22 Temmuz 2007 Seçimlerinde CHP Neden Kaybetti?
Bir ülkede iktidar başarılı ise muhalefete ancak bu başarıyı karşıdan seyretmek düşer. CHP’nin başarısız olarak görünmesinde kimsenin göremediği ana etken budur.
Normal şartlarda iktidardaki bir partinin yıpranmış, ana muhalefetteki bir partinin de güçlenmiş olması gerektiğini düşünürüz. Ancak bu tam tersi olmuştur. Hiç kimsenin beklemediği bu ters duruma nelerin etken olduğuna bir bakalım.
İlk etken, iktidarın başarısı. Ak Parti’ye oy vermiş biri olarak, seçim öncesi koyu CHP’li diye tabir edebileceğim bir arkadaşımla sohbet esnasında kendisine şu soruyu sordum;
“Chp tek başına iktidara geldiğinde Akp’den neyi farklı yapacak?”
Bana söyleyebildiği tek şey, “Memleketi satmayacak” oldu. Ben buradan şu sonucu çıkardım. Bugün CHP tek başına iktidara gelmiş olsaydı bile, AKP’nin yaptıklarından çok farklı bir şey yapmayacaktı.
Ekonomi, sağlık, eğitim, dış politika, işsizlik vs zaten yapılanların aynısını yapmaya devam edecekti. Ana muhalefet partisi, muhalefet yapmak için bir şeyler üretemez ise, muhalefet yapmak için kendisine malzeme temin edemez ise yaptığı muhalefet çok sığ ve etkisiz kalır. Nitekim öyle olmuştur.
İkinci etken, belli bir kesimin partisi olmaktan kurtulamamış olmasıdır. Belki de böyle bir yol izlemesi, toplumun tamamını kapsayacak bir parti olmak istememesinden kaynaklıyor.
Ben sol görüşlü kişileri genelde; yenilikçi, aydın, akıllı, özgürlükçü, demokratik ve laik kişiler olarak tanımlarım. Bu kişiler genelde başarılı işadamları, profesörler, öğretmenler, yargı mensupları vs kişiler olarak karşımıza çıkar.
CHP eğer belli bir kesimin partisi olarak kalmak istiyorsa ve kendisine her zaman ana muhalefet görevini biçiyorsa sorun yok. Ancak iktidar partisi olmak hedef ise toplumun tamamını kucaklamanın yollarını aramaları gerekir. Yoksa matematiksel hesaba göre bundan sonra da muhalefette kalmaktan kurtulamayacak.
Ülkemizde sağ-sol seçmen oranı %70-%30 civarındadır. Omurgası sağlam oyların oranı sağda %40, solda %20’dir. 22 Temmuz seçimlerinde CHP, DSP ile birleşmesi ve SHP’nin seçimlerden çekilmesi sonucunda solda tek parti olmuştur. Bu da gösteriyor ki CHP solun sağlam oylarını alabilmiştir.
Beklentilerin %25-%30 olduğu bir seçimde CHP için %21 bir başarısızlıktır.
Üçüncü etken, Cumhurbaşkanlığı krizi. Cumhurbaşkanlığı seçimi için meclise girmemesi, millet iradesinin önünü kesmesi çok yanlış bir davranıştı. Üstüne, katılmadığı mecliste çoğunluğun sağlanamadığı iddiası ile Anayasa mahkemesine gitmesi de çok yanlış bir davranıştı.
Demokratik bir yol ile çoğunluğun istediği -Deniz Baykal’a göre dayattığı- adayın önünü kesmeye çalışması çok yanlış bir davranıştı. Eğer demokrasi işletilmiş ve CHP meclise girmiş olsaydı bugün Abdullah Gül cumhurbaşkanı idi ve 22 Temmuz seçimleri hiç olmayacaktı.
AKP; cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP, Anayasa mahkemesi ve Genelkurmay kıskacında kalmış ve gerçek anlamda bir mağduriyete uğramıştır. Ancak bu mağduriyet sadece AKP’nin değil aynı zamanda millet iradesinin ve demokrasinin de mağduriyetidir. 22 Temmuz seçim sonuçlarında bu mağduriyette etkili olmuştur.
