Dünya Türkiye’yi nasıl bilir?
Her birimizin dışa yansıttığı bir imajı var. Bilinçli ya da bilinçsiz, bizi ilk kez görenlerin hakkımızda edinebilecekleri izlenimleri biz oluşturuyoruz aslında. Konuşmamız, tavırlarımız, oturuşumuz bile karşımızdakine bir mesaj gönderiyor.
İletişim kurduğumuz insanların bizim ile ilgili yorumlarını şekillendiren bizim dışarıya gönderdiğimiz mesajlarla oluşur. Bu yüzden, bu mesajları denetimsiz bırakamayız. Hakkımızda çok yanlış izlenimlerin oluşmasına sebebiyet vermemek için hal ve hareketlerimize dikkat ederiz.
Ülkelerin imajları da benzer şekillerde oluşur. Ülke bir bütün olarak, insanları, yönetim biçimi, kültürü ve daha birçok özellikleriyle dışarıya mesajlar göndermektedir. Her vatandaş, dış ülkelerde yabancılar ile iletişim kurduğunda, hem kendi hem de ülkesi hakkında küçük ipuçları dağıtmaktadır. Ayrıca ülke, dünya gündemine hangi hal ve durumlarla konu oluyor ise onunla tanınır.
Bir devlet, yönettiği ülkenin dışarıya doğru tanıtılmasını sağlamak durumundadır. Kültür bakanlıkları bunun için vardır. Ülkemizi ele alalım. Türkiye adındaki bu ülkenin tüm dünyaya tanıtımını resmi olarak T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı yapmaktadır. Çeşitli ektinliklerle, tanıtım organizasyonlarıyla bu sağlanmaya çalışılmaktadır. Fakat, bana kalırsa, devletimizin her kademesine yayılmış olan baştan sağmalık ya da hafif tabiri ile çok detaya inmeden yapılan çalışmalar yetersiz kalmakta.
Bu düşüncelerle, ülkemizin yurtdışında, sıradan insanlar tarafından nasıl tanıntığını, ülkemiz hakkında neler bildiÄŸini öğrenme amacıyla Justcurio.us adlı sitede “What do you know about Turkey (Türkiye hakkında ne biliyorsunuz?)” baÅŸlıklı bir konu baÅŸlattım. Ve bu konuya gelen yorumlar tam da tahmin ettiÄŸim gibi oldu;
“Çok fazla bir ÅŸey bilmiyorum. Halkın %98′i müslüman sanırım”
“Ülkenin doÄŸusunda büyük bir Kürt nüfusu var. Yanlış hatırlamıyorsam Türklerin çoÄŸu Kürtleri barbar ve basit insanlar olarak görüyorlar. Ülke Avrupa BirliÄŸi’ne girmeye çalışıyor. Ülke, bir zamanlar Osmanlı İmparatorluÄŸu’nun yaÅŸadığı yerde kuruldu…”
“Türkler 1 milyonun üzerinde Ermeni’yi öldürmüş. Ve Yunanistan ile pek iyi anlaÅŸamıyorlar”
“Osmanlı İmparatorluÄŸu, Üç PaÅŸa, alfabeyi deÄŸiÅŸtiren adam*, Rahibe Theresa”
“Topkapı, Sultanahmet, Efes”
“Türkiye’yi ve Türkleri çok seviyorum. Özellikle tatlı kızları… çıplak kızlarını…”
“Tekstilde çok iyiler, kot pantalonları da…” (bkz: Mavi Jeans)
“Ermeni soykırımı, kötü yemekler, nazik insanlar, Yunan mubadelesi, Kürtlere baskı, İstanbul güzel bir ÅŸehir”
“N.A.T.O‘daki ikinci büyük askeri güç”
Görüldüğü gibi bilinenler ya olumsuz ya eksik ya da yanlış. Arada gülümseten ÅŸeyler çıksa da genel olarak dışarıda kötü bir imajımız var malesef. Peki bu kimin suçu? Peki tabi en baÅŸta ülke yönetiminde olmuÅŸ ve halihazırda olanlar. Özellikle Kültür ve Turizm Bakanlığı. “Görevlerini hiç yapmıyorlar!” gibi bir ÅŸey demiyorum ama yapılan yorumlarda da görüldüğü üzere tam istenilen sonuçlara ulaÅŸamıyorlar.
