• Categories

Devletçilik ve Laissez-Faire kapitalizmi

ayn-rand-kapitalizm-bilinmeyen-ideal.jpgSavaş adına kapitalizme karşı çıkanlar; barış adına devletçiliği savunuyorlar.

Laissez-faire kapitalizmi bireysel hakları, bu yüzden sosyal ilişkilerde kuvveti yasaklayan, sömürü ve savaşa temelden karşı olan tek sistemdir. Çünkü üretme özgürlüğü olan insanları hiçbir şey yağmaya teşvik edemez. Bu insanların savaştan kazanacakları hiçbir şey yoktur. Aksine kaybedecekleri çok şey vardır.

İdeolojik olarak, bireysel haklar prensibi, bir insanın kendi ülkesinde veya başka bir ülkede silah kullanarak kendi geçimini sağlamasına müsade etmez.

Ekonomik olarak, savaşlar çok paraya mal olur. Servetin özel olarak sahiplendiği serbest bir ekonomide, savaşın maliyeti özel vatandaşların gelirlerinden sağlanır. Gerçekleri saklamak için aşırı şişirilmiş bir kamu hazinesi yoktur ve bir vatandaş savaşı kazanarak kendi maddi kayıplarını geri almayı umamaz. Bu yüzden, onun ekonomik çıkarları barış tarafındadır.

Servetin “kamu tarafından sahiplenildiÄŸi” devletçi bir ekonomide, savaÅŸ bir vatandaşı, efendilerinden daha büyük bir bağış koparma yanlış bir ümit verirken, onun barışı muhafaza etme ile koruyacağı hiçbir ekonomik çıkarı yoktur ve o bağış da, ortak sepet içinde sadece bir damladır. İdeolojik olarak, bu vatandaÅŸ insanları kurban edilecek hayvanlar olarak görecek ÅŸekilde eÄŸitilmiÅŸtir. Kendisi böyledir ve aynı devletin çıkarı için aynı kamu sunağı üzerinde yabancıların niçin kurban edilmemesi gerektiÄŸine dair hiçbir anlayışa sahip olamaz.

Tüccar ve savaÅŸcı tarih boyunca birbirine taban tabana zıt kimliklerdir. SavaÅŸ alanlarında ticaret geliÅŸmez, fabrikalar üretim yapmaz. Yıkıntılar altında kar artmaz. Kapitalizm bir tüccarlar toplumudur ve bu nedenle kapiatalizm, ticareti “bencil”, feth etmeyi ise “soylu” gören her silahlı haydut tarafından eleÅŸtirilir.

Barışla gerçekten ilgilenenler kapitalizmin insanoÄŸluna tarihteki en uzun barış dönemini yaÅŸattığını görsünler. Bu, 1815-1945 arasında (99 sene) tüm uygar dünyayı kapsayan hiçbir savaşın olmadığı dönemdir. Bu dönem insanoÄŸlunun kapitalizme en fazla yaklaÅŸabildiÄŸi dönemdi. Fakat devletçilik unsuru 19.yıl boyunca büyümeye devam etti ve 1914′de dünyayı ateÅŸe attğında, savaÅŸa karışan hükümetlerde devletçi politikalar egemendi. Tıpkı iç konularda devletçiliÄŸin yol açtığı bütün kötülükler ve hükümet kontrollerinin kapitalizmin üzerine atılması gibi, dış konularda da devletçi politikaların bütün suçu kapitalizme atılmış ve atfedilmiÅŸtir.

“Kapitalist emperyalizm”, “SavaÅŸ vurgunculuÄŸu” gibi safsatalar veya kapitalizmin askeri fetihlerle “para” kazanmak zorunda olduÄŸu fikri, devletçi yorumcu ve tarihçilerin sığlık ve ahlaksızlık örnekleridir. Oysa 19. yüzyılda, feodalizmin ve mutlak monarÅŸilerin devletçi zalimliÄŸinin kalıntılarını mahvederek dünyayı bağımsızlaÅŸtıran serbest ticarettir.

Kapitalizm yurt içinde ve dışında pazarlarını serbest rekabet ile kazanır. Savaşla kazanılan bir pazar, sadece, onu uluslararası rekabete kapatmak, sınırlayıcı düzenlemeler getirmek ve böylece kuvvet kullanarak özel imtiyazlar elde etmek isteyen yarı-devletçi karma ekonomi savunucuları için (geçici olarak) değerli olabilir.

Kendi ülkesinde hükümet aracılığı ile özel avantajlar peşinde koşan aynı tip iş adamı, yurt dışında da hükümet aracılığıyla özel pazarlar aramıştır. Kimin pahasına? Bu gibi işler için vergi ödemiş olan, fakat hiçbir şey kazanamamış olan işadamlarının büyük çoğunluğunun pahasına.

Bu gibi politikaları haklı gösteren ve onları halka yutturan kimdir? “Kamu çıkarı” veya “Ulusal saygınlık” ya da “AÅŸikar kader” gibi doktrinler üreten devletçi entelektüeller. Tüm devletçi ekonomilerin gerçek savaÅŸ vurguncuları, eskiden de bugün de, iÅŸte bu aynı tiptir: Bir savaÅŸ esnasında veya sonrasında hükümet kıyakları ile servet elde etmiÅŸ siyasi nüfus sahibi insanlar…

EÄŸer insanlar savaÅŸa karşı çıkmak isterlerse, onların karşı çıkması gereken ÅŸey devletçiliktir. İnsanlar, bireylerin kolektivite için kurbanlar oldukları, bazı insanların diÄŸerlerine kuvvet kullanarak yönetme hakkına sahip oldukları ve bazı sözde “Fayda” adına bunun haklı olabileceÄŸi ÅŸeklindeki Kabile İnancını muhafaza ettikleri müddetçe, bir ulusun kendi içinde de, uluslar arasında da BARIÅž olamaz.

Kaynak: “Kapitalizm: Bilinmeyen İdeal”

Yazan: Ayn Rand

“Devletçilik ve Laissez-Faire kapitalizmi”

Yorum yap, fikrini paylaş

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.