• Categories

Doğaçlama üstadı Gürgen Öz

gurgen-oz.jpgÜstad” kelimesi çoÄŸu zaman yaşını başını almış, belli bir deneyim, birikim ve saç aÄŸarması yaÅŸamış insanlara yakıştırılır. Fakat bazı olaÄŸandışı insanlar vardır ki, bu ön eki genç yaşında haketme baÅŸarısını gösterebilir. Bana kalırsa, Gürgen Öz bu baÅŸarılı ÅŸahsiyetlerden biri.

Doğaçlama çok kolay kazanılabilecek bir yetenek değildir. Yılların eskitemediği, büyük tiyatro sanatçıları dahi, önlerinde yazılmış bir metin olmaksızın sahnede olmayı tehlikeli bulurlar.

Bugün Cem Yılmaz, Yılmaz ErdoÄŸan, Ata Demirer ve daha birçok -“Stand-upçı” olarak adlandırılan- tek kiÅŸilik gösteri erbabları bile, gösterinin büyük bir çoÄŸunluÄŸunu daha önceden kurgulanmış bir yapıya ve metine sadık kalarak sergilerler.

Velhasıl doÄŸaçlama öyle her benim diyen oyuncunun altından kalkabileceÄŸi bir ÅŸey deÄŸildir. Hatta kötü sergilenirse “rezil etme” gücü bile bulunan bir tehlikeli yöntemdir.

Gürgen Öz‘ün performansını ilk gördüğüm andan itibaren içimde bir kıpırtı hissettim. Hani tam gol olmadan önce içinize doÄŸar da, heyecanlanırsınız ya, o tür bir ÅŸey.

Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü mezunu ve Bakırköy Belediye Tiyatroları‘nın kadrolu oyuncusu olmasına raÄŸmen, maalesef ben dahil birçok kiÅŸi onu televizyondaki 10 dakikalık parodilerle tanıdı.

Birçok tiyatro oyununda ve bazı televizyon dizilerinde oynayan Gürgen, onun için, gayet serbest bir atış poligonuna benzeyen Televizyon Makinası‘nda potansiyelini gösterebilme ÅŸansını buldu.

Televizyon Makinası‘ndaki 10 dakikayı geçmeyen parodilerde öyle bir fark yarattı ki, son zamanlarda çoÄŸu kiÅŸinin programı “Gürgen ÅŸimdi çıkacak” psikolojisi nedeniyle izlemesine neden oldu.

Belli bir kurgusu olan fakat çoÄŸu zaman doÄŸaçlama espirilere ve anlık zeka oyunlarına büyük bir imkan saÄŸlayan parodiler Gürgen’in kendini bize sevdirmesini saÄŸladı.

Gürgen Öz’de yalnızca bazı komedyenlere nasip olan, izleyiciyle güçlü bir iletiÅŸim bağı kurabilme yeteneÄŸi var. O güçlü enerjisi izleyicilere öyle bir geçiyor ki, bir anda, izleyenler de, sanki kendisiyle birlikte oyuna dahil olmuÅŸcasına bir his yaratıyor. İzleyenlerden öyle ÅŸen kahkahalar yükseliyor ki, biliyorsunuz, o an, bu gülen insanların her biri Gürgen’in gözlerindeki ışıltıya bakıyor.

İtiraf ediyorum, Levet Kırca‘yı hiçbir zaman komik bulmadım. Bilemiyorum, büyük ve deÄŸerli bir tiyatro sanatçısı olabilir ama her zaman esprileri bana soÄŸuk, yapay ve itici gelmiÅŸtir.

Bana kalırsa, komedide güldürmenin en büyük anahtarı samimiyet. Ben ancak kendi izleyicilik deneyimimden bir örnek verebilirim : ) EÄŸer sahnedekinin gözlerinde, “Ben biraz sonra espri yapacağım. Hemen onlar güldükten sonra da, ÅŸu espriyi yaparım” düşüncesini görüyorsam bu bende ters tepkiye neden oluyor.

DoÄŸal ve samimi olmayan her mimik, her hareket, her lakırdı bana iÄŸne gibi batıyor. İşte bu yüzden “Levet Kırca esprileri“ni hiç sevmem. Buna Hamdi Alkan ve benzerlerini de ekleyebiliriz.

Bu söylediklerim üzerine, daha iyi anlıyorum ki Gürgen Öz’deki doÄŸallık onu ve esprilerini seviyor olmamın nedeni.

