• Categories

Diyanet İşleri ve laiklik

Din ile devlet işlerinin birbirinden ayrıldığı yani laikliğin olduğu söylenen bir ülkede din işleri ile ilgilenen bir kurumun yani Diyanet İşlerinin Başbakanlığa bağlı bir teşkilat olarak çalışması ve bunun anayasa tarafından genel idare içerisinde kamu kurumu olarak sayılması ve laik bir devlet yapısı içerisinde bulunan bu teşkilatin cumhuriyete fetvalar vermesi laikliğe aykırı bir durum olarak görülmektedir.

3. Mart 1924 tarihinde 429 sayılı kanunla Başbakanlığa bağlı bir teşkilat olarak kurulan Diyanet İşleri;

“Genel idare içinde yer alan laiklik ilkesi doÄŸrultusunda, bütün siyasî görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışmayı ve bütünleÅŸmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir.”

Anayasanın 136. maddesinde yer almaktadır.

Devletin bilime, sanata, saÄŸlığa, geleceÄŸimizin teminatı olan gençlere ayırması ve yatırım yapması gereken paraların büyük bir çoÄŸunluÄŸu ne yazık ki Diyanet İşleri’ne akıtılmaktadır. Diyanetin temsil etmediÄŸi inançlardan beslenmesi de adaletsizliÄŸe bir örnektir. ÇaÄŸdaÅŸ ve aydın bir geleceÄŸin önünde duran Diyanet İşleri ülkenin geliÅŸimi ve modernleÅŸmesi önünde duran bir takım düşünceler tarafından desteklendiÄŸi düşüncesindeyim.

Diyanet iÅŸleri konusunda gecikilmiÅŸ de olsa bir takım ciddi deÄŸiÅŸiklikler yapılmalıdır. Reform niteliÄŸinde olması gereken bu deÄŸiÅŸiklikler Türkiye’ye demokratikleÅŸme yolunda artı puan saÄŸlayacaktır. Ülkesinde çaÄŸdaÅŸlaÅŸmanın ve modernleÅŸmenin olmasını isteyen her bireyin bu reforma destek vermesi ve düşüncelerini özgürce ifade etmelerini gayet doÄŸal olarak görüyorum.

Tabii ki bu görüşe aykırı anti-demokrat düşünceler “Din elden gidiyor”, “İnancımıza saldırıyorlar” deyip, protestoların olması ve saldırganlaÅŸmalar da olacaktır. Ancak ilerlemenin önünde duran her türlü engelde oldugu gibi bu engellerde aydınlanmanın ve ilmin karşısında fazla dayanamayıp yıkılmaya mahkum kalacaktir.

Halka bu türlü provakosyanlara gelmemeleri konusunda Türkiye’nin belli bir politika izlemesi ve insanlari aydınlatıcı gerek görsel, gerekse yazılı basın ve açık oturumlar sayesinde halka bu kuruluÅŸun nelere mal olduÄŸu gösterilmelidir.

Dini işlerin birebir devletin kendi organı tarafından yürütülmesi devlet içerisinde hacı, hoca takımını çoğaltıp seriatçı ideolojiyi devlet içerisinde yaygınlaştıracağı ve güçlendireceği kanısındayım.

Diyanet İşleri devletten ayrılmalıi ve ayrılan bu kuruluÅŸ İç İşleri tarafından denetlenmelidir. Diyanet iÅŸlerinin sadece sünni inancının deÄŸil Türkiye’deki büyük küçük inanışlar arasında ayrım yapmadan tüm inanışları temsil etmesi gerekmektedir. İnançlı sade vatandaşı maÄŸdur etmeme ve irtica olaylarına karşılık İç İşleri Bakanlığı’ndaki bu kurumun aydın ve genç toplum psikolojisi ve sosyoloji konusunda uzmanlasmış gençlerden oluÅŸması saÄŸlanmalıdır.

Bu kurum bir inancın tekelinden alınmalı ve tüm inançlara aynı mesafede olmalıdır. Sade inançlı vatandaşın inancının en güzel ve huzurlu ÅŸekilde yaÅŸaması için Diyanet’in bağımsız bir kurum olarak daha fazla iÅŸe yarayacağı inancındayım.

Sünni inancını temsil eden Diyanet’in devletten ayrılmasıyla eÅŸitsizliÄŸin ortadan kalkacağı devletin tüm inançlara eÅŸit yaklaÅŸtığının bir kanıtı olarak tarihe geçecektir. Yukarıda belirttiÄŸimiz kurumun denetlemesi ÅŸartı ile isteyen inançlar kendi kurumlarını kurma serbestliÄŸi tanınmalıdır.

Diyanet İşleri ile ilgili Hürriyet Gazetesi’nin 27 Ekim 2006 tarihli haberi eklemek istedim; “Diyanet bütçesi 37 kurumu solladı“.

Yazan: Ali Serttürk

17 Yorum — “Diyanet İşleri ve laiklik”

Yorum yap, fikrini paylaş

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.