Dördüncü etken, CHP’nin sosyal demokrat kimliğini ve özelliklerini kaybetmiş olmasıdır. CHP bu seçimlerde sözde elit azınlığın partisi görüntüsünü vermiş ve öyle davranmıştır.
Beşinci etken, yenilikçi olamayarak, dinozorlar partisi olmaktan kurtulamamıştır. Deniz Baykal’ın normal şartlarda istifa etmesi gerekirken, yerinde kalması ve seçim sonuçlarını bir başarı olarak görmesi ana muhalefet görevinden memnun olduğunun bir göstergesidir.
Altıncı etken, artık sağ-sol hesaplarını kimsenin yapmadığını, insanların bilinçlendiğini, CHP’nin ana ilkelerini AKP’nin sahiplendiğini görememiş olmasıdır. Demokratik, özgürlükçü, halkçı.
CHP’nin bu seçim sonuçlarından sonra oturup, bir özeleştiri yapması gerekmektedir. Bunu yapmazlar kendi görüşlerinde diretirlerse, gelecek dönem %21’i bile bulamayacaklar. CHP fikren zaten erimiştir, bazı şeyleri görmezden gelerek diretirlerse gelecekte fiziksel olarak ta eriyecektir.
Hiç kimse unutmamalı, bu ülkede laik, demokratik, Atatürkçü, yenilikçi, ezici büyüklükte sağ görüşlü bir kitle var. O yüzden hiç kimse Atatürk’e, laikliğe, demokrasiye, tek başına sahip çıkmaya çalışmasın.
Son olarak; CHP gerçekten kendine bir çıkış yolu arıyorsa, daha önce Bülent Ecevit’in yaptığı gibi Kemal Derviş’i getirsin. Ancak bu defa genel başkan olarak.
27 July 2007 | İlgili Olduğu Konular »

Fatih Bektaş
Çok başarılı bir yazı omuş…
27 July 2007
Uğur Çelebi
Merhaba,
Bir kaç önemli yorum hatası sanırım burada da yapılmış. “Yenilikçi, aydın, akıllı, özgürlükçü, demokratik ve laik kişiler ” in partisi CHP olabilir. Bu anlamda hiç bir sorun yok.
Asıl sorun Türkiye de bu kesimin oranı ne ?
Bağlantılı olarak bu oranları kim önemsiyor ? Kimler Türkiye deki büyük bir çoğunluğun kendileri gibi yaşamadığını ve düşünmediğini biliyor ve buna göre hareket ediyor ?
Tasvip etmiyor olsamda bu parti maalesef “AKP”.
Balık tutmayı değil balık yemeyi öğretiyor. Gerçek bu.
Bahsi geçen aydın ve entellektüel kesimin ve temsilinin varoşlara etkisi ekmek ve gıda desteği şeklinde olmadığından pek önemli sayılmamakta, saçma sapan şeylerle ilgilenen, değersiz ve önemsiz kelimeler sarfeden önemsiz kişiliklerden daha ileriye gidememektedir.
Bu düşünce gerçek olmalı ki, bahsi geçen kesim daha sonra Tv lerde “Biz nerde yanlış yaptık, başka dünya da mı yaşıyoruz” şeklinde özeleştrilerde de bulunmuşlar, şaşkınlıklarını da gizlememişlerdir.
Sokaklarda yaşayan 12 saat ter dökerek alacaklılarıyla boğuşanlarla klimalı salonlarda fikir üretenler arasında tabiki bir “gerçeği yorumlama” farkı olacaktır. Bu gayet doğaldır.
Chp kendi içerisinde ne kadar başarılı ya da başarısız yönetilirse yönetilsin. Karşı tarafın bu gücünü ve avantajını göz ardı etmek abesle iştigaldir.
Reklamcılığın en stratejik noktalarından biridir.
“Düşen marka değeri bir daha asla yükselmez ” Değeri düşürmemek için çalışmak laazım -dı.
Artık iş işten geçmiştir. Markanın önemi yöneticilerinden daha büyük olduğundan hiç kimse bir markanın müdürüyle ilgilenmez. Kaybeden Baykal değil CHP dir.
Özel sektörde bu gibi durumlarda firmalar kapatılır başka isimlerle yenileri açılır. Alternatif çözüm ise Chp dahil başka bir partinin başarısı artık AKP nin başarısızlığına bağlıdır.
