Anneler günü
- ne o?
- hiç
- ne hiçi olm yüzün beÅŸ karış… bak ölçeyim isters..
- abi bırak… hiç ÅŸaka kaldıracak durumda deÄŸilim
- ne olm! nooldu diyoruz biÅŸi demiyosun alala!
- ya çok ruhsuz mu olduk biz
- haha! ne o romantizme mi sardın
- al iÅŸte… abi bi doÄŸru dur ya… skim seni…
- lan dur tamam gitme dinliyorum… ne anlat
- annene hediye aldın mı
- yok lan nasıl alıcam
- baya alıcan işte
- olm unuttun galiba benim memleketim burası değil
- biliyoruz! kargoyla gönderirdin
- e yuh! karnımızı zor doyuruyoruz…
telefon ettim iÅŸte… ne ki? nooldu?
- ben de ankesörlüden geliyorum
- eee?
- ya gittim telefon ettim kutladım falan da
- ne olm söle ya!
- ondan sonra markete gittim… biÅŸiler alıcam ekmek arası falan… aldım sırada bekliyorum
- yine salam kaÅŸar domates mi… ahhaha
- ya bi dur yaa!
- tamam tamam anlat…
- iÅŸte… markete bi adam girdi… adam degil genç bi eleman… üstü başı kir pas… saçı başı birbirine girmiÅŸ… hani ÅŸu sana bi aralar anlatmıştım… hani hazırlıktayken gördüğüm eleman… ÅŸu çaydan bi yudum alıp, her yudum sonrası gidip birazını çöpe döken…
- haaa… ÅŸu fizik de okuyan… hani sen de “abi beni bölümden korkutmak için mi yapıyolar bunu yaa!” demiÅŸtin eheh… evet? noolmuÅŸ ki elemana neden öyle üstü başı berbat?
- ya iÅŸte… elinde bi tane elma… dışarıdaki tezgahtan almış herhalde… markete girdi. elinde de bir milyon var. sıradakilerin önüne geçti. anlaşılmaz biÅŸiler söyledi. kasiyere bir miyonu uzatır gibi yaptı… belli belirsiz “bozuk var mıydı… bozuk mu… bozar mısınız” gibi biÅŸi söyledi. kasiyer yüzüne anlamsız bi ÅŸekilde yüzüne baktı. eleman da başını öne eÄŸdi. hiç biÅŸi demeden elinde elma dönüp gitti.
- hadi yaa…
- kasanın önündeki herkes kalakaldı… sonra kasiyer sıranın en önündeki kadına “tanıdınız mı… hani aÅŸağı mahalledeki ikizler” kadın “evet de…” dedi. ben de sanki kasiyeri uzun zamandır tanıyormuÅŸum gibi daha önce hiç yapmadığım biÅŸi yaptım; “noolmuÅŸ ona?”. kasiyer kafasını bana çevirdi, şöyle bir baktı. yine önündeki kadına “anneleri ölmüş” dedi.
- vay be… demek…
- “iki kardeÅŸ de böyle olmuÅŸlar iÅŸte… çocuk üniversiteyi bitirdi yahu” dedi kasiyer. “vah vah… halbuki biÅŸisi yoktu… universiteye gider gelirken görürdüm” dedi kadın.
- …
- parayı ödedim mi alacaklarımın hepsini aldım mı hatırlamıyorum… hemen alelacele çıktım arkasından baktım. öyle amaçsız zikzaklar çize çize uzaklaÅŸtı gitti… eve giderken acaba dönüp tekrar annemi arasam mı diye düşündüm… demin telefon çok ruhsuzmuÅŸ gibi geldi… “anne… çok seviyorum seni” diyesim geldi içimden… olmadı… aramadım… eve gelirken… diÄŸer mutlu insanlar gözüme batar oldu… bir elinde gazete diÄŸer elinde çiçekler, orta yaÅŸlı bi adam… koca bir hediye paketi arkadaşına heyecanla içinde ne olduÄŸunu tahmin etmesini bekleyen genç kız…
- … abi… nasıl… neyse…
- gidiyorum abi ben ders çalışmam lazım…
- iyi ben dışarı çıkıyorum biÅŸi istiyo musun… ha sen dışarıdan geldin ya zaten… neyse görüşürüz abi…
22 May 2005 | İlgili Olduğu Konular »

Burak
Anneler bizim için önemli birer hazinedirler. Onlar bizim ağlayıp, üzülmemizi, başarısız olmamızı istemezler.
Onlar bizim kötülüğümüzü isteyecek en son kişilerdir.
www.minikperi.com
Buraktan sizlere.
11 May 2007