Yazan:
Selim Yörük
— Tarih:
06 Aralık 2004
Yöresel adı şıradır. Ev yapımı şıra, bir öğleden sonra aktivitesidir. Sabah erkenden tarlaya gidilip toplanan üzümler öğleyin eve gelindikten sonra hiç dinlenilmeden sıkma operasyonuna tabi tutulur. Çünkü akşama daha yemek yapılacaktır, belki pazar günüdür, çamaşır yıkanacaktır bu yüzden acele edilmesi gerekir.
Velhasıl anne ve babaannelerin işi hiç bitmez. Onlara öyle bir dayanma gücü verilmiştir ki, tüm hayatları boyunca çalışmalarına rağmen o yanaklarındaki allıklar, yüzlerindeki tebessümler bir an bile kaybolmaz. Bazı özel durumlar hariç (bkz: Canımdan doydum). Işte köy insanları böyledir. Onları hayatları boyunca durmadan çalışıp, hiç mutlu olmuyorlar zannederiz ama onlar bizim hiç tahmin edemeyeceğimiz şeylerle bile mutlu olmasını bilirler. Şehir insanları gibi stressle birbirlerini yemez onlar.
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Selim Yörük
— Tarih:
05 Aralık 2004
“Baba öpücüğü”nün farkedilir olduÄŸu zaman dilimi bu sürecin ortalarına denk gelir. Çünkü, baba bu yumuÅŸama sürecine, “sadece uykudayken öpme” basamağından baÅŸlar. daha sonra giderek açılır… Sarılır, övücü sözler söyler, güler, espri yapar, uzaktan kumanda hükümranlığına son verir. Eski katı tutumundan eser yoktur. Seyretmek istemediÄŸi programlarda bile çocuklar izliyor diye sadece konuÅŸmak, iletiÅŸim kurmak için sorular sorar;
- kimmiÅŸ bu adam… neden o öğrencilerin bileÄŸine elektrik veriyo… sapık mı
- yok baba… ne sapığı, bilim adamı…
- alla halla… bilim adamı diye sapık olamaz mı yani… biz ne filmler gördük oÄŸlum…
- belgesel bu baba… belgesel… “içgüdü”**
- bırak bırak… bi çapanoÄŸlu çıkıcak bunun altından ben sana söliyim… bu adam kesin katil… sölemedi deme…
* * *