Demokrasi nedir?

Son zamanlarda ‘Demokrasi’ sözcüğü dilimize pelesenk oldu. Her yerde demokrasiden türetilen kelimeler duyuyoruz.

Bir satıcı bana arabayı öve öve bitiremiyorsa işkillenirim, kesin bir çapanoğlu var derim.

Bir sakızı ne kadar çok çiğnerseniz, tadı o kadar bozulur.

Aslında bunları yazdıktan sonra demokrasi hakkında yazı yazmak biraz yanlış geliyor ama yazmak zorundayım. Zira vatandaş demokrasiyi sorgulamak gibi bir düşünceyi bile tahayyül edemiyor.

Demokrasinin temel direği özgür iradedir. Mesela birisi başınıza silah dayamış ve tercih yapmanızı istiyorsa adil bir tercih yapacak pek kimse yoktur. Misal, bu durumda verilmiş oylarla seçilmiş bir kişinin diktatör olmadığını söyleyemeyiz.

Peki sizin başınıza değil de çocuğunuzun başına silah dayarlarsa o zaman doğru kararı verebilir misiniz?

Biraz daha genişletelim. Bir şantaj mektubu gelse ve çocuğunuzun okuldan çıkarken çekilmiş bir fotoğrafının arkasına oy vermeniz gereken kişinin ismi yazılsa kime oy verirsiniz?

İnsanlar sadece ölümle mi tehdid edilir? Çocuğunuzun geleceğinin karartılacağı, sürüm sürüm süründürüleceğini bilirseniz ne kadar objektif karar verebilirsiniz?

Nereye geleceğimi anlamaya başlıyorsunuz galiba.

Şu anda Türkiye’de tam da bu yapılıyor. 3 Kasım seçimlerinden önce bütün gazetelerde “AKP‘ye oy verirseniz gericisiniz, aptalsınız, aklı olan AKP’ye oy vermez, CHP‘ye verir” türünden zorlamalar yapıldı.

Şimdi de şayet çocuğunuzu dindar yetiştirirseniz karşılaşacağı sorunlardan küçük bir demet görüyorsunuz diyerek inanç-sosyal yaşam ikileminde bırakılıyor insanlar. Bu ortamda özgür seçim yapılması bekleniyor.

“Sen AKP’ye oy verirsen gözümde beş para etmezsin ama istersen yine de ver sen bilirsin” diyerek oy kulübesine gönderilen kişinin özgür iradesine ne kadar saygı duyulmuştur (Hemen not düşeyim. Ben Tayyip’çi değilim. Sadece oylamanın özgür iradeyle yapılması gerektiğini düşünüyorum).

Türkiye’de uygulanan budur. Aynı yöntem toplum tarafından tam tersi şekilde de kullanılmaktadır.

Türkiye’de demokrasinin olmadığını gizlemek için, içinde demokrasi kelimesi geçen cümleler çok kuruluyor. Sorgulamanın bile suç unsuru olarak görülmesini sağlıyorlar. Ben buradan kendi görüşümü söyleyeyim (Umarım Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin ‘fikir özgürlüğü’ anlayışı ‘din ve inanç özgürlüğü’ anlayışından farklıdır). Türkiye Devleti oligarşiyle yönetilmektedir.

Fakat diyelim ki tam demoktarik bir ülkede yaşıyoruz. En ideal durumda nispi temsil sistemi değil direk temsil sistemi kullanılacaktır (Referandum).

Her konunun referandumla çözüldüğü (maliyetini düşünmeyin, ideal durumdan konuşuyoruz) bir yönetimin tam demokrasi olarak tanımlanabileceğinde hem fikiriz herhalde.

Birisi de şöyle bir tasarı attı ortaya:
Zenginleri ülkeden sürüp paralarını fakirler arasında eşit pay edelim“. Böyle bir tasarı referandumda %80 oranında kabul görür. Demokrasiye inancımız tam ise bu sonucu da gerçekleştirmemiz gerekir.

Bunun kabul edilemeyeceği gerçektir. Demek ki demokrasi, en iyi yönetim şekli değildir. Demokrasiden farklı bir yönetim şekli olmak zorundadır.

Bu konuda Aristo‘ya inanıyorum. Ama daha ayrıntıya geçmeden önce (çünkü sonrası halkımıza biraz rahatsız edici gelebilir) konu hakkında biraz düşünülmesi daha iyi olacaktır.

Yazan: Aydın Nişancı

39 Responses to “Demokrasi nedir?”

  1. Hüseyin Kolcu diyor ki:

    Aslında doğru ama demokrasi demek sadece halkın istediğinin mi olmasıdır?

    Ortada bir hukuk olmalıdır. Herkes filancının ölmesini istiyor ama o suçsuz. Tutup ta demokrasi var diye öldürelim mi suçsuz adamı çoğunluk istiyor diye?

