Devridaim eden besleme sistemi
İmecenin hat sahfaya kadar ulaÅŸmış oldugu köylerdeki anaokulunda/anasınıfında yine birlik beraberlik mantıgı içerisinde sınıf öğretmeninin buldugu bir besleme yöntemidir. Aynı zamanda bu yöntem vasıtası ile çocuklara “Yerli malı yurdun malı” gelenegi aşılanmakta ve sevdirilmektedir.
Öğretmen bir veli toplantısında tüm velilere konuyu açar ve “Ufacık yavrularınıza, her gün sabahın köründe beslenme çantası hazırlayacagınıza, numara sırasına göre her gün baÅŸka bi anne gelip tüm sınıfı doyurabilecek miktarda, ev yapımı, kurabiyedir, börektir, pogaçadır getirsin. Böylece hem zamandan hem de paradan tasarruf etmiÅŸ oluruz” düşüncesini velilere açar ve büyük bir oy çogunlugu ile kabul edilir.
Artık bir anne listesi hazırlanmıştır ve bu listeye göre anneler sırasıyla sınıftaki tüm çocukları beslerler. Sistemin özü budur.
Çocukların daha küçük yaÅŸlarda annelerinden, kökenlerinden utanmasına neden olabilecek bir sistemdir. Eskiden, yani bu sistemin yürürlükte olmadıgı zamanlarda her anne kendi imkanları dogrultusunda çocugunun çantasına gururla kuru ekmek ve peynir koyabilir. Fakat bu sistemde tüm sınıfı kuru ekmek ve peynirle doyuramazsınız. Doyurabilirsiniz fakat sıra size tekrar geldiÄŸinde çocukların “Amaaan Ahmet’in annesi gene kuru ekmek getirmiÅŸ”, “Ben bu kadını hiç sevmiyom” ÅŸeklinde yorum yapmaları doÄŸaldır.
Bu durumdan en çok etkilenen ise, sadece peynir ekmek getiren annenin masum çocugudur. “Ahmet senin annen pogaça yapmayı bilmiyo mu”, “Ahmet sizin evde çukulata yok mu”…
İlkokul kokuları sınıfına girebilecek bir kokunun üretilmesini sağlıyan sistemdir. Her devrinde yarı kaynatılmış, üzerinde sarı sarı yağ damlacıkları bulunan, feci şekilde kokan süt getiren anne lanetlenir. Ve bu kokuyu her duydugunuzda ters peristaltik hareketin başlamaması için dua edersiniz.
Tabi gene söz konusu annenin yavrusuna “Sizin evde bu iÄŸrenç sütten baÅŸka biÅŸi yok mu” ÅŸeklinde soruların gelmesi doÄŸaldır.
Sıranın annenize gelecegi günü bir “Final Countdown” edasıyla saymanıza neden olur. “Bi hafta sonra annem gelicek”, “Üç gün sonra annem doyurucak”, “Yarın annem geliyo” tarzındaki hazırlıklar ile iyice alevlenir ve o gün siz ana sınıfı yavrusu için büyük ve korku dolu bir gün olur çıkar.
Annenizin öğleyin gelip tüm sınıfı doyuracagı günün sabahı uyandığınızda farkedersiniz ki, evde bir telaÅŸdır alıp gider. Gözlerinizi ovuÅŸturarak tuvalete doÄŸru ilerlerken, annenizin bi o yana bi bu yana koÅŸuÅŸturduÄŸunu, endiÅŸeli ve “O nerde, bu nerde”, “Amanın daha pogaça piÅŸicek”, “Var ya kesin yetiÅŸemicem, rezil olucam” tarzında söylevlerle ev içinde mekik dokudugunu farkedersiniz.
Sınıf arkadaÅŸlarınızın size annenizin getirdiÄŸi beslenme çantası içinden çıkan yiyecek ve içecekler konusundaki negatif yorumlardan korktugunuz için merakla “Anne ne yaptın bugun, ne getiriceksin okula”, “Anne lüften güzel biÅŸiler yap” gibi istekler yöneltirsiniz. Anneniz oralı bile olmaz koÅŸuÅŸturmasından.
Okula gidersiniz. Sınıfa girdiÄŸinizde sanki herkes size bakıyordur. Önce utanır, sonra başınızı öne eÄŸersiniz. Sanki tüm sınıf arkadaÅŸlarınız “Aaa iÅŸte bugun beslenme getiricek annenin çocugu” diye geçiriyodur içinden. Artık isminiz yoktur. O gün “beslenme getiren annenin çocugu”sunuzdur.
