» NEREDEYİM?

Hayatımızı ilgilendiren her konu ile ilgili fikirlerin ve görüşlerin paylaşıldığı bir ortamdasınız.

Yapmaya çalıştığımız şey; bahse değer konular hakkında daha fazla kişinin düşünmesini ve kendi görüşünü oluşturmasına katkıda bulunmak.



» TAKİP ETMEK İÇİN

Anafikir.com’da üretilen içerikleri daha kolay takip edebilmeniz için size çeşitli araçlar sunduk.

Bu seçeneklere ulaşmak için tıklayın.



» SEÇME AKILLAR

"Attention is the limited resource on the internet - not disk capacity, processor speed or bandwidth."— Mills Davis



» FAYDALI KAYNAKLAR

Düşüncelerinizi besleyebileceğiniz çeşitli siteler seçtik. Buradakilerden farklı bakış açılarıyla olaylara bakanların düşündükleri de gözatmaya değer.


Biriktirilen kırıntılardan yeni bir silgi yapmak

Ilkokul zamanına, yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı dönemine denkgelir. Çogu zaman hayal olarak kalır. Ama, silgi tozu denilen ÅŸeyi biriktirmek diÄŸer koleksiyonlar kadar zevklidir aslında. Ayrıca amaç olarak, çocuk ruhuna tutumlu olmayı ve “ben biÅŸeyler yapıyorum, kazanıyorum” tadını aşılar. Ve daha niceleri…

Önceleri, havaya kaldırıp “Tısss tısss… sokuuucaaakk… yılan seni sokucaaak” deyip, ön sıradaki çocuÄŸun boynuna sürtmekten yani silgi coplerinden yilan yapmaktan baÅŸka bi iÅŸe yaramayan silgi tozları bu sayede ekonomiye katkı saÄŸlar hale gelir. Yani baÅŸarabilirsek gelecektir. Yani aslında iyi bir projedir. Ama…

» Yazının Devamı

* * *

Kol saati ÅŸeklindeki duvar saati

Küçükken, annemiz mutfaÄŸa gittiÄŸinde hemen duvardan çıkarıp kolumuza takmak istediÄŸimiz koca saat. Takar, “A aa çok yakıştı” diye düşünüp sevinir, “Hiç çıkarmıcam ben bunu, böyle sokaÄŸa çıkcam” derdik. Oysa o kordonlar, bırakın kolumuzu belimizi bile çevrelerdi, o derece büyüktü. Bazen de kemer diye takar, “Güüüç bende artııık!” (bkz: He-Man) ÅŸeklindeki çığlıklarla, bi odadan öbür odaya odaya deli danalar gibi koÅŸardık. Tabi takmak dediysek arkadan elimizle tutuyoruz, geçiricek çengeli yoktu ki. Daha sonra annemiz gelir, terliÄŸini kıçımıza kıçımıza vururdu ama saatin duvardan tekrar kola takmak için inmesi en fazla bi hafta alırdı…

Büyüme arzusu vardı o sıralar, babamızın kravatı, babamızın ayakkabısı, abimizin kotları, kolları yerlerle sürünen ceketler… O zamanlar büyümek istiyoduk, ÅŸimdi ise çocuk olmak istiyoruz. Hem de daha fazla. İnsanoÄŸlu garip iÅŸte böyle. Bi kere tatmin olalım yahu…

* * *

Bisikletin zincir kapağına yazı yazdırmak

Bilindiği gibi, köpeklerin anlaşılmaz bir bisiklet kovalama takıntısı vardır. Çogu zaman bize bisiklet üzerinde hararetli zamanlar yaşatırlar, dötümüz 3,5 atar. Azgın köpek, paçalardan yakalamasın diye dualar ederiz, pedallara yükleniriz kan ter içinde.

Oysa Lassie‘den bildiÄŸimiz kadarıyla bu köpekler bizim dilimizden anlıyor (bkz: Sanırım bize bir ÅŸey anlatmaya calışıyor). Hatta biÅŸiler anlatıp, hayat kurtarabilecek derecede.

» Yazının Devamı

* * *

İnsan vucudunu anlatan çizgi film

Televizyonda ilk kez Lizarazuyu görünce “Nerden tanıyom lan ben bu ipneyi… Sanki bana kötü biÅŸi yapmıştı… bak bak… puÅŸta bak… nasıl bakıyo… ÅŸerrefsiz! Kimdi lan bu?” ÅŸeklinde küfrettirip sonradan herifin bi suçu olmadığını, bu çizgi filmdeki mikroplara benzediÄŸini hatırlamış, affetmiÅŸ küfürlerimizi geri almıştık. Mikrop hakkaten kötü bir ÅŸeymiÅŸ onu öğretti bize. “Kih kih kih” gülerdi bu puÅŸtlar. Lizarazu deÄŸil canım, mikroplar…

E haksız da deildik aslında benzetmekle, küfür etmekle. Bakın.

* * *

Çetin Çeki

İsim ÅŸehir oyununda kurtarıcı görevindedir. “Ç” ile baÅŸlayan ünlü nasıl bulunur yoksa. Ne yaptığını, neyle ünlü olduÄŸunu bilmezdik ama bizim için o sıralar en bi güzel isimdi. Hatta “ç” harfinin seçilmesinin nedenidir, “BaÅŸkaları bilemez, puanları toplarız” mantığıyla. Daha çok puan toplamak için mızıkçılık çıkarır, gerekirse kavga bile ederdik. Sonra o puanları dötümüze mi soktuk, naaptıysak. Salak çocukluk ürünleri iÅŸte…

Bazen bu oyunu oynayan grup yarışmanın verdiÄŸi heyecandan öyle kendini bilmez bir hale gelir di ki “ÄŸ” harfi seçip yarım saat kara kara düşünüp “Sen buldun mu, ben bi bok bulamadım”, “Ben buldum ama sölemem” gibi diyaloglarla karşılaşırdık. Åžimdi, o günleri hiç yaÅŸamamış gibi iÅŸyerinde ciddi, akıllı, bilgili portresi çiziyoruz. Ayıp tabi…

* * *

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.