Farkında olacak bir tehlike var mı?
Bir süre öncesine kadar ekranlarda bir gazetenin reklamı vardı. Gazetenin satışı üzerinde hiçbir etkisi olacağını zannetmediÄŸim, sadece ortamı germeye yönelik olarak deÄŸerlendirdiÄŸim (Ali Atif Bir Hoca baÅŸka türlü deÄŸerlendirebilir tabii.) bu reklam hakkında nedense hiç bir medya organı bir ÅŸey demedi. Oysa birisi sokakta kendi kendine ‘la ilahe illallah’ dese bu söyleneni günlerce manÅŸet yapıp Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanı ilan ederek, sahibinin idamla yargılanması için ellerinden geleni yaparlar.
Gazete çıkarmanın maliyetleri ve bahse konu gazetenin satış adedini düşündüğünüzde nasıl olup da hala yayınlanabildiğine anlam veremediğimiz (daha dogrusu anlam verdigimiz) gazetenin demokrasi adına dokunulmazlığı olduğunu görüyoruz.
Dünya’da olduÄŸu gibi Türkiye’de de medyanın böl/yoket taktiÄŸinin uygulayıcısı olduÄŸunu zaten biliyordum. Burada sormak istediÄŸim konu gerçekten böyle bir tehlike var mı yoksa Amerika’nin Somali’yi bile tehdit olarak görüp saldırması gibi ülkemizde iç çatışmalara zemin hazırlamak için bir numara mıdır?
Büyük bir özel hastanede refakatçi olarak bir süre kaldım. Üstelik burada genellikle ağır tedaviler uygulanıyordu. Yani doktorların hasta yakınlarına ‘dua edin’ dedikleri cinsten hastalar vardı.
Bu hastanede sadece iki kiÅŸilik bir mescit vardı. O da hiç rahat deÄŸildi. (Seccadeler doÄŸrudan yerin üzerine konulmuÅŸ, havalandırma yok,…) Hiç yurtdışında hastaneye gittiniz mi? Oralarda Sapel‘ler binanın en güzel yerlerindedir.
Benim asıl üzüldüğüm ise orada kaldığım süre içerisinde, mescitte bir kişiyle bile karşılaşmayışım oldu.
En az 200 kişinin çalıştığı, günde en az 2000 kişinin girip çıktığı bir yerde sadece iki kişilik bir mescit vardı ve bu mescit fazla bile geliyordu.
Bu ülkede halen daha islam düşüncesini tehlike olarak gösterenler böl/yoketçidir, tehlike olarak görenler ise istemeden bu oyuna alet olmuşlardır.
Yazan: Aydın Nişancı
09 June 2006 | İlgili Olduğu Konular »

Alper
Düşüncelerinize kesinlikle katılmıyorum, saf ve iyi niyetli düşüncelerle yazılmadığına da eminim.
Tehtit olan İslam düşüncesi ve Müslümanlık değildir, bunu siz de çok çok iyi biliyorsunuz. Tehtit olan, bunu rant amançlı kullanan politikacılar, tüccarlar, belediye yönetimleri, bürokratlar, takiyeciler, partizanlar vb. dir.
Unutmayın, bu ülkenin iktidar partisi, yaptıkları ve yapacaklarından ötürü değil, islami şekil unsuru olan “baş örtüsü”nü kullandığı için iktidar oldu ve şimdi “islami” sermayeye tüm işler veriliyor.
Hastane örneğine gelince, siz hastanelerimizde ameliyathane yokken, mescit mi istiyorsunuz? Biraz daha mantıklı ve iyi niyette talepte bulunun lütfen.
09 June 2006
manhem
Hoş tesbitlerde bulunmuşsun. Ne yazık ki genel durum böyle. Gelen ilk yorumdan göreceğin tepkiler de aşikar. Ben ise yazdıklarının tamamına katılıyorum. “Benim tehlikem”, “senin tehliken” edebiyatı yapmadan objektif düşünecek bir mantalite henüz yerleşmiş değil ne yazık ki. Bu nedenle bu kısır tartışmalar sürer gider gibi gözüküyor.
