• Categories

Baharın yeşertimi

Baharın güzelliğine dayanamadı toprak, yeşillendi

Kışın doğada gizil bulunan güzelliklerin çoğu, Nuh’un gemisinin sular çekilince karaya oturması ile içindeki mahlukatın doğaya yayılması gibi baharla içindekileri yeşertir.

Toprak da elbetteki bir örnekleme ile anıştırılması gerekirse. İnsan da Nuh gibi kendi varlık gemisine kendine iman edenleri ve boyun eğenleri toplamakta olan bir toprak yapıdır, seyyar.

Hayat sona erince karaya oturacak olan bu insan gemisi de, içindekileri ahiret bağında yaşasınlar diye salıverecek bahara erecektir.

İnsan insanın baharıdır bazen, içinizde gizli kalmış ve uygun ortam ve mevsim koşullarını bulamadığı için çimlenememiş birçok güzel ve de hoş tohumlar; insanın insanla tozlaşması veya etkileşimi ile çimlenip mayalanır da çıkar zuhura.

Eşeyli üreme ile çoğalan insanın sadece insan yavrulaması cinselliğini değil de, insanlığının da eşeyli çoğalıp, ürediğini; ruhunun ve bilgisinin de görgüsünün de eşeyli çoğaldığını söylemekte ne beis olacak ki.

İyi çaprazlamalarla, soylu neticeler alınacağı aşikardır; her ilişkide er de dişil sembolü olduğu gibi bu bahiste anılan yeşermek de dişiye iri er ere iyi dişi unsur bulmakla ilintili olduğu kadar.

İnsanın tensel cinsiyeti ile ilişkilerdeki mayalanmalar ve üretim biçimleri aynileştirilmesi değil bu anlatının teması, benzeşikliğinin anılması ile bir izah kolaylığı sağlamaktır kişilik ve var oluş süreğine.

Kitap okuyan okurun zihnini dölleyendir yazar desek, okuyup okuyup da ergi sağlayamayan kısırdır desek ya da okuduğu kısırdır desek yanlış mı olacak bu kıyas. Bir bahçıvan gibi görmek öğretmeni, bir çoban gibi görmek piri; bir arı gibi görmek insanı bir yandan öz toplarken bir yandan başkalarının tozlaşıp, çoğalmasını ve yeni kombinasyonlar oluşturmasını sağlayan bir insan.

Bir rüzgar gibi yoluna giderken nicesinin başka yerlerde varlığının etkinliğini sağlayan insan, hepsi de Tanrı’nın erleri sonuçta varlığın; bir bakteri bir virüs bir karınca ve arı ile bitkiler ile hayvanlar gibi sistemin bir parçası olan insanın farkı bunun farkında olabilmesi belki sadece kendisinin.

Oyunun farkında olarak oynamak hayattan tiyatronun farkı ya hani, hayvan ve sair varlıktan farkı da hayatın bu farkındalık olmalı insana. Farkında olarak oyun ve eğlence olan bu hayatın, oynayıp eğlenmek farklı bir şey; gerçek sanıp da perde kapanınca aymak farklı bir şey.

Sanat için oynamak, gelişim ve değer kazanmak; kendini daha bir kalite ve kalifiye kılmak için aşk gerek elbette, esmasına aşık olmak gerek Allah’ın- sıfatlarına. Zatına iman, sıfatlarına aşk ile onun; insan da bir zat olur ve onun sıfatlarını kullanması bu zatında olanaklı olur. Zaten insan için onun kendi ruhundan üflediği ruh denmekte değimlidir, zat olmayı bu sağlar insana; ve o ruh nefhası elbette ki kendi doğasına uygun olan kişilikle –sıfatlar ile- mutlu olabilecek ve arı kalabilecektir.

Emanetçi olan insan taşıyıcısıdır o değerin, o değer olarak o değeri taşımak insan olmak; o değerce varlık ülkesine taşınmak da bir baht insana, varlığım varlığından olana armağan olsun.

İman bir örtmemektir gerçeği kendine, küfürdür gerçeği örtmek kendinden. İnsan bir damla su gibidir formülü tüm suların aynısı; 2 hidrojen bir oksijen atomu, fakat her suyun tadı başka olması etkileşimi iledir elbette.

İnsan su formülü gibi bir ilahi özden doğmuş ve o özün seveceği sıfatları özleyen ve özünde tecelli ettirmeye özenen bir cazibe tutkunu varlıktır ki her şey O’nun cezbesi ile döngüdedir alemde.

Onun bir izini, bir ışımasını, bir yansımasını gördüğü yerde, regresyona mı düşer yoksa maya mı tutar ya da kara deliği midir hayatın o saat da adeta bir vahiy alır gördüğü onun için Cebrail’dir Meryem için olduğu gibi bilinmez.

Belki tüm var olanlar dışımızda, içimizin izdüşümüdür perdede; tüm melekler ve sıfatlar özümüzün açılımıdır sadece, bir damla insan ve alem bir umman nasılsa. Ummanı bilmez mi bir damla.

Aynı özden gelende bir izi yok mu her türün, evrim de bunun bir izah denemesi sadece; çevrim-döngü de (tenasüh). Ben de bir toprağım ve ne rahmetler yağmakta özüme O’nun gözünden ve sözünden; su hayattır elbette ve içimde ne baharlar yaşarır o gözlerden, baharın güzelliğine benim toprağım mı dayansındı. Dayanamadı, ağdı.

Yazan: Hüma Turna

16 Yorum — “Baharın yeÅŸertimi”

Yorum yap, fikrini paylaş

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.