Bir şans olarak Cumhurbaşkanı Sezer
CUMHURBAŞKANI Sezer, 1950’den sonra göreve gelen cumhurbaşkanlarının hiçbirine benzemiyor. Hiçbir tantanası yok, son derece gösterişsiz. Görevine bisikletle giden, elinde file pazarda alışveriş yapan, sinema gişesi önünde sıraya giren İskandinavyalı cumhurbaşkanlarına, başbakanlara benziyor.
Son derece tutumlu. Devletin parasını tutkuyla koruyor.
Yurtdışına çok az çıktı. Yurtdışına çıkışlarda uçağına işadamlarını ve gazetecileri doldurmadı, ülke ülke gezmedi. Ailesini ortalığa salmadı, özel ve aile yaşamıyla gündeme gelmedi. Nikáh şahitliği yapmadı, açılış ve temel atma törenlerine katılmadı. Hiç basın toplantısı düzenlemedi, hiçbir gazeteciye özel röportaj vermedi.
Halkın sevgi, saygı ve güvenini kazandı.
CUMHURİYETLE KAPIŞMA
Göreve geldiği günden itibaren İslamcı basının hedefi oldu. AKP iktidarının ve zihniyetinin Cumhurbaşkanı Sezer ile yıldızı barışmadı.
Bu doğaldı; çünkü İslamcı basın, laik cumhuriyetin İslami bir devlete dönüşmesini, İslam şeriatının devletin anayasası olmasını istiyordu. Oysa Cumhurbaşkanı Sezer’in nasıl biri olduğu Anayasa Mahkemesi Başkanlığı döneminden biliniyordu.
AKP’nin liberal, demokrat, İslamcı, Milli Görüşçü ve milliyetçi eğilimleri yapısında birleştirdiği ileri sürülüyordu ama bu özel liberal ve demokratların da laik cumhuriyete bilinçle, içtenlikle inandıkları söylenemezdi.
Cumhuriyetin Anayasa’da yer alan temel ilkelerine, niteliklerine karşı olduğunu eylem ve tepkileriyle gösteren bir partinin kurduğu hükümet de, kuşkusuz, kendisine benzeyecekti. Nitekim AKP hükümeti, iktidara gelişinin üzerinden altı ay geçmeden cumhuriyetin kurumlarıyla kapıştı: YÖK, RTÜK, Anayasa Mahkemesi, Danıştay, laiklik, devrim yasaları,
Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Kanunu, Öğrenim Birliği Yasası, vb.
YA SEZER OLMASAYDI?
Cumhurbaşkanı Sezer düzeyinde bilinçli bir cumhuriyetçi Çankaya’da oturmasaydı, Türkiye’nin düzeni altüst olurdu, dahası çatışma bile çıkabilirdi.
CumhurbaÅŸkanı Sezer, AKP hükümeti döneminde, 11 Haziran 2005 tarihine kadar 41 yasayı veto etti. TBMM BaÅŸkanı Anayasa Komisyonu BaÅŸkanı Burhanettin Kuzu’nun ÅŸikáyet ederek açıkladığına göre, veto edilen yasalardan bazıları: RTÜK, orman arazileriyle ilgili 2-B yasası, Kamu Mali Kontrol Yasası, TÜBİTAK Yasası, 6 ay kursla polis olunmasına dair yasa, Türkiye’nin federasyonlaÅŸmasının zeminini hazırlayabilecek İl Özel İdareleri ve Belediye Yasası ile Kamu Yönetimi Reformu Yasası, Dernekler Yasası, milletvekiline kolay profesörlük yasası, öğrenci affı… Bunun dışında 7 adet Kanun Hükmünde Kararname’yi, atamalar dışında kalan 11 Bakanlar Kurulu kararını, 581 müşterek kararnameyi geri çevirdi.
5 VAKİT DUA ETSİNLER
Denetim görevini yerine getirdiği için, AKP parti ve hükümet olarak, Cumhurbaşkanı Sezer’e yatıp kalkıp beş vakit dua etmeli. Cumhurbaşkanı Sezer’in yerinde AKP kafasında biri olsaydı, AKP iktidarı kendi yarattığı anarşi anaforunda boğulurdu. Bu bir ölçüdür. Cumhurbaşkanı Sezer’in yerine gelecek bir ‘AKP Cumhurbaşkanı’, Türkiye için felaket olur.