“Ülkemiz hakkında yüzümüzü güldüren yorumlara nasıl sahip oluruz?” “İmajımızı nasıl düzeltiriz?” bu ve buna benzer konular derinlemesine incelemeler, araÅŸtırmalar gerektiren konular. Pek tabi en baÅŸta, ülke olarak yüzümüzü kızartacak hal ve hareketlerde bulunmamalıyız. ÇaÄŸdaÅŸ bir toplum olma adına adımlar adımlar atmalı. Hem vatandaÅŸ olarak biz hem de bizi yöneten devlet adamları dışarıya gönderdikleri mesajlarda çok daha dikkatlı olmalı, olmalıyız.
Ülkemizin tanıtımında lale kullanmak Kültür Bakanlığımızın bir pazarlama ürünüdür sanırım. Bunun hangi mantıkla yapıldığını ve işin kötüsü nasıl hala bu şekilde devam ettirildiğini anlamak güç. Evet belki de iddia edildiği gibi lalenin kökeni ülkemizdir, bilemiyorum. Ama öyle olsa bile bu nasıl bir tanıtım metası olabilir ki? Kesin olmayan bir iddia ile ülke tanıtımı yapmaya çalışmak nasıl bir mantıktır?
Ayrıca daha kötüsü, arkadaÅŸlar, bu ülkenin kurulduÄŸu topraklarda yaÅŸayan, atalarımız dediÄŸimiz Osmanlı İmparatorluÄŸu’nda “rezil” bir dönem bu adı almış (Bkz: Lale Devri). Bunun kimse farkında deÄŸil mi?! Nasıl bir mesaj veriyoruz? “Çalışmayı sevmeyiz biz. Yatarız. Gel keyfim gel” mi? Anlamak mümkün deÄŸil. Ya da beynimin kapasitesi buna müsayit deÄŸil, bilemiyorum.
Son olarak Zikzak‘da rastladığım bir siteden söz etmek istiyorum; We Are The Turks. Bu sitede ülkemizin yüz akları tanıtılmakta. Profesörlerimizden tutun da yazarlarımız, mühendislerimiz, biliÅŸimde öncü olmuÅŸ isimlere kadar birçok kategoride baÅŸarılı Türkler tanıtılmakta. İlgili bakanlığımızın yapamadığı (ya da yapmayı düşünmediÄŸi), kiÅŸisel gayretlerle yerine getirilmeye çalışılıyor. Siteyi hazırlayan arkadaÅŸlara çok teÅŸekkür ederim, ülkemizin tanıtımı adına böyle bir hizmet sundukları için. Devlet dairelerinde de o tembel devri ifade eden laleleri görmeye devam edelim, ne güzel!
06 May 2006 | İlgili Olduğu Konular »

derinsular
Ermenilere yönelik katliamların soykırım/genosit olduğunu ben de düşünmüyorum. Ancak rakam vermenin mantıksız olmasını gerektiren nedir? 1,5 milyon rakamını abartılı buluyorum, ancak eğer doğru olsaydı, Türk kaynaklarının verdiği 300 bin rakamına göre çok daha içler acısı bir durumla karşı karşıya olduğumuz anlamına gelirdi bu elbette. Ve tabii ki, bunun basit bir katliam değil, soykırım olduğu yönündeki iddialar da güçlenirdi. (Bu durum, Ermenilerin neden rakamda pazarlık kabul etmedikleri konusunda da bir fikir verebilir bize.)
Konuya dönecek olursam…
‘Yanlış’ ve ‘eksik’ olduğunu belirttiğiniz noktalar rakam ve oranlar hakkında. Evet, rakamlarda ve oranlarda hata olabilir. Ama bu konuları bir kenara bırakıp rakam ve hataların yanlış ve eksik olduğunu söylemeye kalkarsak, o zaman rakamlara gereksiz yere takılan biz olmuş oluruz.
Bütün bunlar Türkiye’nin görmek istemediğimiz sorunları. Başkalarının bizi bunlarla hatırlamasının sorumlusunu dahi başka yerlerde aramak bence kolaya kaçmak oluyor.
