Biriktirilen kırıntılardan yeni bir silgi yapmak
Ilkokul zamanına, yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı dönemine denkgelir. Çogu zaman hayal olarak kalır. Ama, silgi tozu denilen ÅŸeyi biriktirmek diÄŸer koleksiyonlar kadar zevklidir aslında. Ayrıca amaç olarak, çocuk ruhuna tutumlu olmayı ve “ben biÅŸeyler yapıyorum, kazanıyorum” tadını aşılar. Ve daha niceleri…
Önceleri, havaya kaldırıp “Tısss tısss… sokuuucaaakk… yılan seni sokucaaak” deyip, ön sıradaki çocuÄŸun boynuna sürtmekten yani silgi coplerinden yilan yapmaktan baÅŸka bi iÅŸe yaramayan silgi tozları bu sayede ekonomiye katkı saÄŸlar hale gelir. Yani baÅŸarabilirsek gelecektir. Yani aslında iyi bir projedir. Ama…
Önce sınıfta bi söylenti yayılır; “3-c’lerdeki burcu ders sonunda sırasının üstündeki silgi tozlarını toplayıp, biriktirip tekrar yeni bi silgi yapıyomuÅŸ”. Sınıf bu söylentiyle çalkalanır. Nasıl olur? Nasıl yapar? O tozlar nasıl birleÅŸir tekrar?
Proje çok çekici gelir. EÄŸer gerçekleÅŸir ise okuldaki popülarite artacak, belkide servisin arka dörtlü koltuÄŸunun cam kenarı bize ayrılacaktır. Bundan sonra silgiye para vermek zorunda kalmayacak, annemizden babamızdan her seferinde “silgi alıcam” deyip, o parayla bonibon, eti puf alabilecektik.
Kulaktan dolma tekniklerle baÅŸlardık projemize. Projeye baÅŸlayacağımız ilk ders hatta ilk silme iÅŸlemi çok heyecanlıdır. Ilk kırıntılarımızı temel atma töreni çoÅŸkusuyla elde ederiz. Sonraları, buzdolabının yumurta konan kapagından aşırıp(+bi kaç yumurta boÅŸluÄŸu), içindeki tabletleri atıp(-bi kaç sandoz tableti), kırıntı biriktime haznesi olarak kullandığımız calcium c sandoz kutusu yetmemeye baÅŸlar. Daha sonra mavi kapaklı, ÅŸeffaf beslenme kutularını(-1 adet beslenme kutusu) kullanırız. Kırıntılar biriktikçe heyecanımız artar, kutuyu havaya kaldırır, ufak bi tebessümle çalkalarız “vay be ne biriktirdim” diyerekten. Oysa 10 gram bile birikmemiÅŸtir.
Bizimle aynı projeye gönül vermiÅŸ arkadaÅŸlarımızın kırıntılarının bizimkini 10 katı olduÄŸunu görünce afallar, “NeÅŸegül sen nasıl biriktirdin 2 günde bu kadar ÅŸeyi” der sinsi bir “Ben çok yanlış yazıyom… Napiim” cevabı alırız. O an ÅŸimÅŸekler çakar, ufacık beynimizde(+tecrübe); neÅŸegül “cheat” yapıyordur. Ve o tecrübeden sonra tahtadakileri yazmayı bırakır(-matematik/-sosyal bilgisi/-fen bilgisi/- türkçe), “Kopya çekme!.. Göstermiyorum… Bakma” görevi yapan elimizle önümüzü kapatarak, silgiyi sıraya sürtmeye baÅŸlarız fırt fırt fırt… Böylece bizim de kırıntı depomuz dolar taÅŸar(+kurnazlık/+hile/+düzenbazlık).
Silgimiz bitmeye yüz tuttuÄŸunda projenin ikinci ve en önemli olan kısmına geçmek için can atarız; Kırıntıları birleÅŸtirip yeni bir silgi oluÅŸturmak. Ama önümüzde bir sorun vardır; “Nasıl yapıcaz?”
“BirleÅŸtirmek” kelimesinden yola çıkarak, aklımıza hemen uhu(-150bin) gelir. Malesef iÅŸe yaramaz. O kadar kırıntı boÅŸa gider. Göt olmuÅŸluÄŸu çaktırmamak için “senin proje ne durumda” diye soranlara “kırıntı biriktirme aÅŸamasındayım… Yapıma geçicem… Süper olucak… Süper!” cevabı veririz(+üçkagıt).