Kaynak: Hürriyet / 31 Aralık 2005
31 December 2005 | İlgili Olduğu Konular »

Fethi Sipahi Tan
Burhanettin Kuzu mu? Ben Burhan biliyorum.
01 January 2006
Ali
Garip yeminle esefle cok garip. Niye böyledir bir insan niye… Nedir bu düşmanlık nedir bu siyah-beyaz kavgası. Nedir bu yüzde yüz pozivitizim. Ah Öküz Comte ah bir kalksanda görsen pozivitizm neymis… Yaaaa, demek sadece bu memlekette cumhuriyete sahip cikan bir sayın Sezer var. Birakın ya işiniz gücünüz din düşmanlıgı baska hicbirsey diil.
04 February 2006
suat
1- “CUMHURBAŞKANI Sezer”
Bahsettiğiniz sade yaşam tarzı iyi bir insan olmaya yeter mi bilmiyorum ama cumhurbaşkanı olmaya yetmez!
2- “CUMHURİYETLE KAPIŞMA”
Halkın oyları ile seçilmiş meşru bir hükümetin, tartışmasız biçimde hakkı olan yasama gücünü zedeleme ve hatta engelleme hakkını hangi meşru kaynaktan almaktadır? Şapkanı çıkar, biraz da öyle bak bakalım:)
3- “YA SEZER OLMASAYDI?”
Sezere gereğinden fazla önem atfetmişsin. Bence durum şu; Sezer sadece iyi bir devlet memuru, evet sadece bu, Ekonomiden anlamaz, uluslar arası ilişkilerden anlamaz, yabancı dil bilmez, dış dünyayı tanımaz vesaire vesaire. Sözün kısası kafanda canlandırdığın gibi,
Sezer tarihi bir şahsiyet değildir. Hatta şunu iddia edebilirim 2007 den sonra halkın büyük çoğunluğu adını bile hatırlamayacaktır.
05 March 2006
Hüseyin Kolcu
Bir cumhurbaşkanı evinden dışarı çıkmaz, yurtdışı gezilerine gitmez, pazardan alış-veriş yapar.
Kırk bilmem kaç tane yasa iptal ederse iyi mi oluyor?
Sayın Sezer’in en büyük başarısızlığı da milletle devlet arasındaki uçurumu giderek açmış olması oldu bence.
Halkın çoğunluğu Sezer’i sevmiyor.
26 August 2006
Baba Horoz
Sn. Cumhurbaşkanıma sevgilerimi sunuyorum. Sadakatla Bağlı olduğum Cumhuriyetimin başı olduğu ve sembollerimden biri olduğu için, hepsi bu kadar.
Kişisel olarak ise bir türlü yakın hissedemiyorum. Bayram Töreninde önünden geçsem, gözlerinde bir sevgi ışığı yakalayabileceğimden emin değilim. Yani halkı kucaklayan, birbirinden ayırmayan, doğruları halkına resmi belge üzerinden okuyarak değil, halkını aydınlatma bakımından sıcacık bir yaklaşımla anlatmalıdır.
Sn. yazar isim vermese de rahmetli TURGUT ÖZAL ile kıyaslamış kendisini. Özal’ın aldığı uçağa kendisine ve ailesine aldı diye dil uzatanlar, başlarında ülkesinin Devlet Başkanı ile 200 civarı işadamının aynı uçakla yurtdışında kaç milyar dolarlık iş bağlantıları yaptığını ve ülkeye giren dövizleri görmezden gelmeleri normaldır. Onlar sadece yaşantıya bakarlar.
Atatürk’ün kurduğu enerjik partiyi Sosyalizm temeline dayandırarak Sosyalist Enternasyonal toplantılarının müdavimi haline getirenlerin aymazlıklarıdır.
Özal’ın ailesi 18 yaşından büyüktür, yaptıklarından kendileri sorumludur. Ülkenin kanunları vardır, kendi yönetimi zamanında işlem yapılmadı ise neden sonraki hükümetler döneminde haklarında işlem yapılmadı? Devlet yönetiminden şahsın kendisi sorumludur, ailesi değil. Cumhurbaşkanım da kendine kurduğu sırça köşkten çıkarak halkın arasına karışmalı, daha sıcak ve hareketli olmalıdır. Halk kaynaşmasını sağlamalıdır. Tarzı sadece kin tohumlarını yeşertir.