Dolmakalem’de bu konudan bahsettiğimde de ortalık karışmıştı. Bu yazında da öyle olabilir.
09 June 2006
Selim Yörük
Tek bir yorumum var bu konu hakkında. Din ne kadar sömürülüyor ise, laiklik de o derece sömürülmeye başlandı. Her ikisinin de rahat bırakılması dileğiyle.
09 June 2006
Tansel Güçlü
Selim beye aynen katılıyorum. Manhem’de haklı. Halbuki bence rejimin laikliği de tartışmalıdır. Laiklik de Selim beyin ifade ettiği gibi ayrı bir dinmiş gibi tapılıyor bazı kesimler tarafından. Sayfamda da yazdım mevcut durum hakkındaki yorumumu. Ben herkezi rejimin niteliğini tartışmaya davet ediyorum.
10 June 2006
Barış Atalay
Türkiye laiktir ve laik kalacak. Bundan şüphem yok. Bu ülkenin dinamikleri asla başka bir yönetim biçimine izin vermez.
Ancak ben sözünü ettiğin gazetenin bu reklamı yapmasını gayet yerinde ve gerekli buluyorum. Laik düşünceye ve cumhuriyete sonuna kadar inançlı bireyler yetiştirmek lazım. Ancak kamu kuruluşlarında ve okullarımız da gün geçmiyor ki tam tersi uygulamalar gündeme gelmesin.
Türkiye’de İslam gittikçe siyasallaşıyor, kadrolar doldurulurken referans alınan tek veri oraya atanmış olan kişinin din ile olan ilişkisi. Farkında olmamız gereken tehlike budur. Rejim yıkılmaz ama ülke zarar görür. Yoksa elbette “Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”
18 June 2006
V.K. Tur
GÖSTERGELER:
“Türkiye laiktir ve laik kalacak.”
“Laik düşünceye ve cumhuriyete sonuna kadar inançlı bireyler yetiştirmek lazım”
“Türkiye’de İslam gittikçe siyasallaşıyor, kadrolar doldurulurken referans alınan tek veri oraya atanmış olan kişinin din ile olan ilişkisi”
“Farkında olmamız gereken tehlike budur.”
TEŞHİS: “Laik düşünce” kavramıyla inançlaştırılan(tabulaştırılan)[ki kesinlikle bu laiklik değil] şeye tanınan hak kadar İslam inancına hak tanınmamasından kaynaklanan bol subjektif tipik bir paronaya.
TAVSİYE: “Objektiklik” ve kabul ederseniz biraz da “vicdan!”.
13 July 2006
Göksel Hekimoğlu
Tehlike düşünceler değil, insanların yorumları. Her iki karşıt düşüncenin de aşırıcısı var. Asıl tehlike bu.
Bir de önerim var, eğer bir şeyi çok konuşuyor, çok tartışıyor, çok eleştiriyorsak bu, o şeye faydadan ziyade zarar getirir. Bu fikir akımlarının her zaman kapılmaya mahkum olduğu bir hastalıktır.
Açıkçası bu konuda görüş belirtmemek, hatta susmak, konuşmaktan daha hayırlı gibime geliyor.
13 July 2006
Aydın Nişancı
Sevgili Alper, kendisinin olduğunu zannettiği fikirlerini açıklamış. Fakat ne yazık ki beni kötü niyetli olarak görmesi çok üzücü. Zira birbirimizi kötü olarak görüyorsak artık bizi ulus yapan bağlardan birisi daha gidiyor demektir.
Alper, sadece bu saydığı samimiyetsiz kişilerin tehlike olduğunu düşünüyor. Fakat kendisine bunu empoze edenlere göre, asıl tehlike gerçek inananlardır.
Alper’in saydığı kişiler, sadece sorunu büyütmek için gündemdedirler ve sayıları da fazla değildir.
