Ülkemizde tek kanallı zamanlarda ünlenen ve vazgeçilmez hale gelen yapımlardan biridir Red Kit. Telif haklarının alavare dalavere ile kolayca üstesinden gelinebildiÄŸi zamanlardaki adıyla tabi ki. Asıl adı Lucky Luke. ÇoÄŸumuzun Morris diye bildiÄŸi, Belçikalı çizer Maurice de Bevere‘nin ürettiÄŸi bir çizgi karakterdir.
Anavatanındakinden farklı olarak, bizim zihinlerimize Koksal Engur‘un sesi ile can bulmuÅŸ bir karakterdir o. Tek kanallı dönemde hayatımıza girmiÅŸ birçok yapım gibi o da diÄŸer ülkelerde olduÄŸundan daha ünlü olmuÅŸtur. Amerikalı bir kovboy olmasına raÄŸmen onu Amerika’da tanıyan pek azdır.
Ülkemizde o kadar çok sevilmiÅŸ bir çizgi-dizidir ki dünyada ilk kez sinemaya ülkemizde aktarılmıştır. 1967′de Öztürk Serengil bu filmin baÅŸrolünü oynamıştır. Rüyasında Red Kit’e dönüşen bir karakteri canlandırır Serengil. Film boyunca vahÅŸi batıdaki maceralarına tanıklık ederiz.
» Yazının Devamı
12 April 2006 | İlgili Olduğu Konular »
İlgili Konular: çizgi film,
daltonlar,
izzet günay,
köksal engür,
lucky luke,
maurice de bevere,
morris,
öztürk serengil,
red kit,
rintintin,
sadri alışık,
seslendirme,
televizyon,
trt,
yekta kopan
Sen git o kadar elektronik bir robot ol, hatta çeÅŸitli renklerdeki arslanların gerçek anlamda, fiziksel olarak birleÅŸmesinden oluÅŸ, sonra da bildiÄŸimiz kılıç kullanarak savaÅŸ…
Ilk sahnelerde “kötü”lerin her bölümde yeni geliÅŸtirdiÄŸi robotu genellikle “IÅŸte ÅŸimdi iÅŸimiz bitti” karamsarlığına kapılacak kadar güçlüdür. Fakat bizim arslanlarımızın arasındaki arkadaÅŸlık baÄŸları o kadar güçlüdür ki, Voltron’ın kılıcı dünyayı yokedebilecek güçteki “kötü robot”u ikiye böler mutlu sonla biter.
» Yazının Devamı
22 July 2005 | İlgili Olduğu Konular »
TRT’nin unutulmaz programı. Zamanının ötesinde bir tarz ile sunulagelmiÅŸ bir programdı. Ilk kez görüyorduk çizgi ile görüntüyü üst üste. Yöre yöre dolanan programın konu ettiÄŸi köyün sokaklarında, Evliya Çelebi’yi çizgi film karakteri gibi, eÅŸeÄŸinin üzerinde sokak sokak, köy köy gezinirken görünce içimiz bi garip olurdu. Bilirdik onun bindirme olduÄŸunu fakat yine de o zaman için “teknoloji nerelere vardı yahu… heh! be…. helal olsun bizim adamlara bak nasıl da teknolojiyi yakalıyoruz… zaten Osmanlı devleti lale devrine girmeseydi bla bla bla…” gibi kılıç kalkan kuÅŸanmadan da edemezdik.
BaÅŸlangıcı ise insanın beynine adeta kazm kazm kazınırdı. Hele o müziÄŸi yok mu… dan dan dara daram dı dı dım dan dan dara daram dı dı dım…
» Yazının Devamı
16 March 2005 | İlgili Olduğu Konular »
Televizyonda ilk kez Lizarazuyu görünce “Nerden tanıyom lan ben bu ipneyi… Sanki bana kötü biÅŸi yapmıştı… bak bak… puÅŸta bak… nasıl bakıyo… ÅŸerrefsiz! Kimdi lan bu?” ÅŸeklinde küfrettirip sonradan herifin bi suçu olmadığını, bu çizgi filmdeki mikroplara benzediÄŸini hatırlamış, affetmiÅŸ küfürlerimizi geri almıştık. Mikrop hakkaten kötü bir ÅŸeymiÅŸ onu öğretti bize. “Kih kih kih” gülerdi bu puÅŸtlar. Lizarazu deÄŸil canım, mikroplar…
E haksız da deildik aslında benzetmekle, küfür etmekle. Bakın.
13 December 2004 | İlgili Olduğu Konular »
“Güüüç bende artıııık” cüssesine geçiÅŸ yaptıktan sonra “Açıl susam açıl” diyerek eski eÅŸcinsel kimliÄŸine geri döner. Pek tabi çizgi filmde bu geri dönüş repliÄŸinden söz edilmez. Sarı küt saçla, pembe kemer tokasıyla, mini etekle hayatına devam eder. Artık bu gölgelerin gücü nasıl bi güç ise, 40 yıllık feminen bünyeyi bi çırpıda “Hayt huyt” yapan adama çeviriverir. Aslında orda asıl gücün aktarılması gereken karakter iskeletordur. Adam gibi adamdır (bkz: He-Man).
Ayrıca haksız yere geri planda kalmış bir karakter olarak “general” vardır ki, hiç kimseden güç dilenmeden bileÄŸinden “çuuv çuuuv” diye ışınlar çıkarma yeteneÄŸine sahiptir. Hiç kimse bu olaÄŸan üstü yeteneÄŸin altını çizmez. KardeÅŸim adamın genlerinde “bileÄŸinden ışınlar çıkart” kodlu yahu… Daha ne… He-man’miÅŸ, ne Süpermen’miÅŸ… Süpermen o taytı giymeden, takım elbiseyle uçsun da görelim… Ha hayyt… O adamın gezegeni*, kulvarı farklı bi kere(bkz: Süperman)
05 December 2004 | İlgili Olduğu Konular »