Bu ülkede yıllarca Komünizm tehlikesi ve korkusu yaşattırıldı. Bir türlü gelemedi. Tantanası Türkiyeye 40 yıla maloldu. Şimdi irtica tantanası yapılmaktadır. Tamam tehlike vardır, ülkenin birimleri takip etmektedir, hükümetin düzeni değiştirmek için çalıştığı tespit edilirse inersin tepesine. Ama bir korku uğruna yıktığımız değerler yok mudur bunlara bakmalıyız.
Bu hükümeti başımıza tebelleş edenler bunlardan önce iktidar da iken aynı kesimlere zaten koltuk çıkmıyorlar mıydı? Kollamıyorlar mıydı? Eski sağ ve sol hükümetlerin bunlara kol kanat gererek bugunlerini sağladığı, kendi rezil yönetimleri yüzünden de halkın bunları iktidara getirdiğinin anlaşılması zor mu?
Sn.Cumhurbaşkanım irtica mücadelesi üzerinde gösterdiği titizliği ve anlatımı, misyonerlik faaliyetleri, Rotary Clublar, Mason teşkilatları, Alman Casusu yuvası Conrad Adenaur Vakıfları için niye göstermiyor? Ülkeyi çatır çatır soyan hırsızlara neden doğrudan deşifre etmiyor, üzerlerine gitmiyor? Halka bu düşmanlarını neden anlatmıyor?
Tamam bizi sarık cübbe ve kara çarşaf hastalığından kurtarmak için titiz davranması güzel, peki benim gençliğimi porno sitelerinden, misyoner kılıklı casuslardan, turist görünümlü PKK eğitmenlerinden kim kurtaracak? Halka bu konularda neden anlatım ve bilinçlendirme yapmıyor? Yoksa bunları tehlike olarak görmüyor mu? O zaman tarafgir bir tutum olmuyor mu? Gaflet veya delalet olmuyor mu?
O zaman ya konuşmayarak komple sade devlet adamı olunuz ya da halka her şeyi anlatınız. Atatürkçülüğü ve Cumhuriyeti kemiren kurt sadece irtica mıdır? Halkın dikkati irticaya çekilirken öteki tehlikeler daha sessiz ilerlimiyor mu, halkın bilinci neden tek yönlü geliştiriliyor?
Hükümetler bize hiçbir zaman açıklamadı, Sn.Cumhurbaşkanım lütfen demokrasi adına açıklayınız, PKK’yı kurup işleten, Çekiç Güç ile kökleşmesini sağlayan ABD değil midir? İsrail’in katkısı nedir? Fransa olaya hangi açıdan bakmaktadır. Lütfen anlatın.
Demokrasinin gerçek sahibi olan halk bunları bilmelidir, bunun belgeleri de elinizde vardır. Cesur olun halkı bilgisiz ve ilgisiz bırakmayın. Bu açıklıkları halka getirmezseniz, hükümetlere bırakırsanız bu ülkeye gerçek sahipleri nasıl sahip çıkacaktır?
Sizi bir başbakanın kafasına kitap atarak bu ülkenin başına 56 milyar dolarlık bir ekonomik kriz maliyetiniz yüzünden hiç unutamayacağım. O başbakana uyarıda bulunduğunuz yolsuzluk dosyalarının tamamı ne oldu, lütfen halkı bilgilendiriniz. Yoksa halk bir dahaki seçimde o yolsuzlara yanlışlıkla oy verecektir. Vergi yüzsüzleri nasıl açıklanıyorsa siz de bunları açıklamak durumundasınız, demokrasinin gereği olarak.
Siz yetmiş milyonun cumhurbaşkanısınız, vatandaşlarınızı ayırma hakkınız yoktur.
Saygılarımla.
21 September 2006
Hüseyin Kolcu
Düzen. Yani bizim sistem nedir? Devlet laiktir, cumhuriyet vardır. Halkın temsilcileri yani milletin vekilleri halkın adına halkı yönetir. Ülkenin her şeyinden bu vekiller sorumludur. Bunun üstünde hiçbir kuvvet yoktur. Yani iktidar tamamiyle halkın seçtiği vekillerin elindedir. Bu vekiller cumhurbaşkanını da seçer, meclis başkanını da, hükümette kurar, bakanlar kurulu da bu vekillerin içinden olur. Güç onların elinde olur.