    Önce hukuk, sonra demokrasi öyle miyiz, öyleyiz. Başörtlü birinin okula girememesi hukuki midir? Hayır. Halka soralım. Başortülüler okula gidebilsin mi? Büyük çoğunluk “Evet” der.

    İmam Hatipliler okula başlarken siz normal liseli gibi üniversiteye gidebilirsiniz denildi. Lise ikiye üçe geldikten sonra hayır gidemezsiniz denildi. Sudan çıkmış balık gibi ortada kaldılar. Bu hukuki mi? Hayır.

    Halka soralım “İmam Hatipliler normal koşullarda üniversiteye alınsın mı?” diye, büyük çoğunluk “Evet” diyecek tabi. Şimdiki i.h.llilerden bahsetmiyorum. Normal şekilde İmam Hatibe baslayıp sonradan karşılarına bu dayatma dikilenlerden bahsediyorum.

    E, biz nasıl hukuk devletiyiz? Bunu özellikle “Biz 68 kuşağıyız. Sosyal demokratız. Halkçıyız” diyenlere soruyorum.

  2. Yorumunuz için teşekkür ederim Hüseyin Bey.

    Yazınızdan ikinci bir soru çıkıyor ortaya: Hukuk Nedir?

    Yaşadığımız hukuk, toplum kuralları tarafından belirlenir. Çok önceleri, kız çocukları doğumda öldürülürdü ve bu hukuka aykırı değildi. Bugün bile bazı ülkelerde bazı durumlardaki adam öldürmeler hukuki olarak görülüyor.

    Benim düşünceme göre, şu anda hukuk, tek ve evrensel bir kurallar bütünü değildir. Dayanağı demokrasiden bile daha eğretidir. Bu sebeple yaşadığımız hukuku demokrasinin önünde tutmak şu andakinden de kötü sonuçlar doğurabilir.

    Örneğin, yukarıda bahsettiğiniz imam hatiplilerin üniversiteye girişleri ile ilgili sorun Türkiye’nin bir hukuk devleti olmasından kaynaklanmaktadır. Zira hukuğa göre değil demokrasiye göre bir karar verilseydi toplumun büyük çoğunluğunun isteği doğrultusunda böyle bir sorun olmayacaktı.

    Evet hukuk olmalıdır fakat hukuk evrensel doğruları temsil etmelidir. Öyle bir sistem olmalıdır ki, bunları Andromeda galaksisindeki bir topluma uygulasan onlar için bile uygun olmalıdır.

    Saygılarımla.

  3. hüseyin kolcu diyor ki:

    Aydın bey, hukuk konusundaki felsefi aklaşımınıza katılıyorum ancak; filan galakside ki falan gezegende ki insanlar için bile uygun olabilecek bir hukuk, bu galaksilerin bu büyük demekle bile hakaret edeceğimiz kainatın üstünde olan bir varlık varsa onun hukuku olabilir.

    İnsanlarınsa buna en yakın hukuku kurmaları ön yargı korku her türlü menfaat her türlü siyaset ve hiçbir duyguyu karıştırmadan oluşturabilmeleriyle olabilir belki de.

    Ben şu andaki çağdaş dünya hukukunun buna yakın olduğunu düşünüyorum. Sorunun varolan bu hukukun kişisel veya toplumsal menfaatler yüzünden doğru şekilde uygulanmadığından kaynaklandığını sanıyorum.

    İmam Hatiplilerin üniversiteye alınmaması hukukdan değil siyasetten kaynaklanmaktadır, yani siyasetin hukukun önüne geçmesinden.

    Türkiye’de herkes İmam Hatiplilerin, iktidar üstündeki bir güç çevresi tarafından sistem endişeleri yüzünden üniversitelere girmesinin engellendiğini biliyor.

    Burda bence bize düşen şey “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığının aksine, bu işlerle hiç ilgisi olmayanların bile mağdur olan İmam Hatiplilerle aynı safta yer almaları, onlara yapılan şeyi kendilerine yapılmış haksızlık gibi kabul etmeleridir ki bence bu insanlığın en üst seviyesidir.

    Şu anda güç zorbacıların yanında her zaman dediğim gibi büyüklük güçlünün yanında olmak değil, doğrunun yanında olmaktır

    Saygılar.

  4. Malcolm X diyor ki:

    Genelde Demokrasi çoğunluğun, azınlığa tahakkümüdür. Biz de adına demokrasi denilen ucube ise, azınlığın, çoğunluğa baskısıdır, zulmüdür.

    Ama niye dert ettiğinizi anlamadım, çünkü daha demokrasi ile tanışmadık ki!

  5. Lara Ulubilgi diyor ki:

    Ben demokrasinin kişilerin haklarına saygılı ve herkesin eşit haklara sahip olması olarak biliyordum. Ama yazılanlardan anladım ki “DEMOKRASİ” hiç kimsenin bilmediği, herkes tarafından farklı yorumlanan bir felsefedir.

