Aile yapısının sistemli bir şekilde bozulması
Anafikir.com’da, “Siyonist A.Åž” rumuzlu biri tarafından, Ali Kırca ile ilgili yazıya yapılan bir yorumda aile yapısının sistemli çökertilmesinden bahsedilmiÅŸ. Hem rumuzu, hem de yorumu okuyunca konunun açılması gerektiÄŸini düşündüm.
Bir toplumun yapıtaşı ailedir. Aile yapısı bozulmamış toplumlara karşı askeri galibiyetler kazanılabilir, toprakları ellerinden alınabilir fakat gerçek anlamda zafer kazanılamaz.
Gerçek zafer toplumun kimliÄŸini tamamen yoketmekle kazanılır ancak. Üstelik askeri harekata bile gerek kalmadan. Buna doÄŸada ‘çürüme’ adı verilir.
KimliÄŸi yok etmek için de tabii ki ilk hedef kimliÄŸin oluÅŸtuÄŸu yer yani ‘Aile’dir. Aile gemisine yapılan saldırının ilk hedefi de seren direÄŸidir. Ailenin temel direÄŸi herkesin sandığının aksine baba deÄŸil annedir.
Gerçekten de sistemli bir ÅŸekilde annenin hayatında ailenin yeri deÄŸiÅŸtirilmeye çalışılmaktadır. “Çocuk da yaparım kariyer de” benzeri sloganlarla bilinç altımıza iÅŸlenmektedir.
Kadın’ın en önemli görevi annelik ve ailenin hamiliÄŸidir. Kadına bu görevi “part time” bir iÅŸ olarak yansıtırsanız tam performans gösteremeyeÄŸi açıktır. EÄŸer bir ÅŸirketteki operasyon müdürüne, çaycılık görevini de (üstelik öncelikli olarak) verirseniz müdürlüğü iyi yapamayacağını da tahmin edersiniz.
Aile yapısını en iyi koruyan toplumlardan birisi Yahudi toplumudur. Onlarda da kadının ailedeki yeri tam olarak tespit edilmiş ve uygulanmaktadır.
Google‘a girip businessmen OR businessman arayın. 30 milyon civarı bir sonuç çıkar. Sonra businesswomen OR businesswoman arayın. 3 milyon civarı bir sonuç bulursunuz (%10). Aynı aramayı “jewish businessmen” OR “jewish businessman” olarak ve “jewish businesswomen” OR “jewish businesswoman” olarak tekrarlayın. Tabii ki sayılar ilkine göre az olacaktır fakat oranın aynı olması gerekir diye düşünüyorsunuz deÄŸil mi? Genel İşkadını/Genel İşadamı oranı ile Yahudi İşkadını/Yahudi iÅŸkadını oranının birbirine yakın olmasını beklersiniz deÄŸil mi? Oran 450/100,000 yani yaklaşık %0,5′dir.
Size Türkçe özetleyeyim isterseniz. Yahudi toplumunda kadınlar %1 oranında çalışıyorken, diÄŸer toplumlarda bu oran %25′dir.
Sonuç olarak Yahudi toplumumun bozulmadan bu güne kadar gelmiş olmasında, çekirdek ailenin yapıtaşı olan annenin çalışma oranının bu derece düşük olmasının da önemli bir payı olduğunu düşünüyorum.
Yazan: Aydın Nişancı
09 November 2006 | İlgili Olduğu Konular »

Nursel Elönü
Kadının çalışıp çalışmamasının aile düzenini ne derece etkilediğini bilemiyorum.
Tahsilli bir ev hanımı olarak, bazen birikimlerimin içimden patlayıp çıkıvereceğini hissediyorum.
Bilmek ve başkalarına aktaramamak içimi daraltıyor. Zaman zaman acaba ev hanımlığını seçmeyip iş kadını mı olmalıydım diye düşünmüyor değilim. Acaba boşuna mı eğitim aldım?
