Bilinçli bir şekilde oy vermek
BildiÄŸiniz gibi 22 Temmuz‘da ülkemiz yeni bir dönüm noktasına gelecek; 2007 Erken Genel Seçimi. Ülkemiz bu tarihten itibaren yeni bir yöne gidecek.
Bazılarımız “Hiçbir ÅŸey deÄŸiÅŸmeyecek!” diyecek kadar ümitsizken, bazılarımız her seçimde oy verdiÄŸimiz partiye sadakatsızlık etmeyecek! Ama ÅŸu net olarak görülüyor ki çoÄŸumuzun aklı karışık.
YaÅŸananlar, son geliÅŸmeler, artan terör olayları, Cumhuriyet mitingleri, CumhurbaÅŸkanlığı seçimleri, göreve baÅŸladığından bu yana giderek büyüyen, geliÅŸen, yeni bir Türkiye tablosu çizdiÄŸini iddia eden bir hükümet ve görevleri gereÄŸi hükümetin icraatlerini, yaptıklarını ve yapmadıklarını eleÅŸtiren bir muhalefet…
Öncelikle kendi geleceÄŸimiz ve sonra her fırsatta çok sevdiÄŸimizi belirttiÄŸimiz ülkemizin gidiÅŸatının iyiliÄŸi için, 22 Temmuz günü gelmeden önce kendimize biraz zaman ayırmalıyız. Neye göre oy vereceÄŸiz ve hangi sebeblerle “İşte ülkemi yönetmesini istediÄŸim insanlar bunlar” diyeceÄŸimiz seçimi yapacağız ve her ÅŸeyden önemlisi içimizdeki ses buna onay veriyor mu?
Aslında kararsız kalmakda çok da haksız değiliz. Seçimlere katılan partilerin büyük bir çoğunluğu bir diğerinden farklı bir şey söylemiyor. Oysa seçim yapabilmenin doğasında karşılaştırma vardır. Karşılaştırma sonucu yapılan seçim de farklılıklara dayanır.
Maalesef ki, görüş olarak solda kaldığını bildiğimiz bir partinin söylevleri, sağın merkezinde yer alan bir partinin görüşleriyle neredeyse aynı.
Farklı söylev ya da görüşler yerine çoğu parti arkası mantıklı bir modelle desteklenmemiş bir sürü vaad savuruyor miting meydanlarında. Hatta çoğunun vaadleri öyle abartılı ve çekici ki insanların mantık süzgeçini bozuyor. Gerçekleşmeyeceğini bile bile gülümsetiyor ve umutlandırıyor.
ÇoÄŸunluÄŸun oyunu almaya aday olan partiler kolay bir yol bulmuÅŸlar. Görüşünü, baktığı yönü, dünya görüşü olarak bulunduÄŸu yeri belirten söylevler yerine, popülist ve “Biz hep sizin yanınızdayız. DiÄŸer partiler çok kötü” anlamına gelen sloganlar atmaktan öteye gidemiyorlar.
Bence bu “aynı”lık bize yapılan büyük bir saygısızlıktır. EÄŸer parti oy toplamak adına gerçek amaç ve görüşlerini gizliyor ise hepimizi kandırıyor demektir. Ama diÄŸer taraftan da görüşlerini ve dünya vizyonunu direkt olarak belirten partilerin ise yüzde 10 barajını geçmesi imkansız gibi gözüküyor. Bu da gösteriyor ki, maalesef halkımız gerçekten de tatlı vaadlere kanmayı seviyor.
Tam bu noktada, bu seçimde yükselen bir eğilim olarak bağımsız adaylar ortaya çıktı. Bazı partilerin barajı açmak için adaylarını bağımsız yapıp, barajı aşıp, içeride birleşeceğini söyleniyor. Nasıl bir sonuç verir, içeride tek başına olup olamayacağı, gönüllüsü olduğumuz partiyle birleşip birleşmeyeceği muallakta olan bağımsız bir adaya oy vermek ne kadar mantıklıdır şu an bilemiyorum.
Velhasıl önümüzdeki genel seçimler karar verme açısından oldukça zorlayıcı. Oysa, seçim günleri demokrasinin en çok hissedildiği zamanlardır. Hatta demokrasinin en tatlı hediyesidir bana kalırsa. Seçme ve seçilme hakkı, geleceğimizle ilgili değişimlerin kontrolünün bizim elimizde olduğunun göstergesidir.
