Atatürk ve gruplaşmalar
Derin Sular -alışık olduÄŸum gibi, yine- uzun süredir deÄŸinmek istediÄŸim bir konuyu ele almış “Atatürk’ün Düşünceleri ‘OlabileceÄŸin En İyisi’ Miydi?” baÅŸlıklı yazısında. Genel olarak yazı -baÅŸlıktan da anlaşılabileceÄŸi gibi- Atatürk’ün tabulaÅŸtırılması ile ilgili. Gülay Göktürk’ün aynı konu ile ilgili yazısından hareketle baÅŸladığı yazısına, Gülay hanımın görüşlerine paralel bir ÅŸekilde devam etmiÅŸ.
Gülay hanım yazısında çarpıcı bir kurgu oluÅŸturmuÅŸ. Atatürk’ün yaşıtlarına kıyasla oldukça genç vefat ettiÄŸini belirtmiÅŸ ve bunun varolmadığı varsayımı ile baÅŸlayarak, bu durumun Türkiye’nin siyasi tarihinde yapacağı olası etkileri öngörmeye çalışmış.
Gözlemlerime dayanarak, ülkemizde Atatürk ile ilgili duruşları genel olarak üçe ayırabileceğimizi düşünüyorum;
A. Atatürk’ü insanüstü bir varlık olarak görenler.
B. Atatürk’e ve yaptıklarına saygı duyup, takdir edenler.
C. Atatürk’ün açığını arayıp, ona duyulan saygıyı zedelemeye çalışanlar.
Bu oldukça genel bir gruplama. Pek tabi daha detaylı gruplandırılabilir fakat vurgulamak istediğim noktaya daha çabuk gelebilmek için bu gruplar üzerinden açıklama yapmaya çalışacağım.
Önce ÅŸunu belirtmemiz gerekiyor. Yukarıda sıralanan gruplardan en fazla kitleye yayılmış olanı sizin de tahmin edebileceÄŸiniz gibi B grubudur. A ve C gruplarının toplamı ancak %20lik bir oranı yakalayabilir diye düşünüyorum. Bu demek oluyor ki, sokakta yürürken yanından geçtiÄŸimiz her 10 kiÅŸiden 1′i A bir diÄŸeri de C grubuna giriyor. Bana kalırsa bunlar bile oldukça abartılmış oranlardır.
Gelelim bu gruplar arasındaki iliÅŸkilere. A ile C grubu aslında yanlızca “Atatürk meselesi”nde ortaya çıkmış gruplar deÄŸillerdir. Bu gruplar ve üyeleri, diÄŸer birçok ikilem yaratan durumlarda da konumlarını korumaktadırlar. Çogu zaman birbirlerine zıt görüşlere sahiplerdir. Biri “ak” diyorsa diÄŸeri “kara” der. Bu gruplari genelleyecek olursak, A grubu mensupları “Kemalist (Ateist)” olarak adlandırılır, C grubu ise “Sarıklı”.
Bu iki grubun zıtlaÅŸması daha birçok popüler tartışma konusunda da varlığını korur; Türban, Laiklik, Avrupa BirliÄŸi…
Aslına bakılırsa bu iki grup, diÄŸeri olmadan sesini yükletme gereÄŸi duymaz. Her iki grubun üyeleri de “inanç”larına o kadar sıkı sıkıya baÄŸlıdırlar ki, karşı gruptan biri ile karşılaÅŸtıklarında otomatikman savunmaya, korunmaya geçerler. Ve bu ÅŸartlı refleks onların bağımsız ve saÄŸlıklı düşünmelerini engeller.
C grubu üyelerinin Atatürk’ün gerçekleÅŸtirmiÅŸ olduÄŸu baÅŸarılı eylemleri görmezden gelip, kiÅŸisel özellikleri ve yaÅŸam tarzına çamur atmaları ne kadar anlamsızsa, A grubu üyelerinin, Atatürk’ün söylediÄŸi her cümlenin %100 doÄŸru olduÄŸunu düşünmesi de bir o kadar mantıksızdır. Her iki grup da kendi içinde “baÄŸnaz” olarak tanımlanabilir.
A grubu üyelerinin, her geçen gün hızla deÄŸiÅŸen ve geliÅŸen dünyamızın içerisinde bulunduÄŸu dönemden 70-80 yıl önceki dünya düzenine göre kurgulanmış görüşleri hiç deÄŸiÅŸtirmeden, üzerine bir nokta koymadan günümüze taşımaları nasıl kabul edilemez ise, C grubu üyelerinin o dönemin görüşlerinin yanlış olduÄŸunu vurgulamaya çalışıp, bir o kadar eski ve artık Türkiye’ye ve halkına kesinlikle uymayacak bir yönetim biçimini gündeme getirmeye çalışmaları, diretmeleri o derece olanaksızdır.
Sonuç olarak her iki gruba dahil üyelerin dünya görüşlerini değiştirmelerinin zamanı geldi de geçiyor bile. Görüşlerinizi tamamen silin, atın demiyorum ama günün koşulları ile şekillendirilmeli diyorum. Geçmişi bilmek gerekli fakat geçmişte kalınmamalı diye düşünüyorum.
Atatürk’ün ülkemiz için yaptıkları yadsınamaz. Bu büyük baÅŸarının varolmadığını kimse iddia edemez. Bu açık bir gerçektir. Fakat, -her hafta futbolculardan da duyduÄŸumuz gibi- artık önümüze bakmalı ve mevcut olan engellere karşı yeni çözümler üretmeliyiz.
