• Categories

Ali Işıngör: T.C. Yakın Tarihi (3)

adnan-menderes-asilmasi-idam.jpgHer şey Ilk Askeri Darbe ile Başladı, 1960!
İsmet İnönü diktatör müydü?
…Bence İsmet PaÅŸa’nın diktatörlüğünden çok, 70 ve 80′de bu role soyunanlar Türkiye’ye asıl zararı verdiler. Asıl bunları konuÅŸmalıyız.

SY: Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan ve Bülent Ecevit’ten mi bahsediyorsunuz?

Hayır, bu isimler bunu denemeye yetecek kadar hiçbir zaman oy alamadılar bu ülkede… Buradaki en büyük kastım, Kenan Evren‘dir.

SY: Darbe! Önce Adnan Menderes ile başlayalım isterseniz? 1960.

Evet. Bu darbe, sadece birbirleriyle çatışmakta olan saÄŸ-sol fraksiyonlara deÄŸil, ülkenin tüm yazarlarının, tüm düşünce üreticilerinin üzerine indi. O dönemde yaÅŸanılan olaylar hâlâ çok tazedir, 12 Eylül sonrasında “sol” bir daha kendine gelemeyecek kadar dağılırken, saÄŸ cenah da 1990′ların ikinci yarısına deÄŸin fikir üretme yeteneÄŸinden uzaklaÅŸtı.

60… 60′da darbelerin ilki yaÅŸandı. Sonuçları itibariyle, Türkiye’yi en az etkileyen darbe bu oldu. İki yıl sonra siyaset, 1950′lerdeki görüntüsünü üç aÅŸağı beÅŸ yukarı almıştı (gülüyor).

Gariptir, yakın tarihimizdeki en özgürlükçü anayasaya da 61 Anayasası ile kavuştuk. Açıkçası 60 darbesi, diğer darbelerin önünü açması ve sonrasında yaşanan Harbiye öğrencilerinin hareketliliği açısından ilginçtir

SY: Fakat Osmanlı’dan bu yana askerin yönetimdeki “kollayıcı”lığı sürmemiÅŸ midir? 1960′da ilk kez fiziksel olarak görünür oldu sanırım.

Biraz öyle oldu. 60 darbesi, gerekçeleri açısından da “en kabul edilebilir” darbeydi… 58 ve 59′da artık çıldırmakta olan Vatan Cephesi, “tahkikat komisyonları” gibi çılgınlıklarla, fiili olarak bir diktatoryaya doÄŸru gidiyordu. Bunu engellemesi açısından yararlı, hatta ÅŸimdiki anayasalarımızda yer alan “anayasal düzeni koruma ve kollama” gerekçesi açısından, 27 Mayıs en “kabul edilebilir” müdahaleydi. İmralı’da olanları “olumladığım”, anlaşılmasın tüm bu söylediklerimden…

Menderes Neden Asıldı?
SY: Yeri gelmiÅŸken, kıyıda köşede kalmış bir cevabın sorusunu iletmek istiyorum. Adnan Menderes’in asılmasına kadar varacak suçu ne idi? Bir devlet adamının yaptıkları yüzünden hayatına son vermek hangi demokrasi anlayışı ile örtüşür?

Hiçbir demokrasi anlayışıyla örtüşmez. Menderes ülkeyi kötü yönetmiÅŸ, hatta özel hayatında çapkınlıklar dahi yapmış olabilir, ancak tüm bunların “asılmasına yol açacak” suçlar olmadığı, bugün herkesin malumu. Hatta askerlerin bile! Öyle olmasaydı, astıkları Menderes’i 30 yıl sonra Harbiyelilerin omuzlarında Topkapı’daki anıtmezarına taşırlar mıydı?

60 Darbesi En Anlaşılabilir
SY: Menderes’in asılmış olması dışında 60 darbesi yerinde bir karardı yani.

Hayır, bunu söylemiyorum. Sadece bu ülkenin yaÅŸadığı “üç açık darbe” içinde gerekçeleri en anlaşılabilir olanın 60 darbesi olduÄŸunu söylüyorum. 60 darbesi, kısa vadede hiçbir sorunu çözemediÄŸi gibi, 70 ve 80 darbelerine de yol açmasından ötürü kötü bir deneyimdir.