Yani bizdeki sistem budur. Peki öyle mi istiyor. İktidarın üstünde güçler yok mu? Herkes var diyor değil mi?
Bir iktidar bir iş yapmak isteyince akla hayale gelmeyecek zorluklar çıkarırlar ona. Kim çıkarır? Asker çıkarır, bürokrasi çıkarır, hukukçular çıkarır, gazeteciler çıkarır, yazarlar çıkarır, aydınlar çıkarır, para babaları çıkarır.
Asker namlunun ucunu gösterir. Gazeteciler yalan haberler yazarlar. Savcılar haksız yere suç duyurusunda bulunur. Hakimler haksız cezalandırırlar.
O zaman bizim sistem yani düzen işlemiyor, doğru mu?
Bu düzeni korumak isteyenler ne yapmalı? Yasal olmayan her girişime karşı kendilerini siper etmeli. Darbecilere asla taviz vermemeli. Meclis neyse halkında yani kendininde o olduğunu unutmamalıdır.
Turgut Özal’a gelince o bir efsaneydi.
A. Necdet Sezer’e gelince, o büyük makamında ülkemizin hiçbir sorununa çözüm getiremedi. Muhalefet partisi ve ordunun sözcüsü olmaktan öteye gidemedi. Hantal, köhne, çıkar ilişkileriyle dolu devlet teşkılatına ise son derece iyi reislik etti.
22 September 2006
Halim 61
Sayın Özdemir İnce neden siz hiç ince düşünemiyosunuz. Lütfen arkadaşların söylediklerine kulak verin.
30 December 2006
Fatma
Neden bir bayan cumhurbaşkanı olmuyor?
Bence kadınlar anadır, doğurgandır, çalışkandır. Bir sürü büyük adamlarımızı analar doğurmuştur. Bir sefer de bir ana cumhurbaşkanı olsa bence çok çok iyi olur.
Ana yüregine koyar, cesurca çalışır. Tüm çocuklar geleceğimizin aynası olduğu için, ilk çocuk derim ben de. Aynen ulu önder Mustafa Kemal Atatürk gibi. Yani ben çok isterdim Cumhurbaşkanı olmayı.
Sayın Sezen ve ailesine yüksek saygılarımı sunuyorum.
07 March 2007
Tuncay Emiroglu
28 Şubat sonrasında Ecevit hükumeti (DSP-MHP-ANAP) bir kararname hazırlayarak, müfettiş raporu ile devlet memuriyetine son verme yolunu açmaya çalıştı ve duyumlara göre tarikatlarla bağlantısı olan ya da eşinin başı örtülü 32.000 (yazıyla otuz iki BİN) memurluk bir liste oluşturuldu. Bu kimseler memuriyetten olacakları gibi bakkal dükkanı dahi açamayacaklardı.
O beğenmediğiniz Sezer, bunu inanç özgürlüğüne saldırı saydı ve kararnameyi imzalamadı.
Bu Sezer’in din düşmanı olmadığını, tam tersine “herkese eşit mesafede, çizgisi belli, adamına göre iş yapmayan” bir kimse olduğunu gösteriyor.
Ey Sezer’i din düşmanı olarak tanıyanlar. O olmasaydı belki bugün işsiz ve açtınız.
İşimize gelmeyen tutumları değil, adil olanı hatırlayalım lütfen.
Saygılarımla.
15 April 2007
teacher
Onuncu Cumhurbaşkanımız Sayın Sezer ciddiyetin,asaletin,sağduyunun,görev bilincinin temsilcilerinden oldu.
Gerek aile yaÅŸantısı,eÅŸi ve çocukları ile gerekse yaÅŸam tarzı,mesleki uygulamaları ve insani yaklaşımları,Cumhuriyetimize sahip çıkış uygulamaları ile kendisini bir vatandaÅŸ olarak son derece takdir etmiÅŸ,hayranı olmuÅŸtum.Bu da onu CumhurbaÅŸkanlarımız arasında Atatürk’ten sonra ikinci sıraya koymama beden olmuÅŸtur.
Tam bir asalet timsalidir.Dolayısıyle yüzüne sürekli yansıyan ciddiyet bile birilerine batmış durmuştur.
Asıl yüzünü gizleyip maske takarak gezen,laf kalabalıklığı yaparak insan avcılığına soyunanlara çok alışkın olan milletimiz için sıradışı biriydi elbette.
25 May 2008