Ek olarak belirtmek istediğim bir şey daha var.
Neden Türkiye’nin imajı, başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüğü bu kadar önemli? Ben hiçbir ülkede, ‘Acaba Türkler bizim hakkımızda ne düşünür?’ dendiğini duymadım. Bu bir aşağılık psikolojisi gibi geliyor bana.
07 May 2006
Selim Yörük
Evet, siz o şekilde düşünüyor olabilirsiniz ama ben böyle bir görüş belirtmedim. Benim için halen tartışmalı bir konudur.
Ben bu konuya daha farklı yaklaştığım için sanırım sayıları önemli bulmuyorum. Tam da bu konu ile ilgili bir yazım var, Ocak 2006′da yazmışım. Belki ilginizi çeker; (Bkz: Sayıların duygusal değerleri)
Dikkat ederseniz yazıda bu hata, eksik, yanlış izlenimlerden bahsedilmiyor. Bunlar teker teker farklı yazıların konularıdır. Yazının ana fikri ülkemizin verdiği izlenimin ne kadar üzücü olduğudur.
“Başka yerler” ile kasteddiğiniz nedir?
Yazıda “Kolaya kaçma” ile ilgili hangi bölüm var acaba, belirtir misiniz?
Öncelikle yazıda belli bir milletin görüşünden bahsedilmiyor. “Dünya” kavramı ile genele yayılmış durumda. Zaten kimse “Şu ülkedekiler bizi nasıl görüyor acaba? Diğerleri önemli değil” gibi bir darlıkta düşünmez sanırım.
Dünyanın ülkemizi nasıl tanıdığı merakını “Aşağılık psikolojisi” olarak adlandırmanıza da anlam veremedim. Toplum içinde ve dışında yaşanan sorunlar, temel anlamda algı ve iletişim bozukluğundan kaynaklanmıyor mu sizce?
Bugün Avrupa’da müslüman olan herkese terorist gözü ile bakılıyor ise “aşağılık psikolojisi” olarak adlandırdığınız merakın ilgili ülkelerde gelişmemiş olmasından da kaynaklanmaktadır. Sizin ne olduğunuzu bilmeniz yeterli değildir. Dışarıya ne anlattığınız ne verdiğiniz önemlidir. Dışarı ile olan iletişim bozuk ise pek tabii yukarıdaki örnekteki gibi bozuk sonuçlar elde edersiniz.
Saygılar.
07 May 2006
derinsular
‘Ermeni Soykırımı’ ifadesini ‘eksik bilgi’ olarak nitelendirdiğiniz için bu fikre katılmadığınız sonucunu çıkarmıştım. ‘Ben de’ ifadesini kullanmamın sebebi buydu.
Yazının ana fikrinin ülkemiz hakkındaki izlenimler olduğunun farkındayım. Benim dikkat çekmek istediğim konu, alıntıladığınız cümlelerdeki eksik ve yanlış bilgilerin rakam ve oran eksenli eksiklik ve yanlışlıklardan ibaret oluşuydu. Buradan da, ‘Demek ki özde bir hata yok, bu izlenimler yanlış bir intibadan ibaret değil’ anlamını çıkarmıştım.
Buradan benim vardığım sonuç, Türkiye hakkında kimin ne tür izlenime sahip olduğu yönündeki kaygıları bir kenara bırakıp, özü itibariyle hepsi doğru olan bu sorunları ‘kendimiz için’ çözmeye çalışmak gerektiği.
Elbette vardığım sonuç sizinkinden farklı olabilir.
Zira sizin iletişim bozukluğunu gereğinden fazla vurguladığınızı düşünüyorum. Ben ise, Türkiye’nin resminin iletişim esnasında bozulduğunu değil, zaten baştan arızalı olduğunu düşünüyorum ve hatalarımızı düzeltmemiz gerektiğini düşünüyorum.
Neyse, sağlık olsun…
07 May 2006
Selim Yörük
Bu konuyu ilgilendirir, değişik bir bakış açısı ve farklı görüşler ile yazılmış “Türkiye’yi Tanıtmayalım” başlıklı yazıyı Derin Sular’da okuyabilirsiniz.
