapmadan sadece yapılanlara tepki koyup, bizdeki 301′i kaldırıp çok büyük bir çaÄŸdaÅŸlık dersi verebiliriz. Bizim için çok büyük bir fırsat. O zaman kim daha medeni toplum dünyaya göstermiÅŸ oluruz. Çünkü zamanla bunlar unutulacak. Tam ortamı iken düzgün ve akıllıca adım artarsak Türkiye’nin ne kadar medeni bir toplum olduÄŸunu dünyaya yansıtabiliriz.
» Yazının Devamı
Yayınlanma Tarihi: 28 October 2006 | İlgili Olduğu Konular »
İlgili Konular: avrupa,
çin,
edebiyat,
ermeni,
fransa,
gao xingjian,
harold pinter,
ırak,
köşe yazarı,
nobel ödülü,
orhan pamuk,
ortaçağ,
patrick white,
türk ceza kanunu,
winston churchill
İşim gereği İnternet elim ve ayağım oldu artık. Her gün saatlerce karşısındayım, onlarca siteye giriyorum, onlarca yeni takip konuları buluyorum. Bilgisayarımda bir not defterim var, onları kayda alıp, vaktim olduğunda dönüp incelemek için tuttuğum.
Takip kaydı tuttuÄŸum bu defteri, “paylaÅŸma” eyleminden aldığım haz ile birleÅŸtirince Takipte.com medyana geldi.
Anafikir.com da benzer bir fikirle medyana gelmiÅŸti. O “yorum defteri“min “paylaÅŸma” ile evlenmesinden doÄŸmuÅŸtu
» Yazının Devamı
Yayınlanma Tarihi: 14 October 2006 | İlgili Olduğu Konular »
Konuya (Yapı Kredi’nin yeni logosu) yakın ya da uzak olanları bir kenara itip, tersten gitmek istiyorum. Bu yüzden yazı biraz “ters” gelebilir. Riske girmek istemeyenleri bu konuda belli bir tecrübesi, birikimi ve üretmiÅŸliÄŸi olanların yorumlarını[1] [2] [3] incelemelerini öneriyorum.
Yeni bir logo görüyorum. Ama bir gariplik var. Sanki basitçe iki logonun yapıştırılması gibi. Hani çocuklar meÅŸgale (oyun) olsun diye gazeteden kesip beyaz karton üzerine uhu ile yapıştırırlar da “Bak anne ne yaptım” derler ya, aynen onu hatırlattı.
» Yazının Devamı
Yayınlanma Tarihi: 12 October 2006 | İlgili Olduğu Konular »
Ara sıra nedenini bilmediğim ve daha sonra anlamsız bulduğum bir gevezelik zırhına bürünüyor haleti ruhiyem. Bir kaçış planının en başında hazırlık turları atan bir mahkum gibi hissediyorum kendimi.
Önce ısınma turları yani gevezeliğimin doruk noktalarına ulaşma çabası. Daha sonra bir küfürbaza rakip olacak kadar çok söven bir insan ve en sonunda da anlamsız bir susma kisvesi altına gizlenip işte özgürlük diye içten haykırışım.
Evet, ben de biliyorum bunun bir yenilgiyi gizleme planından bir adım ötesi olmadığını. Ben de biliyorum zarar haneme kaybedilen ve boşa geçen bir günü ifade eden bir çiziği attığımı.
» Yazının Devamı
Yayınlanma Tarihi: 10 October 2006 | İlgili Olduğu Konular »