    Ben daha 13 yaşındayım. Gerçektende kafam karışıyor. Demokrasi ne demektir?

  6. Kumsal Deniz diyor ki:

    Demokrasiyi kendime sordum. “Nedir?” diye düşündüm. Bir insanın kurallara göre, sınırları aşmadan karar vermesi mi?

    Bir de benzetme yaptım. Bir bayrak ülkeyi nasıl bağımsız olarak temsil ediyorsa, demokrasi de bir insanı böyle bağımsızlığını simgeler!

    Karar sizin. Sizce hangisi? Bence benzetme, çünkü o akıllıca.

    Kim kendi kendine bir karar alır sorunsuzca, tereddütsüz? Hayır alamaz. Bu yüzden başka bir nedeni yok.

    Derler ya “Demokrasi nerde!” diye. Bir gün sınıftaydık. Sınıf başkanımızı seçiyorduk. Öğretmen “Hani demokrasi?” dedi. Sözünü kestim öğretmenimin. “Ne zaman geldi ki?” dedim.

    Öğretmenim usulca yanıma geldi. O da bana “Elbet bir gün” diyerek karşılık verdi!

    Bu benim düşüncem bilemiycem.

  7. Mustafa Yetiş diyor ki:

    Demokrasi, ben demokrasinin olduğuna inanıyorum ama azınlıkların da olduğuna inanıyorum artık.

    Çünkü başörtüsü problemi bulunduğumuz toplumda kimsenin canını sıkmazken, küçük bir kesimin canını sıkıyor ve sırf onlar üzülmesin diye bunu demokrasi böyle diyor, laiklik bunu soylüyor diye bir sorun olarak yaşıyoruz.

    Ben üniversite öğrencisiyim. Bazen ben de diyorum “Çıkarsınlar ne olacak, ne kaybedecekler” ama onların inandığı şey bu. Bunu engellemek sadistçe geliyor bana.

    DEMOKRASİ benim gözümde Hindistan’dır. İnsanların o kadar özgür olduğu bir başka ülke yok. 200 yıldır küçülüyoruz. 30 yıldır Kürt sorunu, 10 yıldır baş örtüsü, 100 yıldır laiklik sorunu yaşıyoruz. Demokrasi evet var ama benim için değil, ATATÜRK’ün ismini kullananlar için var, Kemalistim diyerek hava atan ama elini kıpırdatmayanlar için var.

    Keşke Atatürk burada olsaydı, gölgesini kullanan insanların demokrasi ve laiklik adına yaptıklarına baksaydı. Acaba monarji daha mı iyiydi :D

    Demokrasiye tek pencereden baktığım için üzgünüm. Yorumlar bana bunları düşündürdü. Aslında bu kadar dar bir pencereden bakmak yanlış yani sadece baş örtüsü sorunu çerçevesinden.

    Ben de bir fikir atayım dedim. Umarım yanlış şeyler söylememişimdir.

  8. Hallim61 diyor ki:

    Benim anlayamadığım ve galiba hiçbir zaman da anlam veremeyeceğim olay şu ki; Demokrasi olsun, laiklik olsun, gündeme geldi mi ya başörtüsü ya da İmam Hatipliler gündeme geliyor.

    Yani herkes başını açsın, İmam Hatipler kaldırılsın. Bunlar düzelecek mi?

    Nacizane fikrim, kesinlikle hayır. Çünkü bu bir bahane ve bunların üzerinden yapılan siyasi propogandalar.

    Şimdi ben derim ki demokrasi şudur, birisi der ki hayır öyle değil böyledir. Yani hep öznelde kalacak bir konu, bir türlü nesnel olamayacak.

    Saygılarımla.

  9. Ayben Nuran diyor ki:

    Demokrasi toplum arasındadır ama aynen Hüseyin Kolcu’nun yazdığı gibi yanlışlar da demokrasi olamaz.

    Her zaman, her yerde olması gerekir. Mesela ben bir öğrenciyim. Sınıfta başkanlık seçimlerinde kimin oyu fazlaysa o başkan olur. İşte bu da bir demokrasi türüdür.

    Biz biz olalım, demokratik olalım!

  10. Merve Alcan diyor ki:

    Ben inanıyorum ki insanlar herhalde demokrasisiz bir hayatta tek başınadır Çünkü demokrasi olmadan insanların hakları boş yere yenir. Ve insanlar demokrasi ile mutlu bir yaşam sürer.

  11. Salla Gitsin diyor ki:

    Ya demokrasinin doğru tanımını yapabilmek için kitaplara dayanmak gerekmez istese her insan kendince ve doğru bir şekilde demokrasinin tanımını yapabilir.

    Herkezin kendince bildiği bir demokrasi tanımı vardır di mi ama.