Televizyoncular bu durumu yıllar önceden keşfederek gerekli önlemleri almış, bu halka göre programlar ve diziler yaparak ticari hayatlarını devam ettirmişlerdir.
Bahsi geçen aydın kesim de sürekli bunları eleştirmiştir. Şu anda da aynısını yapmaktadırlar. Ama eleştiriler ne seçim kazandırır ne de dikkate alnır. Bir an önce bunun farkına varmak gerekir diye düşünüyorum.
Fransız devrimi artık sandıklarda ve uzun vadede hayata geçme sürecine girmiştir. Zaman alacaktır.
Halka inmek yerine halkı yükseltmek için eğitim sistemini değiştirmek isteyen vizyon sahipleri ise
AKP den kovulmuştur. Bu da bu partinin Lider vizyonunu anlamak açısından incelenmesi gereken başka bir konudur.
28 July 2007
Erdinç
Uzun lafa ne gerek? Baykal olduğu için. Bu arada Sarıgül de gerçekten CHP’li olsaydı bu zor günde isyan bayrağı açmazdı. Sanki bu anı bekliyormuş gibi davrandı bence.
Tek yol Zeki Sezer’in gelmesidir. Gerçek demokrat gerçek insan odur. Çünkü o şahsiyet kendini 13 kişilik listeye almadı. Arkadaşlarını öne çıkardı, menfaat yapmadı.
Bu arada ben aşırı bir MHP sempatizyanıyım ama Atatürk ve silah arkadaşlarının partisinin yoldan çıkmasına haz edemiyorum.
Saygılar.
28 July 2007
Emre
Gerçekten başarılı bir yazı olmuş.
Seçimden sonra birçok kişi Türk miletinin %60′ının aptal olduğunu söyledi. Bu konu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
30 July 2007
Doğan ORMANKIRAN
22 Temmuz seçimlerinin sonuçlarının ölçülmesinden daha çok seçimlerin hangi şartlarda yapıldığına dikkat çekmek gerekir.
Bu şartları ortaya çıkarmak için bir kaç soruyu sormakta yarar var.
Birincisi oy veren vatandaşlarımız yeterince bilinçli midir?
Eğitim seviyesinin bu seçimlerin sonucunda rolü ne kadardır?
Partiler ve adaylar eşit şartlarda yarışmışlar mıdır?
Medya bu seçimlerde taraf olmuş mudur?
İş dünyası bu seçimlerde taraf olmuş mudur?
Paranın bu seçimlere etkisi olmuş mudur? Olduysa ne ölçüdedir?
Demokrasi bugün ülkemizde amaç mıdır? araç mıdır?
Televizyon ekranlarında liderlerin eşit şartlarda bir araya gelmemesi, ve tartışmadan kaçmaları demokrasiye uygun mudur?
Bütün bu soruların cevapları seçimin sonuçlarını anlamamıza etki edecektir.
Anlamadığım bir hususu da dikkatlerinize sunmak istiyorum. Bir yandan CHP’nin başarılı olmaması için bütün şartları hazırlayacaksınız. Diğer taraftanda medya üzerinde ya neden başarılı olamadı bu parti diye tartışma açacaksınız…
Sonra açık ve örtülü parti muhalefetlerini bütün yıl boyunca ekranlara taşıyacaksınız. Televizyonun konuklarına bakın ne ilginçtir ki; sağdan sola say hep aynı isimler…Ve onların ne yorumunu, ne yaşlarını ve nede konumlarını tartış(a)mayacaksınız…
Parti liderlerini; yaşlarını görüşlerini tartışacaksınız… ama yorumcuları ve medyayı tartışmayacaksınız… Onların yaşlarını konumlarını tartışmayacaksınız…onların demokrasi martavallarını tartışmayacaksınız… Bu konuda aksi bir görüş yayınlatamayacaksınız…
CHP yıllar boyu yanlış yada doğru bir hesaplaşmanın tarafı olarak görülmüştür. Bu nedenle sürekli sorgulanan, eleştirilen bir imge olarak vurun abalıya mantığı ile toplumun önüne atılmış ve atılmaya da devam etmektedir.
Diğer tarafta, eskiden adı var olan ve o şaşalı günlerini yaşayan bazı partiler bugün ortada yok… Nerede Demokrat Parti…? kimse sorgulamıyor… Nerede Anavatan Partisi…? bunlar popstar partiler miydi?