08 May 2006
derinsular
Biraz daha çalışma yapılırsa bu site gerçekten de Türkçe blogların Hyde Park’ı olacak sanırım.
Farklı görüşlerin ‘yok sayılmaya’ çalışıldığı bir ortam içerisinde gösterilen bu tavrı takdirle karşılıyorum.
08 May 2006
A
Bence lale devrine rezil demek yanlıs olmus. Lale devrinin de kendine gore guzellikleri ve yenilikleri vardır. Size bu konuda daha derin arastırma yapmanızı oneriyorum.
21 May 2006
Meltem Birkegren
We are the Turks sitemiz uzerine yazdiginiz guzel sozleriniz icin sonsuz tesekkurler. Bu siteyi gelistirmek icin herkesin katkisina gereksinim var. Daha bizim bulup cikartamadigimiz, dunya uzerine dagilmis nice isimsiz kahraman var. Bu tur bildiginiz kisileri bize bildirebilirseniz minnettar kaliriz.
Meltem Birkegren, Editor- We are the Turks
04 June 2006
derinsular
Olumsuzu anladım da, eksik veya yanlış olanlar hangileri?
Bana yazılanlar büyük çoğunluğu itibariyle doğruymuş gibi geldi.
06 June 2006
Barış Atalay
Mezuniyet projemizi (Gizli Kalmış Değerlerimiz) bu konuya çok benzer bir konu üzerinde yaptık. Sanatçılardan, bilim adamlarına, sporculardan politikacılara kadar, ülke ve dünya uygarlığına önemli katkılarda bulunmuş fakat yeteri kadar tanınmayan insanları bulup; onların tanınması için çeşitli iletişim çözümleri ortaya çıkarmaya çalıştık. Daha önce böyle bir çalışma yapılmadığı için kaynak bulmakta çok zorlandık. Ne yazılı bir kaynak vardı ne de başka bir şey. Keşke karşılaşabilseydik :)
Biz birçok isim ortaya çıkardık ve iletişim taktiklerimizi de okula önerdik fakat projeyi kaldırdılar. Sanırım ilgilenen yok diye.
Ben elimden geldiği kadar yardımcı olmak isterim.
Başarılar.
01 July 2006
Selim Yörük
Yanlış: “Türklerin çoğu Kürtleri barbar ve basit insanlar olarak görüyorlar“.
Böyle bir çoğunluktan söz edilemez.
Eksik: “Türkler 1 milyonun üzerinde Ermeni’yi öldürmüş“
ve
“Ermeni soykırımı“
Rakamsal olarak böyle bir kesinlikten söz edilemez. Rakam vermenin kendisi mantıksız zaten. Fakat belli bir dönemde bu tür bir olaydan bahsetmek mümkün. Adı, amacı, bilinçli ya da bilinçsiz olduğu tartışılır.
05 July 2006
Hasan Tülkay
Fransa’da yaygın Türklük imajları: Barbar Atilla’nın torunları, GS, Lokum, dansöz, Ermenileri kıtır kıtır kesenler.
Pek çoğu haritada Türkiye’nin yerini bile bilmezler.
27 July 2006
Suat Kapan
Türkler genelde ruhuyla yaşayan bir topluluktur. Her zaman ruhu nereye götürmüşse oraya gitmişlerdir, sorgusuz sualsiz. Bu da onları her daim alçak gönüllü iyi insanlar olmalarını sağlamıştır.
Hal böle iken yuvarlamayı sever bizim milletimiz. Ayrıntı kabil değildir yaşantılarında ve ayrıntılar ortaya yavaş yavaş çıkmaya başladı. Şimdi ne yapacaklar gerçekten bilmiyorum.
30 August 2006
Hüseyin Kolcu
Ben de Lale devri hakkındaki düşüncelere katılmıyorum. Lale devrini tembellik devri olarak görmek yanlış.
Kendimizi tanıtmadan kastımız ne ki kendimizi olmadığımız şekilde göstermek mi. Yoksa nasılsak öyle göstermek mi?