  12. Poyraz diyor ki:

    Evet aynen Merve Alcan’ın dediği gibi, ama herkes demokrasiyi farklı açıdan yorumlarsa ve kendi yaptığı yorumu doğru diye savunursa bir sonuca varılmaz.

    Daha aksine hiç hesapta olmayan bir sürü abuk subuk şeyler doğurabilir. Ama bu yapılan farklı yorumları bir masaya yatırıp herkesin bir gözden geçirip, iyi yapılan yorumların hangileri olduğunu, yani çoğunluğun, “yapılan bu yorum, bizler için daha iyidir” dediği açıdan demokrasiyi yorumlayıp, o yorumu uygun görmek daha iyidir.

  13. Es geç diyor ki:

    Demokrasi halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimidir.

  14. Yasin Yilmaz diyor ki:

    Prof Dr Toktamış Ateş’in “İnsanın Özündeki Sevgi” adlı kitaba yazdığı özsözden bir kesiti bilgilerinize sunuyorum.

    Bence demokrasi bir “hoşgörü” ve “uzlaşma” rejimi. “Farklılıkları” ortaya koymak kolaydır. Fakat “ortak noktaları”, “ortak paydayı” ortaya koymak çok daha gereklidir. Hatta yaşamsal önemdedir.

    Bizde herkes demokrasiden yana. Ama herkes, “Kendi beğendiği insanlar, ya da düşünceler seçildiği zaman” demokrasiyi savunmuyor .Hoşuna gitmeyen bir terim ortaya çıktığı zaman demokrasiyi falan unutuyor. İnsanlarımızın çoğu, kendisi için talep ettiği, kendine layık gördüğü kimi hakları, başkaları için çok görüyor, lüks buluyor. Toplumumuzu bulaşıcı bir hastalık gibi saran “çifte standart” bir türlü yakamızı bırakmıyor.

    “Hoşgörü”, demokrasinin dışında bir kavram değil ama herkes kendi düşünce, inanç ve değerlerine hoşgörü beklerken başkalarının düşünce, inanç ve değerlerine aynı derecede hoşgörüyle yaklaşamıyor. Biraz yukarıda da değinmiştik: Çifte standart hastalığı…

    Hoşgörü; insanın kendi düşüncesine, inançlarına, değerler sistemine olan güvenin sonucudur. Güveni olmayan insanlar; saldırgan olur, hoşgörüsüz olur. Benim belirli düşünce ve inançlar karşısında böylesine hoşgörülü olmamın nedeni, herhalde kendi düşünce ve inançlarıma duyduğum güvenin sonucu olsa gerek. Aynen başka “hoşgörülüler” gibi

    Aynı gemide gidiyoruz. Batarsa birlikte batarız. Ve amacımız, bu gemiyi batırmak değil, yüzdürmek olmalı.

  15. Yunus Emre Karaal diyor ki:

    Kötü söz sahibinindir. Aynen iyade edyiyorum. Aptal kelimesi size laiktir. Sizin ne olduğunuzu biliyoruz, kendinizi anlatmayın.

    Siz halkı değil kendinizi düşünen insanlarsınız. Bu akılla bir yere varamazsınız yolda kalırsınız bence piskolağa görünün.

  16. Gümüş diyor ki:

    demokrasi üzerine tartışmaya girdik ve her birimiz ayrı şeyler söyledik. Baktım ki demıkrasi benim bildiğim gibi değil araştırmaya girdim maalesef hala bir şey anlamadım.Benim bildiğim:
    Demokrasi fakir zengin ayrımı yapılmadan eşit şekilde özgürce yaşaması demekti. ama araştırdığımda bir sürü anlamı çıktı kafam karıştı bunun tanımını lütfen doğru yaparsanız seviniriz.

  17. Selin Esin diyor ki:

    Demokrasi toplum arasındaki bireylerin ya da ailelerin ilişkisidir her zaman her yerde olması gerekir.

  18. fuk style diyor ki:

    aslında hayatta ne baş örtü nede imam hatüp liseleri önemli sadec atatürk adını kullanarak yaşayanların demokrasi’ yi kötülemeleri önemli. sizce baş örtümü önemli yoksa demokrasik bir yaşammı?

  19. ASÖ diyor ki:

    bir şeye tanım aramak ona sınır çizmek demek onu hapse koymak demektir. hapisteki insan da ”anlam” ifade edemez. onun için ”anlam”lar vardır.
    işte demokrasi de böyle birşey, bir anlamı yoktur. eğer okullarda öğretilen ”halkın egemenliği ” ise burda ki halk kimdir? kime halk diyeceğiz? eğer bugün seçtiğimz temsilciler (milletvkilleri) demokrasinin ürünü ise demokrasii demek iradeli krallar yaratmak demktir. çünkü artık seçilenler DOKUNULMAZ oluyor. eskiden ırsen gelen kralların yerine seçimle gelen krallar var . bu mu temsili demokrasi?
    demokrasi hep gelmekte olandır. ama asla gelmeyecektir , geldiği an demokrasi değildir. onun için şu anda demokrasi yoktur ve olmayacak da…

  20. Neverwhere diyor ki:

    :) Selamlar.