Misyonları bitti mi? Kimdi bu partilere oy verenler? Şimdi nerdeler? Bu gün AKP’nin o partilerle bir farkı var mıdır? Bütün bu süreçlerin sonucunda toplum olarak ve o toplumun bireyleri olarak ne kazandık?
Bugün kendine AKP’ liyim diyenler bundan çok değil 6 yıl önce neciydiler?
O partilerin, arkasındaki destekçilerini tanımlamadan, misyonlarını tanımlamadan bugünü yorumlamak eksik ve yanlış olur…
Bugün Atatürk’e bile dil uzatılmasının neredeyse makul görüldüğü ve fikir özgürlüğü olarak addedildiği bir demokrasi ortamında; Ulusal bütünlüğün, üniter devlet yapısının, eyaletlerin tartışıldığı bu günlerde; bunların aksini savunmak elbette başarı ve oy sağlamaz çünkü parasal bir karşılığı yoktur…
Bütün bu cevaplanması ve düşünülmesi gereken soruların yanı sıra CHP’nin hatası yok mudur?
“İletişimin ana kuralı bizim ne anlattığımız değil, karşımızdakinin bundan ne anladığıdır. “
Elbette CHP’nin bir öz eleştiri yapma zamanı gelmiştir. Bir çok şeyi değerlendirip gözden geçirmesi gerekmektedir. Kendini ifade edememiştir. Politikalarını doğru anlatamamıştır.
30 July 2007
Mesut
Benim merak ettiğim sayın başbakan ve bakanlar hakkında bir çok yolsuzluk davası olduğu söyleniyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
30 July 2007
Talha Can
Sayın Bigalioglu,
Efendim tespitlerinize katılıyorum, yalnız bir şey hatırlatmak isterim, tespit tedavi için yapılır. Seçimden sonra CHP’nin önde gidenlerinin söylediklerine bakarsanız pek ders almış ve doğrulası değiller. Hatayı hala gezde, arpacıkta arıyorlar, gerçekleri göremeyen gözlerine bir kere baksalar hatanın nereden kaynaklandığını anlayacaklar. Partizan değilim, ama CHP de bu ilkenin partisi, ona oy verenler de bu ülkenin çocukları ama temel hata bu gerçeği diğer partilere yakıştıramamaları. Hiç bir ülkede bir parti bir ülkenin rejim koruyucusu olmaz, olamaz. Ülkenin kitlesel olarak sahip çıktığı olguları tekelleştirip haricini de ötekileştirirseniz, sonuç sine-i millet değil, sille-i millet olur. Mantıksız(!) mı?
30 July 2007
İzzet Kütükoğlu
Tespit ve değerlendirme doğru. Yazar konuya son derece gerçekçi yaklaşmış. Ancak CHP yönetimini oluşturanların bu gibi değerlendirmelerden anlam çıkaracağını ve fayda sağlayacağını ummuyorum!
Onlar milletin kömür karşılığında, yardım karşılığında, para karşılığında Oylarını AKPye sattıklarını düşünüyorlar!
Bana göre Türk halkı oy vermeyi öğrenmiştir.
Yazarı kutluyorum. Teşekkürler.
31 July 2007
Fatih Bektaş
Sayın Kütükoğlu;
Milletin oy vermeyi öğrendiği gerçeğine bende katılıyorum. Bazıları hala bu gerçeği gözrmezden gelip milletin bu irade beyanına aptal yakıştırmalarıyla karşılık veriyorlar. Bunları kınadağımı her fırsatta belirtiyorum.
Dünyanın hiçbir yerinde kimse kendisine verilen bir hakkı (Seçme ve seçilme hakkı) istediği yönde kullandı diye salak olmaz ve böyle bir yakıştırma yapılamaz.
31 July 2007
İsmail
Sayın Bigalioğlu;
Öncelikle yazınızla ilgili sizi tebrik ederim. Elinize sağlık. Ben sizlere şu soruyu sormak istiyorum. Pek çok kesim diyor. Bu iktidar “memleketi satıyor” diye. Peki bu satılan yerler nereler. Yapılan özelleştirmeler mi? yoksa başka yerler varda bunu ben mi bilmiyorum.