Bir de, bunun yanında, unuttulmaması gereken “doÄŸallık taklidi” diye de bir ÅŸey var. EÄŸer akıllı bir komedyen ile karşı karşıyaysak, sahnede doÄŸal ve samimi görünmenin iÅŸe yaradığını biliyorsa, oyunculuk yeteneÄŸini kullanarak, doÄŸallık taklidi yapabiliyor.

Eğer iyi bir oyuncuysa, bu taklit işe yarıyor ama sahneden indikten sonra, o doğal görünümü bir gömlekmişcesine çıkarıyorsa eğer, ben yine irrite oluyor ve gayet kolay gülebileceğim bir espiriye gülemiyorum.

Gürgen Öz’ün doÄŸallığının gerçek yaÅŸamına da yansıdığını düşünüyorum. “Nerden bilebilirsin ki” diyeceksiniz. Çünkü onu kameraların üzerinde olmadığı bir ortamda izleme, gözlemleme fırsatı buldum.

Fırsat buldukça Televizyon Makinası’na stüdyo izleyicisi olarak giderdim. Ve her gittiÄŸimde, oraya izleyici olarak gelmiÅŸ arkadaÅŸların tavırlarına anlam veremezdim. Sanki evlerinden, televizyondan izler gibi programı izlerdi çoÄŸu. Halbuki, gözlerimizin önünde artık “kamera filtresi” yok. Yalın bir halde, sihirli kutunun arkasını görebilme ÅŸansına eriÅŸmiÅŸiz. Neden o kutunun içindeymiÅŸ gibi davranmaya devam edeyim ki.

Bu düşüncelerle, her gittiğimde, programdan çok, programı sihirli kutuya taşıyan görevlileri (kameraman, yönetmen, asistan vs), aslında hiç de o kadar cafcaflı olmayan dekorları, dekorların hemen arkasındaki dağınıklığı ve en önemlisi de kulisi izlerim.

GittiÄŸim, gördüğüm tecrübelerle söyleyebilirim ki, Televizyon Makinası’nın hiçbir zaman kocaman, geniÅŸ, ferah bir kulisi olmamıştır. 5×2 metrelik bir hol gibidir.

Reklam aralarında gözlerim hep kuliste olmuştur. Bakarım, izlerim o ünlü, popüler, sanatçı dediğimiz insanlar kameralar üzerlerinde olmadıkları zaman ne yaparlar, nasıl davranırlar.

Hepsi daracık kuliste, elleri dizlerinde, boyunları yorgunluktan eğilmiş bir halde, sıkış tepiş sıralarının gelmesini beklerler. O an öyle doğaldırlar ki, o zaman tak diye görürsünüz kimin sahte, kimin gerçek, kimin sanatçı sıfatını hakedip kimin etmediğini.

Sahnede yüzünden gülücükler eksik olmayan bazı ünlüler, arkada, kuliste gayet mendebur bir şekilde otururlar. Hatta bazıları sürekli şikayetçidir bir şeylerden.

Bazıları da salyalar akıtarak uyur. Gözlerinize inanamazsınız, öyle güzel/yakışıklı/karizmatiktir ki “Nasıl öyle benim gibi salya akıtarak uyuyabilir ki bu insan” diye düşündürür.

İşte bu gözlemlerin arasında çoÄŸu zaman arka tarafta olan Gürgen Öz de var. Net olarak diyebilirim ki, Gürgen’in çevresine yansıttığı enerjinin seviyesinin arkada ya da önde, kamerada ya da kuliste olmasıyla ilgisi yok. Hatta onunla tanışmak için, büyük bir yasağı delip, kulise daldığımızda gayet sevecen ve samimi bir ÅŸekilde bizimle kısa bir muhabbete bile tutuÅŸmuÅŸtur : )

İstanbul Üniversitesi‘ndeki bir söyleÅŸinin görüntülerinde bu doÄŸallığı ve izleyiciye yaydığı enerjiyi kendi gözlerinizle bir görün isterseniz.

Ne sevindirici ki, önümüzdeki sezon Gürgen Öz, Türkiye’nin gelmiÅŸ geçmiÅŸ en baÅŸarılı dizi projelerinden biri olan Avrupa Yakası kadrosuna katılıyor. Bence bu Gürgen için çok büyük bir baÅŸarıdır.

Yine kendisi gibi Okan Bayülgen’in programından geçmiÅŸ, doÄŸasından gelen bir enerjiye sahip Engin Günaydın‘la çok iyi bir ikili olacaklarına inanıyorum.

Hayırlı olsun Gürgen Öz : ) Daha nice başarılara.

11 Yorum — “DoÄŸaçlama üstadı Gürgen Öz”

Yorum yap, fikrini paylaş

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.