    Bazı arkadaşların “Gevelemeye” çalıştıklarını, her nedense ben direk söylemek istiyorum :)

    Evet. “Demokrasi manasız bir yönetim şeklidir.”
    Kime göre demokrasi? Ne zamana göre demokrasi? Kimin demokrasisi?
    Her yaş grubunda farklılık gösteren fakat sandıkta net olarak karşıma çıkan ve benim geleceğimi belirleyen fikirler ve oylar ne derece sağlıklıdır? Beni ne derece mutlu eder? Bu kararlara neden ve ne kadar uymalıyım? Neden saygı duymalıyım?

    Kim kime saygı duymalı?

    Balkonumda manzara izlerken hemen önümde, sahil kenarında bira içen kişilerden rahatsız olmam kimin demokratik hakkını engellemektedir?

    Ellerinde şişeyle sokaklarda şarkı söyleyen insanların demokratik hakları, Bodrum’da ya da Kadıköy’de farklılıklar gösterir mi? Gösterirse bu haklar ne kadar esnektir? Nerelerde ve nasıl yırtılabilir? Sınır nedir ve bu sınırları kimler belirler?

    Evet…

    Bir kısmında “demokrasi -de” olan en çağdaş yönetim biçimi, hiç kimseye göre olmayan fakat herkesin tasvip edeceği tek yönetim biçimi “şeriat kuralları” dır.

    Bu kelimeyi duyduklarında saçları diken diken olan, kol bacak kesmek ya da anayasa gibi maddeler olarak bilen, örnek olarak da “İran gibi gelişmemiş ülkeleri” öne süren kişilerin, kesinlikle ve hiç vakit kaybetmeden “Kendilerini geliştirmeleri” gerekmektedir.

    Mantık gayet basittir…

    Eğer Kainatı yaratan bir Tanrı’nın var olduğuna inanıyorsak, bu ürünün bir de “kullanım klavuzu” olması gerekmektedir.( İnanmayanlar istediklerini yapabilirler ve istemedikleri şeylerle karşılaşabilirler. Hazırlıklı olsunlar )

    Kullanım klavuzu olmayan ilkel bir elektronik cihaz dahi yoktur. Fakat her nedense insanlar, kullanım klavuzuna bakmadan Televizyon dahi izleyemezken, içinde olduğu dünyayı, nasıl kullanılacağını bilmeden şuursuzca yaşamayı normal karşılanmaktadır ve buna da özgürlük denmektedir.

    Bu özgür insanların bulunduğu bölgeler de genelde “demokratik” bölgelerdir…

    Kainatın bu kullanma klavuzuna yani “Kur-an” a inanmayan insanların, mantık olarak Tanrı’ ya da inanmaması gerekmektedir. Çünkü bu tavır, Tanrı’nın yarattığı şeyleri ciddiye almadığını düşünmek, onu hafife almak demektir. İnsanların algı seviyelerine göre senkronize ve yön veren klavuzlar geliştirmiş, en sonunda da “başkası gelmeyecek kendi kendinize klavuzlar üretmeyin” şeklinde de uyarmıştır.

    Kainatın kullanma klavuzunda ve “felsefesinde” kendi arzu ve isteklerinin değil, başkalarının arzu ve isteklerini önemsemek vardır…

    O zaman dünyadaki bütün insanlar sizin mutluluğunuz için çalışacaklardır ki, bu durum da bugünkü insan yapısına göre sizi utandıracak ve sizi de bu şekilde davranmaya özendirecektir. Aynı zamanda hayvanlarla farkımızı da ortaya çıkararak insanlığımızı hatırlatacaktır.

    O zaman sizler ve ben, başkaları ne oy verdiyse versin haklıdırlar şeklinde düşünecek, insanların görüşlerine ve kişiliklerine saygı duyacak, balkonlar önünde ve sokaklarda şarkı söylemeyecek, ya da söyleyenlere tebessümle bakacağım.

    Fakat bu yönetim şekli biraz gelişmiş bir sistemdir. Şu an için insanların uygulaması ve yaşaması söz konusu bile olamaz. Biraz daha akıllanmak ve uygarlaşmak laazım kanaatindeyim…

    Saygılar.

  21. DERYALIM diyor ki:

    yapılan tanımlardan da anlasılıyorki belli bir demokrasi tanımına varmak olanaksız ……. Bu yüzden hic bir zaman ulasamayacagımız bir kavram için yorum yapmak da yersiz olacaktır………..