Ben özelleştirmelerin yapılması taraftarıyım ve devamda etmeli. Çünkü ben pek çok kez şahit oldum. Öyle devlet kurumları varki çalışanların hemen hemen hepsinde son model arabalar var. Devlete sırtlarını dayamışlar salla başını al maaşını sistemiyle yaşıyorlar. Devlet adelet, güvenlik gibi çok önemli işleri yerine getirmeli diye düşünüyorum.
31 July 2007
Barış Atalay
Türkiye’de her iki seçmenden biri AKP’ye oy vermiştir.
Bunun iki anlamı vardır. Türk halkı ya nasıl bir gelecek istediğine karar vermiştir, ya da nasıl bir gelecek istemiş olabileceğinin bilincinde değildir. İkisi de birbirinden vahimdir.
CHP meselesine gelince. CHP Kemalist bir partidir. Solcudur. Seçmenin önüne sadece milliyetçiliği ve AKP’nin yanlışlarını koyarak gitmek en büyük hatası olmuştur. İşin CHP açısından tirajikomik tarafı ise, milliyetçilik-ulusalcılık ekseninde politika yapmıştır, fakat bu politikayı kullanarak aldığı oylar bu seçimde MHP’ye gitmiştir. Çünkü MHP milliyetçidir, aşırı milliyetçidir. Bu duyguları kim uyandırırsa uyandırsın, eninde sonunda o duyguların oya döküldüğü kap MHP’dir. CHP farkında olmadan MHP’nin propogandasını yapmış ve bu partiye tarihi bir hizmet vermiştir.
Bu da oy uğruna merkeze kaymaya meyilli bütün sol partilere ders olsun. Devletin bütün kurumlarının hızla peşkeş çekildiği, Türkiye Cumhuriyeti ile gelen bütün kavramların tartışmaya açıldığı, tarikat örgütlenmelerinin çığ gibi büyüdüğü bir ortamda sen CHP olarak seçmene tam bağımsız, sosyal adalat ve eşitliğe dayanan çözümleri sunmazssan, alabileceğin oylar ‘ sadece ve ehlikenin farkında olanların oylarıdır. Ama sol partiyim diyenin yapması gereken halkın tehlikenin farkında olmasını sağlamak (bunu kısmen yapmıştır) ve bu tehlikeden nasıl kurtaracağına dair çözümler üretmektir ki CHP’nin bu konuda notu 0′dır. Bu öylesine büyük bir başarısızlıktır ki, Cumhuriyet Mitingleri’nin potansiyelini bile kullanamamıştır.
04 August 2007
sakinesuskun
Ben oyvermedim onun için kaybetti,
09 August 2007
hayal
gercekten halkımızın konusamadıgı bi yazı olmus
22 August 2007
Hayal
Gerçekten çok güzel bir yazı olmuş
Halkımızın konuşamadığı bir yazı olmuş.
22 August 2007
Kit
Seçim çalışmalarını laiklik üzerine yapan, halkla içiçe olmayan, fakir kesimle kuçaklaşmayan ve onları hor gören, kendilerini seçkin kimseler olarak tanımlayan ruhların yenilgisiydi bu seçim.
02 September 2007
hüseyin kolcuoğlu
CHP’nin iktidara gelememesinin veya az oy almasının sorumlusu kişisel değildir.CHP’nin ta kendisidir.Böyle bir partiye bence Müslüman Türk Milletinin ihtiyacı yoktur.Sadece rejimin beslediği küçün oranlı bir azınlığın ihtiyacı vardır diyebiliriz.Milletin çoğunluğuna ters düşen bir partinin demokratik yollarla iktidara gelmesinin de imkanı yoktur.Bunu bilen CHP hukuk dışı yöntemlerle iktidara gelmek için her şeyi yapıyor.Ama karşı taraf da eskilerin (Menderes, özal, Erbakan) yaptığı hataları yapmıyor ve oyunu kuralına göre oynuyor.CHP AKP’nin bu kadar sabırlı ve akıllı olacağını beklemiyordu.Kısacası Türkiye’de dengeler değişiyor.CHP bu dengenin aşağı olan tarafına doğru hızla düşüyor.Bu tarihten sonra bu düşüş devam edecektir onlarca yıldır rejimin beslediği zümreler yavaş yavaş yöneten sınıfından yönetilen sınıfına doğru gidecektir.
14 February 2008