• Categories

Sanal hayatlar

Kolay hayat ister olduk. Sevgimizi, aşkımızı bile kolay yaşamak istiyoruz. Bizi yormasın, zorlamasın, başımıza bela olmasın. İstediğimiz zaman yanımızda olsun, onun dışında yok olsun.

Bir kumandanın ucunda olsun her şey, bir bilgisayarın düğmesinde, bir telefonun tuşlarında. Ulaşmak, yaşatmak, canlandırmak, hissetmek için çaba harcamayalım.

Sanal dünya giriverdi hayatımıza, çok da işimize geldi. Sanal alemin, sanal insanları oluverdik hemen. Duygularımızdan korkar olduk. Hissetmek yok sanki. Her şey bir yalan gibi. Sanal alem ve değeri yok.

» Yazının Devamı

Platonik hayat

Sevmek hayatın en güzel hediyesi. Ama kimi zaman sevmek sevilmek değildir. Sevdiğiniz insan belki sizi umursamıyodur ama siz onun için her an yanıp tutuşursunuz, dayanamazsınız gözyaşı dökersiniz, karşılıksız olsa bile. İşte platonik aşk budur.

İnsanları platonik aşka sürükleyen en acı özelliklerden biri çirkinlik duygusudur. Hep sevilmek ister belki insanlar ama ya çirkinse. İşte o zaman kalbine kara bir kilit vurur, o iki kelimeyi her zaman boğazına gömer, o kızı gördüğünde içi yanar.

Kimi zaman dizelere böler yüreğini umutsuz kalemiyle ve bir platonik aşk sesleri yükselir yüreğinde.

» Yazının Devamı

 

Schopenhauer ve aÅŸk

Kitap okurken rastladığım Schopenhauer‘in bir sözü aklıma takıldı. Şöyle diyor;

“Bütün aÅŸk serüvenlerinin son amacı, gelecek kuÅŸağın ortaya çıkmasından, yaratılmasından baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir”

Tamam. Bunu doğanın bir kanunu olarak görebiliriz ama arada yaşanan duygulara da haksızlık etmememiz gerekir. Aşk serüvenlerini Schopenhauer dediği gibi yorumlarsak, yaşananlara veya yaşanacaklara haksızlık edildiğinin kanısındayım.

Sonunu bildiğimiz bir film için çok fazla heyecan duyamayız. Ancak tahminler yürütebiliriz. Heyecanlı olup olmadığına dair fikirler üretebiliriz. Aşkta da eğer sonu baştan çizmişsek, ne heyecan ne de bağlılık kalır. Yani filozofun dediği gibi, amacımız gelecek kuşağı meydana getirmek diye yola çıkarsak herhalde ne tadı ne de tuzu kalır aşkın.

» Yazının Devamı

 

Yalnızlığı seçmek

Apartmanlara taşınan çay bahçelerinden biri. Sonu “Cafe” ile bitenlerden. Uzakta, köşede, duvar dibinde bir masa. Bir erkek. Aynı masada, yanıbaşında alımlı bir kız oturuyor, cıvıl cıvıl. Belli ki onunla vakit geçirmekten hoÅŸlanıyor. Hararetli bir ÅŸekilde bir ÅŸeyler anlatıyor. Zaman zaman gülüyor zaman zaman dedikodusunu yaptığı arkadaşına kızıyor. Erkekte belli belirsiz tepkiler. Her zamanki gibi suskun. Kız, erkeÄŸin bu ruhsuzluÄŸundan bunalmış olacak ki soruyor;

- Neden konuÅŸmuyorsun?

Erkek sanki gözleri açık bir şekilde uyuyormuş da kızın sorusuyla uyanmış gibi şaşkın şaşkın baktı. Alelade bir cevapla yanıtladı;

- Ne konuşayım ki?
- Hep ben konuşuyorum. Hiç mi anlatacak bir şeyin yok!

» Yazının Devamı

 

Sevgilinin göğsünde uyumak

Uyku halindeki uzun saçlının yarısı erkektedir. Başı ve sol kolu göğsün, sol bacağı karnın üzerindedir. Ani hareketlerle en hassas noktalar tehdit edildiğinde, bacak arasına öpücük efetkti ile birlikte yapılan hareketin neden olduğu refleksle irkilir erkek zaman zaman. Bu irkilmeden dolayı dingin durumdaki tatlı şey homurdanmaya, ağzını şapırdatmaya başlar, uyanır gibi olur.

Erkek uyanmasını engellemek için kasılır kalır. “pause” butonuna basılmış gibi donuverir birden. Her nedense… Sanki uyanınca hasta olucak… Hayır olmayacak… Ama sevgi böyle bir ÅŸey iÅŸte… Anlam veremediÄŸiniz ÅŸeylere, küçük detaylara deÄŸer vermeye, dikkat etmeye baÅŸlıyorsunuz…

» Yazının Devamı

 

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.