  22. Emine Ç. diyor ki:

    Sayın; Yunus Emre Karaal siyaset bilgisini geçtim siz doğru dürüst Türkçe konuşmasını öğrenmelisiniz. Burda Akp Chp tartışması değil demokrasi nedir yorumları yapılıyor. Kötü söz sahibine iyade (?) ediyorum demişsiniz ki aslı iadedir. Aklı olan bir insan da ülkeyi satışa çıkarmış bir hükümeti başa çıkarıyorsa bu işte akıl, mantık aramak ne derece doğrudur sizlere bırakıyorum.
    Bu arada yorum yapan herkese teşekkür ediyorum. Bu sayfayı münazara konum hakkında fikir sahibi olmak amacıyla ziyaret ettim. Bir yorum da ben yapayım dedim. Münazara konumu sizlerle paylaşmak istiyorum.
    “Az gelişmiş ülkenin gelişiminde demokrasiye mi ihtiyaç vardır, diktatörlüğe mi ihtiyaç vardır?”
    Tarafların neyi savunacakları kura ile belirlendi ve sanırım sans benim grubumun yanındaydı. Bana “DEMOKRASİYE İHTİYAÇ VARDIR” çıktı. Tüm okul önünde görüşlerimizi karşılıklı sergileyeceğimiz için bu konuya her pencereden bakan aydın fikirler bekliyorum. Yorum yaparsanız sevinirim. Örnekler vererek yardımcı olursanız çok minnettar kalırım. Şimdiden teşekkürler…

  23. Felsefeci diyor ki:

    Nedir Demokrasi? En kısa tabiriyle “Halkın İktidarı” demek. Yunanca “Demos”(Halk) ve “Kratos” (İktidar) sözcüklerinden oluşan Demokrasi halkın iktidarı anlamına geliyor. Eski Yunanlılar, çağdaşları doğu despotluklarına karşı kendi yönetimlerine bu adı vermişler. Onlara göre Demokrasi olabilmesi için kanunların herkes için aynı olması (İsonomia) site işlerine katılmada ve siyasal iktidara katılmada eşitlik (İsegoria ve İsokratia) olması gerekir.

  24. ezihnisinir diyor ki:

    demokrasi den daha iyi yönetim biçimi mutlaka geliştirilecektir.felsefeci arkadaşım yunanca manasını yazmış katılıyorum. ama demo kelimesinden gelmiş se gösteri anlamını taşıyor.oda iktidarın gösterisi oluyor.neticede halk sadece göstermelik.

  25. açelya diyor ki:

    bn 16 yaşındayım ama demokrasi die öğretilen hiç bişeyi görmedim bu yaşıma kadar acaba merak ediyorumm demokrasi hakkında bi çok şey söylüyorsunuz bunların kaçına inanıyorsunuzz ve kaçı size göre ve doğru ve kaçını uyguluyorsunuz…

  26. nur diyor ki:

    demokrasi adalettir hukuktur kimsenin hakkına yeltenmeden istediğini yapabilme dir. demokrasi insan idrakine giydirilmiş deli gömlekleridir.

  27. mustafa diyor ki:

    arkadasların yaptıkları butun tanımlara katılıyorum ek olarak demokrasının bızım ulkemızde kı varlıgına pek ınanmıyorum demokrası hak ve ozgurlukler tanırken bızım ulkemızde bu haklar carpıtılıp bır grup azınlııgın yararı halıne donusturuluyor

  28. tuğra diyor ki:

    demokrasi bizim gibi gelişimini tamamlayamamış ülkeler için gereksizdir halk cahildir ve ne istediğini bilmemektedir.

  29. Justinkolik diyor ki:

    Bence gerçekten kötü bir site .
    örneklere bu kadar dayanılması çirkinleştirmiş ve biraz gerçkci olak gerekiyor tam tanım lazım insanlara !

  30. murat diyor ki:

    berrbadya bide çok uzun

  31. gonca diyor ki:

    demokrasi;
    ben demokrasiye inanmıyorum.ben tanrı olduğuma inanmıyorum,ben kağıt paraya da inanmıyorum.
    ben beni yaratan ve sorgulayacak olan bir allah’a,onun kullanım klavuzuna ve emek ifade eden paraya inanıyorum…