14 December 2005 | İlgili Olduğu Konular »

derinsular
‘Genel olarak’ diye belirtmiş de olsanız, bu konuyu üç başlığa ayırmanın biraz sakıncalı ve sınırlandırıcı olacağını düşünüyorum.
Pek telaffuz edilmese de, bu üç grubunun hiçbirine girmeyenler de var, bu konuyu hiç gündemine almayanlar da.
Kabaca ifade edecek olursam, herkes gibi Atatürk de, ya ölesiye sevilmek, ya efendice takdir edilmek ya da amansızca nefret edilmek durumunda olan bir insan değil, olmamalı.
Siyasi liderlerin etrafında bu şekilde üçe ayrılmak totaliter/faşist ülkelere mahsus bir durum. Hitler, Mussolini, Lenin, Mao örneklerinde olduğu gibi.
11 Eylül saldırılarının ardından ABD Başkanı George Bush’un, ‘Ya bizimlesiniz ya da teröristlerle’ şeklinde bir açıklama yaparak dünyaya son derece dar ve ‘zorunlu’ iki kategori sunmuş olması da benzer gerekçelerle eleştirilmişti.
İngilizcede ‘indifferent’ diye bir kelime de var. Türkçe’ye ‘kayıtsız’ olarak çevirmek doğru olur zannediyorum. Umarım anlatabiliyorumdur…
*Derinsular.com’dan alıntı bir yorumdur.
14 December 2005
Selim Yörük
Endişenizi anlıyorum. Fakat grupları oluştururken “kayıtsız” olan kesimi dışarıda tutmuştum. Pek tabi haklısınız bunu belirtmedim.
Ayrıca bu grupların kesin sınırlarla şekillenemeyeceği de açıktır fakat genel bir görüntü elde edebilmek için bu şekilde bir ayırım yapmayı uygun görmüştüm.
Ayrıca totaliter rejimlerde görülen bu gruplaşmanın, Atatürk için silik çizgilerle de olsa ülkemizde de varolduğunu düşünüyorum. Bu, Atatürk’ü Koruma Kanunu ile de devlet tarafından tescillenmiştir denebilir.
14 December 2005
Fethi Sipahi Tan
Selim Bey,
“İzlenimler” yolunda bir yazı yazmışsınız. İnşallah diğer işleriniz arasında daha fazla vakit bulursunuz, yarın öbürgün bu işleri bırakırsam bayrak yerde kalmayacak gibi görünüyor.
Selam ve Sevgiler.
Fethi Sipahi Tan
16 December 2005
ayşe yetkin
Atatürk’le ilgili o kadar anlamsız yazılar yazılıp , konuşmalar yapılıyor ki .Ülkemiz GAZİ’den sonra onun yaptıklarının onda birini yapacak birini çıkardı mı?
Atatürk’ün ileri görüşlülüğü,ülkemiz için seçtiği yönetim şekli ile kurduğumuz Cumhuriyet ile belli değil mi?
Seçilen Karma Ekonomi sistemi ile ülkemiz kalkınmadı mı?Şimdi ise adına Lberalizm denilen vahşi KAPİTALİZM ile yönetiliyoruz.Mine G.Kırıkkanatın yazdığı gibi üst kimlik işsiz alt kimlik aç .
Aslında bizi kimliksizleştirmek isteyenlerin oyununa geliyoruz bence
18 December 2005
kubra
c grubu bence sanılanın tersine daha büyük bi kitle değindigin konunun özü bu olmadıgını biliyorum ama bunlar birbiriyle orantılı a grubunun koyması gereken bi sınır var c grubuna aslında b grubuda kayıtsız kalanlar yaa anlamışsınızdır
18 March 2006
Ali
İlk iki yorumu çok saçma buluyorum. Türkiye’de yaşayarak adım başı, her yerde Atatürk heykeli ile karşı karşıya gelen biri, bu insana kayıtsız kalabilmesi imkan haricindedir.
Sarıklılar olarak isim ortaya atmayı da yersiz buluyorum. Bir kere Atatürk’e en büyük ve alenen düşman olanlar dini bütün insanlar değil başkalarıdır!
Dindarlar arasında da çoğunluk Mustafa Kemal’i seviyor, yalnız Kemalizm’e düşmanlık duyuyor.
11 August 2006
Hüseyin Kolcu
Selim bey daha güzel anlatamazdınız heralde. Sizin yazılarınızı okudukça aklın yolunun gerçektende bir olduğuna inanıyorum.
Galiba Türkiye’de artık akıl mevcut düzeni zorlamaya başladı, ne dersiniz?
Sizce bu A B C gruplarından hangisi daha etkin?
Bu ülkede bence A gurubu yani Atatürk’e şuursuzca tapanlar daha etkin. Ve yine bu ülkede iktidarda olanlarda onlardan oluşuyor. Fakat bu grup da kendi arasında ikiye ayrılıyor.
1- Atatürk’e tapmayı kendi menfaatleri icabı, yani paşa hayatlarını sürdürebilmeleri için yapanlar. Bunlar sermayenin, gücün bulunduğu kişiler.
2- Atatürk’e tapmanın kafalarına sokulduğu kişiler. Bunların genelde maddi olarak bir menfaatleri yok. Sadece beyinleri yıkanmış diyebiliriz.
Aynı şekilde C grubundaki kişiler de bir şeyleri eleştirirken, bir şeylerin karşısında olurken yönünü şaşırmış insanlar.
B grubundakiler de sessiz çoğunluk.
25 August 2006