Bu nedenle bilinçli bir şekilde oy vermek oldukça önemli bir hale geliyor. Bu amaçla Arı Hareketi oldukça güzel bir fikirle yeni bir proje başlatmış; Bilinçli Oy Projesi.
Oldukça mantıklı, seçim yapmamızı kolaylaÅŸtıracak bir modele dayanmasına raÄŸmen maalesef ki, bizim partilerimiz için pek yararlı deÄŸil. Nedeni ise yukarıda belirttiÄŸim “farksızlık” durumu. Öyle ki anket sonucuna göre en yakın olduÄŸum parti; solda yer alırken, ikinci en yakın olduÄŸum parti ise çok küçük bir farkla merkez saÄŸ partisi.
Gördüğünüz gibi işimiz çok zor. Bilinçli bir şekilde oy kullanmak için oldukça fazla çaba harcamamız gerekiyor. Keşke işimiz daha kolay olsaydı ama yönetime aday olan insanlar, partiler maalesef ki karşımızdakiler. Unutmayalım ki, seçme hakkımız olduğu gibi seçilme hakkımız da var.
Birçok sosyal kurum ve kuruluÅŸ “Oyunuzu mutlaka kullanın” fikrini savunmakta. Çok haklılar fakat bana kalırsa yalnızca oy vermek bir ÅŸey ifade etmiyor. Hatta bilinçsizce verilmiÅŸ bir oy bile ülkemizin kaderini negatif yönde etkileyebilir. Bu nedenle oyumuzu vereceÄŸimiz partiyi ya da bağımsız adayı seçerken önem verdiÄŸimiz kriterlere göre karşılaÅŸtırıp, adayların geçmiÅŸte yaptıklarını, gelecek projeksiyonlarını iyice tartarak oyumuzu kullanmamız gerek.
Umarım seçim sonuçları ülkemiz adına hayırlı olur ve umut ettiğimiz gelişmiş bir medeniyet olma adına bir adım daha atmış oluruz.
11 July 2007 | İlgili Olduğu Konular »

Fatih BEKTAÅž
Bugüne kadar siyaset ve siyasi partiler hakkında okuduÄŸum tüm yazıların %95 olumsuzdur. Kalan %5 ‘lik kısmıda zaten o yazılara konu olan partiler ya da onların sempatizanları tarafından yazılan yazılar oluÅŸturuyor. Fakat ben bu kadar eleÅŸtiriyi mantıklı bulmuyorum. Siyasiler şöyle kötüdür böyle düzenbazdırlar gibi söylemleri çokta yerinde bulmuyorum.
Ülkemizde suç oranları bu kadar artmışken, deÄŸerlerimizi birer birer unutmuÅŸken, her geçen gün birbirimize olan sevgimiz ve güvenimiz kaybolurken, sokaklarda ya da buna en uygun olan yerde çıkıp “Siyasiler bizi kandırıyor” diye haykırmanın mantığını anlamış deÄŸilim.
Bununla ilgili yaşanmış bir olay var onu da paylaşayım en azından birilerine fikir olur :)
İlk meclis kurulmaktadır ve mebuslar illerden Ankara’ya gelmektedirler. Dersim mebusu Diyap AÄŸa da bu geleneler arasındadır ve o gün onu uÄŸurlamak için tüm Dersim halkı meydandadır.
HemÅŸerileri Diyap AÄŸa’ya “AÄŸa sen mebus oluyorsun, buralardan da gidiyorsun. Artık bizi unutursun” demiÅŸlerdir. Diyap AÄŸa ise buna ÅŸu karşılığı verir;
“Ben sizin sütünüzün mayasıyım. Bunu bilesiniz” der ve Ankara’ya doÄŸru gider.
Kendini eleştiremeyen insanların başkalarını eleştirmesi ne kadar doğrudur bilemiyorum.
11 July 2007
Mozsarac
Bence siyasileri bugün beğenmediğimiz noktaya biz getirdik. Siyaseti eğitimli insanlar yerine bizim işimiz var deyip cahillere bıraktık. Bu kez ne kadar işsiz, başıboş, menfaatçi insan varsa siyasi partilerde delege oldu. Ve bu sistem kendini besledi. Nasıl olduğunu biliyorsunuz delege başkanı, başkan delegeyi tekrar seçti.