İktidar partisi Türban ve temsil ettiği şeyi rant olarak kendisi kullanmamıştır. Çok önce başlayan sürece göre planlanmış bir yol haritasına uymuştur sadece. Önce insanların başörtüse saldırılmıştır. Sonra da sayın Tayyip Erdoğan kurtarıcı olarak lanse edilmiştir. Bizim tepkisel halkımız da doğal olarak şu anda iktidar olan partiyi seçmiştir.
Aslında şu andaki iktidar İslam yanlısı değildir. Tepkisel halkımızın bu kez partiye değil İslama karşı tepki vermesi için iktidara getirilmiş bir gruptur.
Hastane örneğine gelince;
1. Bahsettiğim hastanede ameliyathane vardı.
2. Ameliyathane için 1.000.000 YTL gerekli mescit için 100 YTL
3. Milli Eğitim Bakanı olsaydınız Kimya laboratuarı yapamadığınız için doğuya hiç derslik açmazdınız demek ki.
07 August 2006
F. Cumhur
Güzel bir yazı yazmışsın. İlk yorumu yapan Alper, anlatmak istediğin konuyu saptırmış. Sizi ameliyathane yapılmasın mescit yapılsın der gibi suçlamış. Ama yazdıklarınızla onun anladıkları farklı.
Ülkede dine gereken önem verilmedikçe ülke kendinden ve özünden ayrılacaktır. Bu konuda anlattıklarını takdir ediyorum.
07 August 2006
Hüseyin Kolcu
İnsanların dinlerini yaşamaları, birbirbirlerine bağlanmaları bu ülkeyi asıl yöneten kan emicilerin işine hiç gelmez.
AKP kim ne derse desin, bünyelerinde ne kadar asalak barındırırsa barındırsın, sessiz, ezilmiş, hakkını alamayanların sesidir.
Sistemin menfaatçileri bu partiyi daha doğrusu oluşumu darbeyle engellemeyeceğini biliyor artık.
İnsanlar 1980′lerdeki kadar salak değil. Ne yapacak? Bu oluşumu halkın gözünde küçük düşürecek. Bunu yapmak için de inanın şeytanın aklına gelmeyecek şeyleri bile yapıyolar ve yapacaklar.
25 August 2006
Vatansever
Aydın Nişancı’ya teşekkür ederim. Gerçekten çok dengeli ve anlamlı bir yazı olmuş. Değindiğiniz noktaları aynen ilk yorumdaki gibi hep farklı yerlere çekmeye çalışan insanlarla dolu bu ülke!
Benim anlayamadığım şey, bu ülkede yaşayan insanların dini inançlarına sahip çıkması, onu yaşatmaya çalışması, çok mu anormal!
Sayın Alper bey, hiç zor durumda kaldığınızda inandığınız şeye sığınma ve ondan yardım isteme gereksinim duymadınız mı? Bir Hrisitiyan ya da başka dine mensup kişilerin dinlerine sahip çıkması normal de, bu ülkedeki müslümanların her hareketi mi anormal, sorarım size?
İnanın bunları tartışmak bile çok üzüyor beni.
Bir de şunu sormak istiyorum: Sırf başı kapalı, inançlı diye bu insanların Türkiye’de hiçbir iş yapmaması mı gerekiyor? Bence asıl gerici insanlar bunu savunanlardır.
Lütfen herkes biraz daha anlayışlı ve vatansever olsun!
Dünya yeteri kadar üzerimizde oyunlar çeviriyor. Bir de kendi içimizde tehlikeli oyunlar oynamayalım.
Artık bilin ki: batılı topla, tüfekle, haçlı seferleri yapmıyor üzerimize! Medyası ile, düşünceleri ile, parası ile üzerimize geliyorlar. Ve Türkiyemiz çatırdıyor sanırım?
Lütfen ülkene milletine sahip çık! Bölmek çok kolay ama birleştirmek çok zordur!
Zaman birleşme zamanıdır! Kimse kimseyi ezmeye çalışmasın!
26 August 2006