    demokrasi şudur:
    bir tek tanrının sunduğu hazır ve yantesirsiz referans kurallar varken, yüzlerce tanrıcığın hazırladığı kurallara teslim olmaktır.
    yobazlık mı.evet bunları yazmayıp yumuşak girmeliydim biliyorum.
    peki şu soruyu sormak istiyorum.kaçımız oy verdiklerimizi yakinen tanıyoruz problem burada…eğer bir oy verme sistemi olacaksa ben muhtarımı,muhtarlar kaymakamları,kaymakamlar valileri,valiler de meclisi seçseydi daha reel olurdu.sağcı ya da solcu tüm oylarımız sanaldır aynen paralarımızın sanal olduğu gibi.ben akp’ye oy verdim ama demokrasiye inanmıyorum.bu sadece vicdan işi.ümit işi.tamam diyelim ki yuzde yuz oyla bir parti seçildi.o zaman şu olacaktır.o halde kuralları kim belirleyecektir.tamam kurallarda halka sunuldu ve ihtilafsız bir anayasa oluştu hem de her maddesini halk yaptı ve yuzde yuz uzlaştı.peki soru şu.şimdi bu satanist bir parti olup insan kurban etmeyi meşru saysa bu uygulanacak mıdır?demokratların şarkısını biliyoruz.evrensel kurallar masalı.hop maske düşüyor.neymiş demokrasi aslında evrensel kurallara dayanan bir dinmiş.evrensel kurallar vahyi varmış.yani tüm devletler din ile yönetiliyor.yani tüm devletler kutsal kitabı evrensel yasalar olan bir şeyle yönetiliyor ya da yönetilmek isteniyor.evrensel yasaları da dünyadaki güçlü devletlerin gizli örgütlerinin elemanları belirliyor.yani bugun şeriate öcü gibi bakanlar aslında şeriatle yönetiliyor.kuranda din tümüyle allahın oluncaya kadar mucadele et diyor.
    bu şu demektir.eğer şu anda devletler güçlü bir şekilde ayaktaysa bu onların birtakım şeylerde vicdanen,bilerek ya da bilmeyerek allahın koyduğu kurallarla örtüşmesinden kaynaklanmaktadır.ama onlar bunu kabul etmek istemezler.işte muslumanın görevi islamın rahmet olduğunu ve de uygulanmasının sadece ve de sadece iyilik doğuracağını ispatlamaktır.kuran o kadar esnektir ki yeter ki allaha sadık olun ve onu referans alın her toplumu kurtarır.o bir hukuk ticaret ya da kıssa kitabı değildir.onun adı hudadır yani rehber,yani klavuz yani ana prensip kitabı…size bir örnek tecavüzün cezası kuranda yoktur.alın size polemik.tecavüz suç değil mi yani…ya işte böyle.yok çünkü bu karar ulema ve halkın uzlaşmasına bırakılmıştır ama referans kuran olmak şartıyla…yani toplumdaki adalet için en uygun ne ise halk ve alimler uzlaşarak çokça hükmü beraberce alabilirler.evliye de bekara da zinanın cezası kırbaçtır.ama halk ve ulema uzlaşırsa evlilere daha ağır yaptırım getirebilirler.yani kesin kurallar uygulanır ama her dava ayrıdır ve hakimler meclisi kurana dayanarak en adil olanı bulmaya çalışırlar.Allah bu kullar birbirine girmesin diye hazır anayasa taslağı göndermiş rahmetinden.anayasanın tam metni ise her devirdeki halka ve alimlere bırakılmış.müthiş bir sistem…
    şu anda dünyadaki tüm devletler şeriatle yönetilmektedir.sorun şu ki kiminin kutsal metni evrensel yasalar kiminin ki ise allah’ın yasalarıdır.ben utopyacı değilim.tercihim kurandan yana.kuran referans alınınca dahi yönetenlerin zalim olabileceğini biliyorum.bu yüzden işte kuranı referans alan bir toplumdaki cumhuriyete inanabilirim.ama seçim tepeden inme değil iki aşamalı olmalı ki halk oy verdiği kimsenin sanal olup olmadığını bilebilsin.
    nasılsak öyle yönetiliriz vesselam…

  32. esma diyor ki:

    hepsi çok saçma fikirler hiç bir şey bilmiyorsunuz buna bilgi bile denmez

  33. Aydan diyor ki:

    demokrasi kavrami size ne ifade ediyor?

    demokrasinin bir toplum ve bireyler icin onemi nedir?

  34. sema diyor ki:

    bence çok ama çok saçma bilgiler yazmışlar yazdıkları hiç birşey demokrasi ile ilgili bilgiler değil

  35. sude diyor ki:

    allah size yardım etsin demokrasi hakkında söylemedik söz bırakmamışsız alt tarafı demokrasi nedir sormuş

