BoÅŸ zaman, iki kelime sekiz harf
Televizyon olmayan bir evde kalıyorsanız, kendinize ayırabileceğiniz çok vaktiniz oluyor;
- Kitap, gazete, dergi vs… okumak
- Yatağa uzanıp, tavanı izlemek
- Sokağı gören pencerenin önüne, ellerinizi arkada birleştirerek dikilmek
- Buzdolabının kapağını açıp, kapatmak
- Banyoda işiniz bitmiş olsa bile, belki de 3 yıl önce almış olduğunuz temizlik gereçlerinin arkalarındaki yazıları okumaya koyulmak
- Günler önce çekyatın altına itmiş olduğunuz gazeteleri tekrar okumak
gibi meşgaleler buluyorsunuz. Sandığımızın aksine, o kadar çok boş zaman içinde yüzmekteyiz ki, eğer işiniz ile ilgilenmek zorunda olduğunuz vakti ve uykuyu çıkarırsanız, günde -en az- 5 saat onu doldurmanız için sizi bekliyor. Yani, 41 saniye önce okumaya başlamış olduğunuz bu yazının, bir önceki cümlesindeki noktaya tam 439 kez baştan dönüp gelmeniz gerekiyor. Aslında o kadar verimsiz kullanıyoruz ki bu zamanı, aranızdan -evinde televizyonu olmayan- bazıları, yukarıdaki eylemi 439 kez yapıp, toplamda 5 saat tutup tutmadığını kontrol edebilecek ruh halinde bile olabilir.
Oysa dar zamanlarda aradığımız yegane olgu deÄŸil midir boÅŸ vakit? Bu tür zamanlarda hep “keÅŸke” diye baÅŸladığımız cümleler boÅŸ vakit ile ilgili dolu dolu planlarımızın olduÄŸunun bir göstergesi deÄŸil midir? Peki ne olur o planlara boÅŸ vakit kapımıza dayandığında?
BoÅŸ vakit tembelliÄŸi diyorum ben buna. O an o kadar çok ÅŸey yapabilirsiniz ki yapabileceÄŸiniz tüm o ÅŸeylerin fazlalığı sizi çoktan yoruyor. Onların yerine, eÄŸer var ise, salonun tam ortasına konumlandırılmış televizyonumuzun önünde, çekyatta yarı baygın bir halde, periyodik olarak kumandadaki “Channel +” butonuna basıp durmayı tercih ederiz…
Aslına bakılırsa en üretken olabileceÄŸimiz bu zamanları bir sonraki iÅŸ maratonuna kadar reklama girmiÅŸ gibi “boÅŸ” bir ÅŸekilde beklemek aklımızın bize oynadığı bir tembellik oyunudur. Akılsız arkadaşı akıldan çekeceÄŸinden korkan ayakların da bu tembellikde büyük bir rolü vardır.
O zamanlar genellikle ya planlanan eylem için yeterince geniÅŸ deÄŸildir ya da hemen bitip gidivereceÄŸi için yapmaya deymezdir. Aklımız daha tempolu çalışmamak için, kafa yorarak bizi punduna getirir “Amaaan, boÅŸver yaa… Otur abi… Bak cips de var evde. Ohh mis gibi meyve suyu da yapmış anne… Otur televizyon izle” der hınzır hınzır.
Bu yüzden hep yalnızca bilgi edinme için kullanılabilecek internet baÄŸlantılı bir bilgisayar hayal etmiÅŸimdir. Ne oyun, ne sohbet odaları ne de komik video/resimler… Böylece ekran benzerliÄŸi ile aklımı kandırıp, farkettirmeden onu çalıştırmaya çalışabilirim. Bana kalırsa bu tür kısıtlı bir makina üretilmeli. Ve asıl onun adı Explorer olmalı.
İnternet öyle engin bir bilgi denizi ki, yıllarca başından kalkmasanız da hala görmediğiniz, bilmediğiniz şeyler arda kalacak gibi. Siz de öyle hissediyor musunuz bilmiyorum ama ben kendimi, konuşmayı öğrenmek için etrafındakilerin ağzına bakan bebekler gibi hissediyorum internet karşısında. Öyle bir dil ki öğrenmeye çalıştığımız, 5000 harfli çin alfabesinden bile zengin. Tam aksine, ingilizce kadar da algılaması kolay.
Televizyonu olmayan fakat 7/24 internet bağlantısı olan bir evde yaşadığım için şükrediyorum halime.