Annemize gider, “Anne silgi alcam para ver” der, yeni bi silgi alırız(-100bin). Yaklaşık yarım saat içinde, seri bir çalışma ile o yeni silgiyi kırıntıya çeviririz. Sonra aklımıza diÄŸer bir yapıştırıcı gelir; Japon. Babamızdan japon parası isteriz(-1 milyon). Kırıntıları japonlarız. Bi süre bekleriz. TaÅŸ gibi olurlar. Yine sıçmışızdır. Yılmayız araÅŸtırmalara devam ederiz(+hırs/+yılmamak).
Yine annemize gidip “silgi alıcam” demek isteriz ama, bi gün önce silgiye para verdiÄŸini hatırlayacağını düşündüğümüz için, “kalemtraÅŸ alıcam”(+yalan söylemek) deriz. Silgiyi yine kırıntı haline getirir, yeni bir yapıştırıcı, birleÅŸtirici ararız; Tutkal(-1 milyon). Kırıntıları tutkalla kararız. Kare ÅŸekli veririz bu hamura. Sanki olucak gibidir. Sonra zihnimiz açılır(+yaratıcılık); “Lan buzdolabına koyim, orası da dondurur, iyice sıkışır, aynen adel gibi olur”.
Bir saat sonra heyecanla buzdolabının buzluğunu açar, eserimiz ile karşılaşırız. Evvet! Bazı kısımlarından beyaz, kurumuş tutkallar gözükse de, tamamiyle birleşmiş, aynen silgi gibi olmuştur! Narin hareketlerle eserimizi avucumuza alır, okula götürüp, hava atmak için sabırsızlanırız(+bir eser meydana getirmek).
Sınıfa başımız yukarda gireriz. Bugüne bugün sıfırdan silgi yapmış adamız, kolay mı. Alkışlar arasında sıramıza oturur(+övgü) “ben de bakıyım mı?”, “bi kere siliyim mii haa?”, “nasıl yaptın lan?” soruları(+ilgi) arasında silgimizi çıkarır, havaya kaldırırız, kupa kazanmış Michael Schumacher edasıyla(+gurur). Hemen deftere bi çizik atar, silginizin açılışını yapmak üzere çizginin üzerine yüklenirsiniz. Evet… Yüklenirsiniz… eee… vee… O da ne… eee… Defter kararmaya, silginiz, eseriniz, ÅŸaheseriniz dağılmaya baÅŸlar, topak topak… Açılışı izlemekte olan tüm sınıf kahkalarla gülmeye baÅŸlar(+rezalet). Gülerekten, iÅŸaret parmaklarıyla gösterilir olursunuz. “Yapım aÅŸamasında teknik bir aksaklık olmuÅŸtur” ÅŸeklinde bir açıklama yapmaya kalksanız da, kahkahalar dinmez. Aksine yükselir de yükselir(+ebenin .mı/+hüsran).
Firmanın kepenklerini kapatır, iflas bayrağını çeker, ellerinizi çenenize dayar, başınızı öne eğer, al yanaklarla sıranızda oturur kalırsınız(+pişmanlık). Artık bu projenin getirisini, götrürüsünü, artısını, eksisini siz hesaplayın.
Bu bir “ÅŸimdi okullu olduk” eylemidir. Bunun öncesinde ise çamurdan oyuncak araba yapmak, yine çamurdan oyuncak ev yapmak, kaldirim kenarlarindan akan suya baraj kurmak gibi oyunlar gelir. Daha sonra Tanju, Rıdvan (bkz: #6496796), Metin, Rıza falan filan tanıdıkça 30 adet civi cakili dikdortgen tahta ile alakadar oluruz.
Ne mutlu ben bi zamanlar çocuktum diyene…
(bkz: Gazoz kapagindan hizar yapmak)
21 December 2004 | İlgili Olduğu Konular »

Yeliz
İgrenç olmuş kusura bakma ama…
12 October 2006
enes
ben beğendim ama çözümü yok.çünkü bende yapıyordum
23 September 2008