Çocukluğun soğuk geceleri
Anne komÅŸulara oturmaya gitmiÅŸtir. Henüz “teenage” bile olmamış, gururlu çocuk, annesi yanında kız kısmı gibi gezmelere gitmeyi kendine yediremez ve “Ne yapcam ben Huriye teyzelerde yahu” ÅŸeklindeki bir tepki ile evde kalır.
Yanlızdır. Biraz önce şen şakrak olan, sıcacık olan, koskoca evde bir başınadır. Türlü şeyler alka gelir. Bir dönemin favori programı Sıcagı Sıcagına tadında film şeritleri gözünün önünden geçer çocugun. Mutlaka televizyon açıktır. Sesi ile kendinde bir güç bulur.
Sadece televizyonun bulundugu odada oturulur. Daha yarım saat önce girip çıktıgı diğer odalar artık canavarlar, öcüler, katiller, sapıklar, hırsızlarla doludur. Eğer o odalara gitmez ise onların da kendisine bir şey yapmayacagı tarzında bir anlaşma imzalamıştır çünkü.
Çiş tutulur, tuvalete gidilmez. Tabi, açlıktan geberiyor olunsa bile mutfaga da gidilmez. Öylece oturulur. Belki bir parça ortamdan soyutlanmak, korkulardan arınmak için, Mandal futbol turnuvası/Mandal basket turnuvası organize edilir. İşe de yarar.
Annenin komÅŸuda ne konuÅŸtugu, neden bu kadar uzun kaldığı, “Hiç iÅŸleri güçleri yok bu kadınların” gibi düşünceler gene korkunun ürettiÄŸi hislerdir. Eninde sonunda annenin eve döneceginden emin olundugu için uzun zamana yayılmış bir rahatlık vardır. Ya da buna avuntu da denebilir.
Anne gelir. Hiç istif bozulmaz. Sanki iki dakka önce üç buçuk atan kendi kıçı deÄŸilmiÅŸcesine esnenir ve “Nerde kaldın anne yaa” ÅŸeklinde refleksif bir korku belirtgeci üretilir. İçinizi bir huzur ve güven kaplar. Artık tüm odalardaki ucubeler annenin gelmesi ile dağılıp gitmiÅŸtir. İstediÄŸiniz odaya girip çıkabilir, rahatlıkla tuvalete ya da banyoya girebilirsiniz.
18 January 2003 | İlgili Olduğu Konular »
