Beklenen büyük Istanbul depremi
Gün geçtikçe fitili azalan bir bomba üzerinde oturuyoruz. Ve hiçbir önlem alınmıyor. Aksine hala, bir hafta içinde 10 katlı binalar bitiveriyor karşı köşemizde. İnÅŸaat ustası Hayri amca ile üç güçlü kuvvetli inÅŸaat işçisiyle bitiriveriyorlar apartmanı. Ne bir mühendis, ne bie hesaplama… Su terazisi çiziyor binanın kaderini.
Deprem aniden vurunca, her seferinde “VatandaÅŸlarımız sukunetlerini bozmasınlar, devletimiz yaraları saracaktır” ÅŸeklinde açıklamalar yapılacak. KardeÅŸim size morgda otopsi yapmak için ihtiyamıcız yok! Biz hastahanelere düşmeden bir ÅŸeyler yapsanız bir kere… Bir kere “Devletimizin öngürüsü, bilim adamlarıyla yaptığı araÅŸtırma ve incelemeler sayesinde bir facianın eÅŸiginden döndük” ÅŸeklinde konuÅŸabilsek. Bir kerecik de olsa ÅŸu ülkede yaÅŸamaktan gurur duysak. “Pisi pisine öldüler” denmese arkamızdan…

Selim Yörük
İzmir’in defalarca sallanmasıyla tekrar gündeme geldi deprem. Çetin Altan‘ın “AB üyeliği, İstanbul depreminden önceye mi, sonraya mı rastlayacak?” başlıklı yazısı gerçekten ilgi çekici. Yazıda yıllarca hükümetlerin depreme yaklaşımı ve yetersiz önem çabaları gözler önüne serilmiş.
Korkutucu. Ama adında olduğu gibi “büyük” acılar yaşamamak istiyorsak en kısa zamanda üzerimize düşeni yapmalıyız. En azından kendi yaptırdığımız apartmanlardan “kiraya vericem” mantığı ile malzemeden çalmamaya başlayabiliriz.
19 Ekim 2005