Vakitlerinizin boÅŸ kalmaması dileÄŸiyle…
25 March 2006 | İlgili Olduğu Konular »

Salih Alyörük
Elbette herkesin bir şeyler için feda edeceği vakti var. Bakar mısınız, para kazanmak için ayrılmış zamana dolu, diğer zamana da boş vakit adı vermişiz.
Acaba bu dünyada paraya ihtiyacı olmayan birisi yaşıyor mu? Yaşıyorsa bu insanın boş olmayan vakti benim boş vaktimle eşdeğerdir sanıyorum.
Para kazanacak bir işiniz yoksa, boş vaktinizi iş aramakla işiniz varsa hayatta kalmak için hesaplar yapmakla, ya hiç birşeyiniz yoksa o zaman da ölümü beklemekle geçiriyorsunuz vaktinizi.
Zaman her şeye inat, hep aynı saatte, aynı yerden geçiyor, durduğunu hissettiğimiz an çok kötü şeyler oluyor demektir. Peki ya farkına varmadığımız an, bizi bir şeyler çoktan mennun etmiş ki aklımıza bile gelmemiş gözümüzün önünden geçen zaman. Değişen tek şey, yaşlanmışız.
Keşke; en çok bu sekiz harfli iki kelimeden sonra söyleniyor. Herkesin kalbi sevgiyle dolsun, sevdiği yanında.
Herkesin boş vakti olsun ama boşa harcayacak vakti olmasın.
herkese mutlu bir gelecek olsun
01 January 2007
Filiz
İlk önce yazmış oldugunuz konu güzel. Toplumumuzda sık yapılan hareketleri tam değinmişiniz. İnternet konusuna gelince konuşmayı öğrenmek için etrafımdakılerın ağzına bakan bebek gibi hissediyorum.
Bunu sadece kendimde oldugunu düşünüyodum ama tek ben değilmişim gerçekten insan aynı öyle oluyor. İnternet dogru kullanmayı bildikten sonre çok güzel bir bilgi deposu diyerek sonlandırıyorum.
05 May 2007
mehmet uzun
Temel gereksinmeleri karşılama, belli bir iş, uğraşı,meslek ve planlanmış etkinliklerden arta kalan zaman boş zamandır. Her yaşta boş zaman farklı sürelerde yer alır. Örn. çocuklalukta bu süre oldukça fazladır. Okul ve iş çağında ise oldukça sınırlıdır. Eğer iyi bir planlama yapılabilirse insanı mütlu edecek işler yapabilmek için zaman yaratılabilir.
Türk tolumunun önemli açmazlarından biri ise çalışma süresinin bitirip ekemli olanların zamanının değerlendirilmesidir. Sözgelimi 45 yıl farklı kurumlarda öğretmenlik yapmış bi kişi olarak 65 yaşına geldin işe yaramazsın deyip iş yaşamının dışına itildik. Aslında yapabileceğim çok iş vardır. Ancak olanaklar kısıtlı. Böyle olunca emeklide en çok bulunan BOŞ ZAMAN.
Kimseye zarar vermeden, ama gelir elde etmeden neler yapabilirsin ? Gelir elde ettiÄŸin duyulursa maliye yakana yapışır. Akıl üretim senden daha akılsızlara akıl verebilirsin. Fransıların bir sözünde “OLMADAN VERİLEN TEK ÅžEY AKIL” denmektedir.
Çocuklarla, torunlarla didiÅŸirsiniz. Kırsal kesimde yaşıyorsanız cami duvarının dibinde oturup hükümet kurup ülke yönetirsiniz. Kentte yaşıyorsanız pencereden bakıp gelip geçen bayanlar için “bunlar kıyamet alameti deyip” küfredersiniz.
Sonuçta da böyle güzelim ülkeniz açık-gizli pazarlıklarla birilerine ya satılır ya pazarlanır. Kamuyu dolardırma suçundan aklanmamış insanlar seni yönetir. Cebinde üç kuruşun var sanarak seni hastanesine, postanesine, bankasına, belediyesine soydurmak için olmadık yasal düzenlemeler çıkarmaya çalışır. Bu durumda senin olmadık beddua üretmekten zamanın armaz ki boş zamanını değerlendirme çabasına giresin.
10 March 2008
Sarenur
merhabalar ben 17 yaşındayım meslek lisesi okuyorum ve maddi durumum pek iyi olmadığı için hem okuyup hem çalışıyorum ve hiç boş zamanım yok hem ibadetlerime hemde derslerime vakit ayırmak istiyorum ha birde aileme tabiki plan yapsam bile evde geçirdiğim vakit en çok 15 saat bununda 8i uykuya gidiyor hayatımı nasıl düzene koymalıyım lütfen yardım edin:S??
23 March 2008