HerÅŸey yolunda gider ve sınıftaki öğrenciler annenizin zor bela yaptıgı el iÅŸi ÅŸeyleri begenirlerse sorun yoktur. Ertesi gün hayatınız normal akışına döner, taa ki devir tekrar annenize gelene kadar. Ama kötü giderde “Bunlar ne biçim ÅŸey be”, “Yemem ben bunları”, “Åžu çocugunda ne biçim annesi varmış”ları duyarsanız iÅŸte bu psikolojinizde derin yaralar açar. Belkide halen içinde bulunduÄŸunuz, annenize karşı aÄŸresifliÄŸinizin nedeni de budur.
Hangi çocuğun ailesi zengin hangisinin ki fakir oldugunu tesbit etmek için gerçekleştirilen uygulama.
(bkz: İşçisin sen işçi kal)
25 June 2003 | İlgili Olduğu Konular »

Harun Gürleyik
İmece sözcüğünün anlamı ile bahsettiğiniz sistemi sarmallayışınız garibime gitti. Daha doğrusu, kullandığınız şekil, İmecenin anlamını bilmediğiniz ya da bilerek çarpıtmaya çalıştığınız izlenimi bıraktı bende.
Anlattığınız acaip olay İmece’nin varoşlarından bile geçmiyor. İki kelime de “Tamirci Çirağı” ile ilgili. O bir protesto idi, hiçbir zaman da slogan olmadı. Arif olanlar tabii ki anlamıştı. Görüyorum ki anlamayanlar hala mevcut.
15 September 2006
Nur
Yazıyı yeni okudum. Ama belki arkadaşın düşünceleri hala aynıdır diye yanıt vermek istedim.
Ben de anaokulu öğretmeniyim. Bizler hiçbir zaman velileri zora koşacak, onların yapamayacağı şeyleri onlardan istemiyoruz. Aksine her yaptığımız şeyde “Acaba alabilirler mi, yapabilirler mi?” diye düşünüyoruz. Ama aynı zamanda o çocukların gelişimlerini tam desteklemeye, onları her zaman çeşitli uyaranlarla buluşturmaya çalışıyoruz.
Beslenme listeleri çocukların gerekli besin ihtiyacı göz önünde bulundurularak hazırlanır. “Hangi çocuğun ailesi zengin hangisinin ki fakir oldugunu tesbit etmek için gerçekleştirilen uygulama” demişsin arkadaşım. Sanki eski sistemi anlatır gibisin. Eski sistemde her veli, durumu yettiği kadarını çocuğunun çantasına koyuyordu. Biri corn flakes süt getirip, diğeri ekmek yağ da getirebiliyordu. İşte bu dediğin o cümleye tam olarak uyuyor bence.
Şu anda kullanılan sistemde ise, veli istediğini getirmiyor. Sırası geldiğinde beslenme listesinde ne varsa onu getiriyor bütün sınıfa. Eğer veli istediğini getiriyor olsaydı, dediklerinin bir parça doğruluk payı olurdu ama beslenme listesini öğretmen hazırlıyor. Bunu hazırlarken de çocukların besin ihtiyacının yanı sıra, velilerin hepsinin durumunun iyi olmadığını varsayarak bir liste hazırlıyor. Bu liste dönüşümlü olarak devam ediyor.
Benim sınıflarımda o gün kimin annesi beslenmeyi getirdiyse, ona ve o çocuğa candan teşekkür ediliyor. Ve herkes afiyetle önündekini yiyordu. Her beslenmeyi getirme sırası gelen çocuk yüzünde mutluluk veren bir ifadeyle sınıfa giriyor ve hiçbiri hiçbir endişe taşımıyordu.
O yaş çocuklarında oluşabilecek bir takım endişeleri engellemek annenin ve öğretmenin elindedir. Ama bu sistem beslenme listeleriyle onları huzursuz edecek, endişe içerisine sokacak hiçbir durum mevcut değildir. Çocuklar birlik ve düzen içerisinde aynı yiyecekleri yerler. Hiçbirinin gözü diğerinin yediğinde kalmaz.
Bunun yanısıra, ben dönemin başında velilere tercihlerini soruyorum. İsterlerse bir liste hazırlayacağımı ve her gün çocuklarının çantasına o yiyeceği koyacaklarını veya listeye göre hergün farklı bir velinin bir şeyler hazırlayıp getireceğini söylüyorum. Büyük çoğunluğu bu sistemi tercih ediyor. O çocuklarda o beslenme listesini benim hazırladığımı biliyorlar ve velileriyle ya da diğer arkadaşlarıyla dediğiniz gibi problemler yaşamıyorlar.
Fakiriz diye bu yiyecekleri getiriyoruz anlayışı değil, öğretmen istediği için bu yiyecekleri getiriyoruz düşüncesine sahip oluyorlar.
23 September 2006