  36. Aydın Nişancı diyor ki:

    İlk olarak bu konuda böyle fazla ve farklı yorumlar geldiği için hepinize teşekkür ederim.
    Öncelikle Hukuk=İslam tarzında yazılar yazan arkadaşlar için şunu söyleyeyim, zaten bütün hukuk sistemleri din öğretilerinden kaynaklanmıştır. Din öğretilerinin temeli de on emir’dir. Baş örtme gibi kurallar evrensel değil islami kurallardır. Burada başörtüsü’ne takılmamak, asıl olarak fikir özgürlüğü’nü düşünmek gereklidir.
    Yukarıda yazdığımla çelişiyormuş gibi gözükse de şunu söylemek istiyorum. Türkiye demokrasi tanımına tam olarak uygun yönetilmektedir. (Yukarıda oligarşi demiştim.) İnsanlar kendilerini yönetecek kişileri seçmektedirler. Yanlış seçimler yapmaları Demokrasi’nin suçu değildir.
    Türkiye’de Oligarşi olduğunu söylememin sebebi insanların kararlarının kendi yanlış kararları değil, para sahiplerinin kararları olmasıdır. Türkiye’de teoride Demokrasi, pratikte Oligarşi vardır.
    Şayet böyle bir çelişkiye sebep olabiliyorsa Demokrasi pek de iyi veya sağlam bir şey değil gibi görünüyor.
    Demokrasi tanım olarak çoğunluğun iktidarıdır. Diğer taraftan Demokrasi ailede başlar. Bunlara itiraz yoksa devam edeyim.
    Altı çocuklu bir ailesiniz. Çocuklarınız 4,5,6,7,8,9 yaşlarında. Ailenizin geleceğiyle ilgili çok önemli bir karar vermeniz gerekiyor. Tabii ki ailenizde demokrasi var ve bu kararı aile meclisine sunuyorsunuz. Aile meclisi kararına göre bu en önemli anda bütün paranızı gazoz ve çikolataya yatırmanız işten bile değildir.
    Ülkeniz için önemli bir karar verirken de belli bir yaştan sonraki insanlar karar vermektedir. (Oy verme yaşı.) Fakat 18 yaşını geçmiş herkesin bu kararı verebilecek yetenekte olduğuna inanıyormusunuz?
    Oy vermek için de bir yetkinlik gerektiğini düşünmüyor musunuz?
    Ülkenin geleceği için hiç bir şeyden haberi olmayan birisi nasıl karar verebilir? Kararı kendisi değil de; Şıh’ı, Ağa’sı, Dede’si, Köşe yazarı, Öğretmeni… -yani kendisi dışında birisi- veriyorsa bu özgür irade olabilir mi?
    Özet olarak, yukarıda açık açık yazan arkadaşlar gibi yapayım:
    Ülkem hakkında en az benim kadar düşünüp taşınan, tartanlar karar verebilir. Kendi beyinlerini kullanmayan çoğunluğun oyları yüzünden haklarımın yenilmesini istemiyorum.
    Medya ergen olunca özgür irade, dolayısıyla Demokrasi ölmüştür.
    Ben yıllar önce ölmüş bir leşi istemiyorum.
    Gerçekten bu ülkenin iyiliği için kellesini ortaya koyacak bir lider çıkarsa onun sonuna kadar arkasında olurum.

  37. Aydın Nişancı diyor ki:

    Şunu ayrı yazmak istedim.

    Özgür irade’nin küllerinden doğması ancak internet sayesinde olabilir.
    Ben bunları size anlatabiliyorsam, birileri yukarıdakileri yazabiliyorsa bunun anlamı;

    Hâlâ umut var

  38. KAYA87 diyor ki:

    Bu ülkede demokrasi her zaman eksik bir yol haritası olmuştur.Bizden daha demokratik oldunu dile getiren ABD gelişmiş bir ülke olduğu halde halkın seçimlere katılım oranı %68 dolaylarındadır.Yani demokrasinin bizim ülkemizde sadece oy kullanma açısından değerlendirerek tam olarak uygulandığını savunmak ne kadar sağlıklıdır?İkincisi oligarşik bir yönetim olduğuna katılıyorum.Bugün halk egemenliğini siyasi oligarşi almış bulunmaktadır.Demokrasi rejimi yozlaşmaya manüplasyonlara çok açık bir yönetim biçimidir.Gelişmiş ülkelerin demokrasiyi insan hakları ve özgürlükleri çerçevesinde küreselleşme adına kullanması bunu göstermektedir.Yani demokrasi aslında bugün çok iyi bir yönetim biçimi olmamaktadır fakat üstün niteliklerinden vazgeçilmemelidir.Her sistemin kendine göre zaafları ve avantajları vardır.Hiç bir sistem mükemmel değildir.İdeal bir demokrasiye asla ulaşamadığımız ve ulaşamayacağımız için bize hayal kırıklığı getirmektedir.Birkez daha söylüyorum,emperyalist ülkelerin bugün demokrasinin insan hakları,özgürlükleri üzerinden küreselleşme politikaları uygulamaları demokrasinin çok hoşgörülü olmasından kaynaklanmaktır.Bu da gelişmiş ülkeler tarafından ilk önce bir amaç,daha sonra stratejik bir araç olarak kullanmalarına zemin hazırlamaktadır.Ben demokrasi kavramının bizzat kendisi içindeki durumları tartışmaktansa sistemin nasıl işlerlik kazanmaya çalıştığına değinmek istedim.

  39. azetin diyor ki:

    sus ya hiçbirniz bilmiyorunuz demokrasi
    yaşam biçimidir..

Leave a Reply