Abdullah Gül için “Cumhuriyet tarihinin en zor seçilen Cumhurbaşkanı’dır” dersek yanlış olmaz sanırım. Seçilene kadar neler yaşanmadı ki.
Muhtıra niteliğindeki Genelkurmay bildirisi mi, Anayasa Mahkemesinin bizzat Anayasaya aykırı kararlar alması mı, CHP’nin meclisteki oturumlara katılmaması mı, Cumhurbaşkanı seçilemediği için genel seçimlere gidilmesi mi.
Bunlar önemli olanlar,ayrıntılara girmiyorum bile.
Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasını istemeyenlerin nedenleri genelde rejim kaygısı üzerine kuruluydu. Ancak bu kaygılar AKP tek başına iktidara geldiğinde de duyuluyordu.
» Yazının Devamı
29 August 2007 | İlgili Olduğu Konular »
Oligarşi; egemenliğin bir grup, bir sınıf ya da bir zümreye ait olduğu yönetim şeklidir. Demokrasi ise; halkın kendi kendini yönetmesi sistemine dayanan bir yönetim şeklidir. Türkiye Cumhuriyeti; anayasamızda da belirtildiği üzere, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.
Son dört aydır ülkemizde yaşanan olaylar oligarşi ile demokrasi arasındaki ince çizgiyi çok belirgin bir şekilde görmemizi sağladı. Bazı siyaset bilimciler, yönetim şekli ne olursa olsun, her devletin yönetiminde mutlaka bir oligarşi olduğunu belirtiyorlarmış.
Oligarşide; yönetimdeki grup, askeri, siyasi veya maddi olarak ülkenin önde gelen gruplarından biri oluyormuş.
Buna benzer bir tabloyu son dört aydır belirgin bir şekilde görmeye başladık. Tablo şu şekilde ortaya çıkıyor. Oligarşinin siyasi kanadı CHP, yargı kanadı Anayasa mahkemesi, yönetim kanadı şu andaki Cumhurbaşkanı, askeri kanadı da Genelkurmay. Demokrasinin siyasi kanadı TBMM, yönetim kanadı şu andaki AKP hükümeti. İş ve ekonomi çevreleri de demokrasinin maddi kanadını oluşturuyor.
» Yazının Devamı
12 August 2007 | İlgili Olduğu Konular »
İlgili Konular: abdullah gül,
akp,
chp,
cumhurbaşkanlığı,
demokrasi,
genel kurmay başkanlığı,
laiklik,
oligarşi,
seçim 2007,
tbmm,
tunsu çiller
Bir ülkede iktidar başarılı ise muhalefete ancak bu başarıyı karşıdan seyretmek düşer. CHP’nin başarısız olarak görünmesinde kimsenin göremediği ana etken budur.
Normal şartlarda iktidardaki bir partinin yıpranmış, ana muhalefetteki bir partinin de güçlenmiş olması gerektiğini düşünürüz. Ancak bu tam tersi olmuştur. Hiç kimsenin beklemediği bu ters duruma nelerin etken olduğuna bir bakalım.
İlk etken, iktidarın başarısı. Ak Parti’ye oy vermiş biri olarak, seçim öncesi koyu CHP’li diye tabir edebileceğim bir arkadaşımla sohbet esnasında kendisine şu soruyu sordum;
“Chp tek başına iktidara geldiğinde Akp’den neyi farklı yapacak?”
Bana söyleyebildiği tek şey, “Memleketi satmayacak” oldu. Ben buradan şu sonucu çıkardım. Bugün CHP tek başına iktidara gelmiş olsaydı bile, AKP’nin yaptıklarından çok farklı bir şey yapmayacaktı.
» Yazının Devamı
27 July 2007 | İlgili Olduğu Konular »
İlgili Konular: 22 temmuz,
abdullah gül,
akp,
bülent ecevit,
chp,
cumhurbaşkanı,
deniz baykal,
dsp,
kemal derviş,
seçim,
seçim sonuçları,
shp,
sol
Avrupa Birligi için görüsmelere baslayacagimiz söylenen zaman yaklastikça dünya basininda Türkiye ve AB iliskileri hakkinda yapilan yorumlar artti1. Genel olarak bakildiginda Avrupa Birligi’nin verdigi “söz”ü tutup 3 kasımda görüsmelere baslayacagi yönünde. Fakat hiçbirisi “Tam üyelik” konusunda net görüslere sahip degiller.
Diger bir kisim da ciddi ve sert bir sekilde Türkiye’yi yeren yorumlarla birlikte birlige girmemizin hiç de uygun olmayacagi yönünde görüsler belirtiyorlar.
» Yazının Devamı
07 September 2005 | İlgili Olduğu Konular »
İlgili Konular: abdullah gül,
ali babacan,
american daily,
avrupa birliği,
ermeni,
financial times,
fransa,
grant swank,
hollanda,
ifade özgürlüğü,
independent,
kıbrıs,
köşe yazarı,
laiklik,
müslüman,
recep tayyip erdoğan,
soykırım,
türkiye,
zaman gazetesi