Cevabı yine kendim veriyorum, tabiki de hayır. Ben her şeyden önce bir anneyim. Kulluk ve insan olarak bana verilen görevlerden en kutsalı bir kadın olarak annelik.
Eğitimli bir anne olarak çocuklarımın sorduğu sorulara doğru ve sağlıklı cevaplar verdiğim için çok mutluyum.
Biliyorum ki çocuklar için sadece sorduğu her soruya cevap vermek yeterli değil. Çocuk okuldan eve geldiğinde kapıyı annesinin açmasını ister, ona sarılmak sevildiğini ve önemsendiğini hissetmek ister.
Çocuklara, iş stressinden uzak durup sevgiyi yansıtabilmek çok önemlidir. Çalışan arkadaşlarım da hep çocuklarıyla yeterince ilgilenememenin burukluğunu hissediyorlar.
Geçen zamanın geri döndürülemeyeceği düşünülürse, dünyaya sadece bir defa gelen bir anne için kalp acıtan bir duygu. Çocuğunun attığı adımlarda yanında olamamak.
Netice olarak bir kadın çok iyi eğitim almalı ve sağlıklı nesiller için evde çalışmalı. İyi bir insan yetiştir ve bir gün binlerce insan sana teşekkür etsin.
Bir anneden okuyanlara selamlar.
09 November 2006
Doğan ORMANKIRAN
Aile yapısının bozulmasında yukarıda izahına çalıştığınız konu bir nebze olsun etken olabilir ama sorunun çözümüne tek başına katkı sağlamaya yeterli olacağını düşünmüyorum.
Keza bu örnekte bahse gecen milletin; dünya hayatındaki varlığı bizden çok önce de vardı. Bin yıllar sonunda gelinen noktanın aile adına ne kadar doğru olduğu kararına okurların karar vermesi daha doğru olur.
Benim fikrimce somut bir örnek teşkil etmez. Aramızda kültürler ve değerler anlayışı farklılık göstermektedir.
Bizim kültürümüzde bin yıllarca yer alan ve bize öğretilen; kadın her zaman erkeğinin yanında yer almıştır ve bu da böyle olmalıdır. Ama sizin anlatımınızdan bütün mevzu bahıs sorunu kadının evınde oturması, yani çalışmaması fikrine bağlayamayız.
Tam tersine, kadın erkeğin yanında onunla eşit oranda hayata katkı sunmalıdır. Çocukların eğitimine katkı ve iyi bir aile olma noktasında Babanında Anne kadar etkin rolü olmalıdır.
Burdan hareketle; bence söylediğiniz koşulu önerme teknikleri ile bize örnek teşkil edilen aile tipi, yani ben merkezli, bireyci bir toplum olma yoluna gitmektedir. Önemli olan örneği nasıl okuduğunuzdur.
Ne kariyer yapmak veya başka bir neden çocuğun ya da ailenin yapısını bozma aşamasında ana temel olarak gösterilemez.
Fakat şunu söylebiliriz ki; gelişen dünyanın ve globalleşen kültür anlayışının gerek bu kültürün savunucuları aracılığı ile gerek yazılı ve gerek görsel basının dayatmalarıyla; topluma mal edılen kultur ve yaşam tarzının kuşaklar arasında bir
tartışma yaşattığı kaçınılmaz bir gerçektir.
Öncelikle ideal bir aile yapısı üzerinde hem fikir olmak gerekir. Yoksa diğer türlü, bu benim yaşam biçimim şeklinde demokratik bir talebin karşısında aksi bir cevap yeterli olmayacaktır.
Kaldı ki bizim coğrafyamızda aile yapıları ilden, ile; kasabadan, kasabaya; köyden, köye farklılık göstermektedir.
Bazılarımız özgürlükçü, bazılarımız otoriter ve bazılarımızda ise yaptırımları olan baskın aile yapılarına sahibiz.