Eğer olduğumuz gibi tanıtırsak bize gelen turistin aklına ediyim. Olmadığımız şekilde de tanıtırsak ahlaksızlık olur. En iyisi biz kendimize çeki düzen verelim. Merak etmeyelim dünya bizi nasılsak öyle tanıyor. Artık dünya küresel bir köy oldu. İstesek te aldatamayız kimseyi.
02 September 2006
Meral
Dünya Türkiye’yi her zaman savaşı isteyen toplum olarak görür.
10 January 2007
Sürmeli
En çokta şu söze kıl oluyorum; “Onlar haritada Türkiye’nin yerini bile bilmezler“
Afedersiniz ama çok umurumdaydı. O bilmeyenlerin cehaletini ya da coğrafyaya
ilgisizliğini gösterir. İster bilir, ister bilmezler. Kendilerine kalmış bir şey.
02 April 2007
Burak
Dünyanın nasıl bildiğini bilmem ama bildiğim şey dünyanın bizim ülkemizi kıskandığı. Bunu çok iyi biliyorum (:
Yemişim Avrupa’yı, dünyayı… Yeter ki biz kendimizi bilerim o yeter (:
09 April 2007
Seda
Cidden Amerika için biri bize yorum sorsa “Katil Amerika!” diye bağırırız ve birçok Amerikalı bunun böyle olmadığını söyler bize. Ama bizce öyle değil mi?
İşte yabancı bir ülkedeki insanın bizi kötü tanıması bundan bence. Ayrıca yaptıkları yorumların %90′ı da doğru. Yalan mı, biz böyleyiz. Çok şükür.
24 April 2007
Çağdaş
Türkiye’nin dünyadaki rolü oldukça zayıftır. Derler ya kötü haber tez duyulur, iÅŸte o hesap bizimkisi de aslında.
Türkiye’nin yaÅŸadığı olumsuz olaylar dünya tarafından (hukuk açısından yanlış ta olsa) her zaman bir tepkiyle karşılanmıştır. Bu bize karşı olan düşmanlıklarından mı ileri geliyor bilinmez? Bu bakımdan dünya Türkiye’yi kötü özellikleriyle tanıyor.
İyi yaptığımız işlerde de bu yeterince tanıtılmıyor. Kültür Bakanı uyumamalı, çalışmalıdır. Uyumakla bunlar kat ve kat artacaktır.
12 July 2007
Ünyeli
Avrupalılar kendilerinçe ne söylerlerse zaten hep o doğrudur. Ama kendi yaptıklarını bilmezler.
17 August 2007
hande
bence bu yazmış olduğunuz yazılardan bazı insanlar kendilerine ders çıkarabilirler
24 December 2007
trafikçi çocuk
bu bilgiler harika cok işme yaradı sağ olun:D:D
02 May 2008
zübeyde
dünya türkler nasıl tanıyor ikl olarak araplara bnzetiyorlar ,savaşçı ,geri kaşlmış ,barbar ,kadınlar çarşaflı ,bütün erkekler sapık ve haraç kesiyor işte böle tanınıyoruz dünyada ama hepsi yalan herkes bizim ülkenin böle olmadığını biliyor ama kimsenin işine gelmiyo ewet hatalarımız war ama bu kadar da olmaz bizde onları kötüliyelim bizden osmanlının öcünü almaya çalışıyorlar yerim avrupasında abd sinide
11 September 2008
bulut
önemli olan dünyanın bizi nasıl tanıdıgı degik bizim nasıl oldugumuzdur.biz artık eski osmanlı evladı degiliz.çok yazık bizeki öz benligimizi kaybettik.osmanlıda olan meziyetlerin hiç biri kalmadı.bir zamanlar dünyea türkün emri altındaydı ama ya ÅŸimdi.büyük bi başı boÅŸluk var insanlarımızda.günü birlik yaşıyoruz.gelecegi düşünmüyoruz.ilime bilime saygı yok.ÅŸekile takılmış kalmışız.ama bu kadar ümitsiz olmak bir türke yakışmaz.elbet türk silkelenecek eski ihtiÅŸamına kavuÅŸacak dünya ne derse desin bu böyle olacak.ÅŸahlan be türkiyem dünya adam görsün…
29 September 2008