Bence tek çare eÄŸitim. EÄŸitim ve yine eÄŸitim. Çünkü bir toplum kendi deÄŸerlerini kendinden yaratır, gökten inmezler. Bu milletvekillerinde de aynı, liderlerde de, poliste de,askerde de,memurda da, doktorda da. Bunlar biziz, bizim insanlarımız…
Ve malesef biz şimdi çok iyi değiliz. Yozlaşma her şeyde, her şekilde kendini gösteriyor. Ama bunlar aşılır. Yine de küsmek. Oy kullanmamak da doğru değil.
Siyasete girmemekte elimizi taşın altına sokup hepimiz aktif siyasetle ilgilenmeye çalışmalıyız. Siyasetteki iyiler dürüstler arttıkça toplumu, toplumda tekrar siyasetçileri düzeltecektir diye düşünüyorum.
Saygılarımla
12 July 2007
Fatih BEKTAÅž
Evet çok haklısın.Ülkemizde aktif siyasetle uÄŸaÅŸmamak, siyasetmi! ” ben hiç bilmem” demek bir marifet olarak alfılanıyor ve öyle kullanılıyor. Bende sizin gibi bugünlerin aşılacağına inanıyorum.
12 July 2007
Ahmet
Oy vermemek de oy vermektir. Sunulan çürük domateslerden birini seçmek özgürlük değildir.
12 July 2007
Can Koklu
Karamsar bir yorum olacak belki ama söylemeden edemeyeceğim.
Bilinçli oy verme, oy vermekten kaçmama gibi bir sürü yazı var ortalıkta. Ama sanıyor musunuz ki bu mesajların ulaşması gereken insanlar girip blog okuyor? Hatta Anafikir.com gibi düzgün blogları?
Depresyondayın. Seçime kadar. Seçimden sonra şizofreniye dönmeyi planlıyorum.
13 July 2007
Selim Yörük
Can, ben konuya pozitif açıdan bakıyorum. Bloglar bizim gibi sıradan insanların bir medya ürünü çıkarabilmesi için en kolay seçeneklerden biri.
Ben “Ne kadar çok kiÅŸiye ulaÅŸamıyorum” diye deÄŸil de “En azından birilerine ulaşıyorum” diyorum.
Sonuçta Anafikir.com gibi bir medya ürünü olmasaydı yukarıdaki düşünceler bir kişiye dahi ulaşamayacaktı.
13 July 2007
Fatih BEKTAÅž
Hepimiz domatesek içimizde çürük olanlar sadece siyasiler değidir. Benim söylemek istediğim bu. Tüm suçu siyasilere yükleyip kendimizi sütten çıkmış ak kaşık ilan edersek daha çok sayarız yerimizde.
13 July 2007
abraham
Hepimiz önce geçmişimizi bir düşünelim sonra geleceğimizi düşünelim ve son olarak bulunduğumuz zamanı düşünelim ondan sonra oy kullanmayı düşünelim eminim herkes doğru kararı verecek.Geçmişini bilmeyen geleceğini de bilemez.
18 July 2007
Faruk
Bilinçli oy giriÅŸimi hem çok basit hem de fazla quantitatif bir yaklaşım. Birincisi her konu aynı deÄŸeri taşımaz birçok seçmen için. 2. soru ile 5. sorunun cevaplarının “toplanıp” bir sonuç elde edilmesi yanlış bir iÅŸlemdir bu yüzden. Kimisini “başörtüsü” hassasiyeti yönlendirir, kimisini laiklik vurgusu, kimisini de belki mazot fiyatı.
İkinci olarak mantık kadar insaf, çevre, kiÅŸisel kkarizma, yerel aday… gibi faktörler de iÅŸin içine girer oy verirken.
Neyse, fuzuli danışmanlara bir yenisi eklenmiş deyip geçelim.
21 July 2007
Aytaç
Oy vermemenin bir oy vermek oldugu belirtilmiş. Ben buna karşıyım. Siz oy vermeyerek diğer kullanılan oyların değerini arttırıyorsunuz.
25 July 2007