Sonuç olarak, Tüm sosyologların veya bu konuda fikir sahiplerinin oluşturması gereken ortak noktada, bir aileden ne beklenmeli ve bu beklentilerin sağlanması için ne tür destek ve çalışmalar yapılması gerekmektedir noktasında etkın çalışmalar ve toplantılar düzenlenmelidir.
Bugün insanlar; bir işe girerken diploma bellı statu aranıyor. Araba sürmek için ehliyet aranıyor. Ama maalesef ki; Aile kurarken veya çocuk sahibi olurken her hangi bir ehliyet aranmıyor.
Aile planlaması yapılamayan toplumlarda aile içi problemlerde belirli zaman aralığında gün yüzüne çıkmaya devam ediyor.
Psikologlar ortaya çıkan bu sorunalrın nedenlerini çocuğun çocukluk döneminden ergenlik çağına kadar geçen süreçte, aldıkları eğtim, kültür ve çevre koşullarına bağlıyorlar ki, bütün bu yaşananlara, toplum olarakta bir kaç ses dışında seyirci kalmaktan öte gidemiyoruz.
Aile yapısını bozduğu ve kültürel bir yozlaşmaya neden olduğu noktasında, şikayet edilen olguların gerçekleştirildiğini kabul edecek olursak, bu yozlaşmanın karşısında da bizim toplum olarak neler yaptığımızda bir öz eleştirye tabi olunmalıdır.
10 November 2006
Yumurcak
Doğurdunuz, 3, bilemediniz 6. ayın sonunda ise dönmek zorundasınız. Bu noktada bir şecim yaptınız ve çocuğunuzu annenize teslim ettiniz.
Çocuğunuz şımarık olduğu zaman ona kızma hakkına sahip değilsiniz. Çünkü anneanneler/babaanneler sizler doğduktan sonra sizlere goster(e)medikleri toleransı onlara gösterecek, çocuğunuz annenizin ellerinde bir “doyumsuz” olarak yetişecektir. En azından “otorite merkezi” çocuk icin SIZ değil ANNENIZ olacaktır.
Ya da bir bakıcıya verdiniz. Bakıcı geliyor akşama kadar çocuğunuzla ilgileniyor. Hiç siz kapıdan çıkarken arkanızdan canhıraş feryatlarla aglamadı mı çocuğunuz? Çok şanslısınız.
Akşam vakti işten yorgun argın geliyorsunuz, yapılması gereken ütü, yemek, çamaşır, bulaşık, temizlik var. Bir yandan da çocuğunuz gece yarılarına kadar uyumak bilmiyor. E sizin yarın erken kalkmanız da lazım, çok onemli bir toplantınız var? Ne yapacaksınız?
Çocuğu zorla uyutmaya çalışıyor, gerekirse kızıp bağırıyorsunuz. Oysa onun isteği sadece anasını, kendini doğuran kişiyi bir saat daha fazla görebilmek. Haksız mı sizce?
Doğan beyin söyledikleri doğru, ilave etmek gerekirse psikolog/pedagoglar annenin en azından ilkokula başlayana kadar çocuğunun yanında bulunmasını öneriyor. Yani 6-7 yaşlarına kadar.
Toplumun temel taşı aile ise, kadının ailede olması gereken yer öncelikle çocuğunun yani olmalıdır.
14 November 2006
Aydın Nişancı
Yazıma yorum yapan ve yazılarında çok yapıcı, çok yararlı ve çok saygılı olan her iki arkadaşıma sevgi ve saygılarımı gönderiyorum.
Çocuklarımın yetiştirilmesinde onun merakının giderilmesi de çok önemli bir işlevdir. Fakat bu işlev başka kaynaklarla ikame edilebilir. Anne (ve hatta baba) sevgisi ise yerine konulacak başka bir şeyle giderilebilecek bir ihtiyaç değildir.