“Cumhuriyetçiler” ve “Demokratlar”
SY: Biraz geriye gitmek istiyorum. Belki de bugün ağırlığını hissetmekte olduÄŸumuz Türkiye-Amerika iliÅŸkilerinin baÅŸlangıcına. Çok partili döneme geçiÅŸ kısmında birkaç soru iÅŸareti kaldı bende. İsmet İnönü kendi iktidarını kendi rızası ile terk etmeye göze alan ilk devlet baÅŸkanımız sanırım. Bu “vazgeçiÅŸ”te dünyadaki dengelerin etkisi önemli rol oynuyordu şüphesiz. Bize biraz detay verir misiniz? Amerika’nın bir anlamda dayattığı demokrasi tek çıkıştı sanırım?

Demokrat Parti’nin adı bile bana bir dayatma gibi geliyor. İki taraf var. Biri cumhuriyetçiler, diÄŸer demokratlar. Ben bunu bir yerden hatırlıyorum?

Bu sadece ABD‘nin deÄŸil, Fransız Devrimi‘nden sonra tüm dünyayı içine alan iki ana eÄŸilimin, saÄŸ ve solun iki karşıt temasıdır. “Cumhuriyet”i yani rejimi korumak ve “demokrasi”yi güçlendirmek.

İşin ilginç yanı, bu iki ana temanın sahipliÄŸinin dönem dönem yer deÄŸiÅŸtirmesidir. Örnek mi? 1930′lara kadar ABD’de yeniliklerden yana olan kesim Cumhuriyetçilerdi. Demokrat Parti ise köleliÄŸi savunan eski güneylilerin bir hareketi olarak doÄŸmuÅŸtu.

Benzer bir ayrımı Türkiye’de de görebiliriz, “demokrasi” 1960 ile 1985 arasında solun ana sloganı iken, 2000′lerde saÄŸa geçti. Bence burada, çok saÄŸlam bir “saÄŸcı” olan Deniz Baykal‘ın tutuculuÄŸu büyük etkendir (gülüyor). Deniz Bey, tarihimizin en büyük tutucularından biridir ve ÅŸimdi daÄŸa taÅŸa “Cumhuriyeti koruyacağız” diye yazıyor. Pardon, niye “demokrasi”yi deÄŸil?

Deniz Baykal Çoktan Bırakmalıydı
SY: Deniz Baykal demiÅŸken, bugünkü CHP’ye zarar verdiÄŸini düşünenlerden misiniz? Artık devirdaÅŸları (Tansu Çiller, Mesut Yılmaz…) gibi bırakmalı mı?

Çoktan bırakmalıydı ama sanırım o bırakmak istese bile “yarattığı canavar” onu bırakmayacak. O nasıl bir delege profilidir öyle? İşin daha da vahimi, “cumhuriyeti kuran” CHP‘de Baykal’a karşı çıkartılabilen en önemli alternatifin Mustafa Sarıgül gibi “birisi” olması. Kendini solda hisseden birisi olarak CHP’nin bugünkü haline üzülmüyor deÄŸilim. Ama sanırım bunu hak ettiler (gülüyor).

SY: Hak ettiler derken?

Türk solu ve solcusu korkaktır, çıkarcıdır, halktan kopuktur, halktan yana gözükürken kendinden yana olan bir garip “canlı türüdür” diyeyim ve bu bahsi burada kapatayım… Türk solunun acilen bir Rönesans’a ihtiyacı var ve bunu nasıl yapacağını inanın ben de bilmiyorum…

(Gülüşüyoruz)

Sahillerde ve BeÅŸiktaÅŸ, Etiler, Adalar ve Kadıköy’de seçimleri açık ara kazanan ama varoÅŸlarda bir varlık gösteremeyen bir sosyal demokratik harekete, dünyanın baÅŸka yerlerinde olsa, sadece gülerler.

(Yine Gülüşüyoruz)

SY: Haklısınız. Bugün CHP’de “entelektüel olma” ÅŸartı var sanırım (gülümsüyorum)

Keşke onu da becerebilseler! Partide ne kadar entelektüel varsa attılar (gülüyor).

< Bölüm II || Bölüm IV >

42 Yorum — “Ali Işıngör: T.C. Yakın Tarihi (3)”

Yorum yap, fikrini paylaş

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.