Kadının kendini geliştirip teknik anlamda da saygıdeğer olması, hatta çalışabiliyorsa çalışması, birikimlerini kullanması konusunda ben de sizlere katılıyorum. Fakat benim taviz vermek istemediğim tek bir konu vardır. ‘Bir Anne, bu faaliyetleri çocuğuna ait olan zamandan çalarak gerçekleştirmemelidir.’
Ayrıca şunu da kabul etmekteyim ki bizim ailemizin fikri başka, sizlerinki başka olabilir. Bilinçli olarak yapılan seçimlerle karar verilen çocuk yetiştirme metodları, birbirinden farklı karakterde bireyler yetiştirir. Gerek Nursel Hanım gerek Doğan Bey’in oldukça sağlıklı bireyler yetiştireceklerinden yüzde yüz eminim.
Fakat hayattaki önceliklerini iyi belirleyememiş bazı ebeveynlerin sırf tatmin uğruna çocuklarını ihmal ederek iş hayatında başarılı olmaya çalışmalarını ‘çocuk yetiştirme metodu’ olarak adlandıramıyorum.
Saygılarımla…
14 November 2006
Devran Deviren
Elin çocuğu üzerine kafa yormak değil de kendi çocukluğuna taziye adına yazmak gerekirse burda bir iki satır, demem o ki: anne ‘meryem ana’ olsa; yapıp edeceği İsa.
Adem babanın, bir kaburgasından çıkmış Havva. Sevgiyi ne bilsin ki ana; Yahudi ırkının kapalı kimliği içinde sevgi mi var Allah aşkına, seven bir Yahudi gördüm diyen parmak kaldırsın.
Anne zeka geliştiren bir ilgiyi başarabilir ama; babadır ruh ve sevgi, İsa söylüyor bunu eger iftira değilse kendine incil kaydına göre. ‘anadan doğan bedendir, ruhtan doğun’ sözü ile, Kuran ise ‘çocuğun anne üzerindeki hakkı iki yıldır’ demiş kaydında, günahı çevirmenin boynuna. ana baba bir yana, kendiniz ne yapacaksınız her işi onlar yapınca; iyi kurulmuş bir makine gibi işleyip üreteceksiniz.
16 November 2006
Bulent Murtezaoglu
Metinde denmiş ki:
Size Türkçe özetleyeyim isterseniz. Yahudi toplumunda kadınlar %1 oranında çalışıyorken, diğer toplumlarda bu oran %25′dir.
Özetlenen şeyin dayanağı dört tane google araması. Bunun üzerine birşey bina etmek bana makul gelmedi. Ben de bir iki arayayım dedim. Şu haberden alıntı yapıyorum:
Bu da çok bir şey göstermez, çünkü İsrail’de hem Arap nufus var hem bütün Yahudiler orada yaşamıyor. Yalnız bu istatistik ile yukarıda alıntıladığım %1 iddiasi arasındaki tezat ortada.
25 November 2006
Nurkan
Bence yazı çok güzel olmuş. İstatistikler sadece Google’dan diyenler için çocuk pornosu örneği bence yeterli olacaktır.
Benim eşim de yüksek tahsil gördü ve şu anda çalışıyor. Sorun şu ki, kadınların evde çocuk bakmayı bir iş olark görmemeleri ve bu olayı küçümsemeleri.
Dünyanın en önemli ve bir erkeğin asla yapamayacağı işi yani çocuk yetiştirmeyi önemsememek eğitimsiz, duygusuz bireylere dolayısı ile toplumlara modifiye eder toplumu.
Çocuklarımızın özendiği ve kimliklerini aradıkları şeylerin sadece kapitalizmin küçük oyunları olduğunu belirli bir yaştan sonra onlara kabullendirebilmemiz ne yazık ki çok zor.
26 November 2006
Bahar
Herkesin fikri kendinedir ancak bence bunun kadının çalışmasıyla alakası yok.
17 December 2006
Mustafa
Sosyal toplumun bozulmasında basının yeri var mıdır acaba?
12 March 2007