» NEREDEYİM?

Hayatımızı ilgilendiren her konu ile ilgili fikirlerin ve görüşlerin paylaşıldığı bir ortamdasınız.

Yapmaya çalıştığımız şey; bahse değer konular hakkında daha fazla kişinin düşünmesini ve kendi görüşünü oluşturmasına katkıda bulunmak.



» TAKİP ETMEK İÇİN

Anafikir.com’da üretilen içerikleri daha kolay takip edebilmeniz için size çeşitli araçlar sunduk.

Bu seçeneklere ulaşmak için tıklayın.



» FAYDALI KAYNAKLAR

Düşüncelerinizi besleyebileceğiniz çeşitli siteler seçtik. Buradakilerden farklı bakış açılarıyla olaylara bakanların düşündükleri de gözatmaya değer.


2009, adet yerini bulsun diye senin için yazı yazamam ki ben

Belirli gün ve haftalar ile ilgili yazı yazmayı pek sevmem. Çoğumuzu aslında pek etkilemez. Aslında pek de ilgilendirmez. Adet yerini bulsun diye de bir şeylerden bahsetme zorunluluğu hissetmek de ayrı bir anlamsızlık.

Her yılbaşında olduÄŸu gibi benzer düşünceler içinde iken, Tunç‘un Fikir Atolyesi‘nde “Gelsin 2009, bildiÄŸi gibi gelsin” baÅŸlıklı yazısını okumaya kaptırdım kendimi. Normalde “yeni yıl” ile ilgili her yazıyı atlamaya alışmıştım aslında.

Tunç böyle biri işte. Değişime, gelişime açık her insanın düşüncelerini, tavırlarını değiştiriverir siz farketmeden. Sizi dürter durur. Sürekli yeni bir şeylere güdüler.

Aynen kiÅŸiliÄŸi de bloguna yansıyor. Fikir Atölyesi’nin ilk günlerini hatırlıyorum da, ÅŸimdi ulaÅŸmış olduÄŸu kiÅŸi sayısı ve orada dönen konularla birlikte basit bir blog olmaktan çoktan çıktı. Orası, bir blog üzerinde yeÅŸeren, Türkiye’nin en büyük blog komunitesi oluverdi (BahsettiÄŸim “komunite blogu” kavramı deÄŸil farkedilebileceÄŸi gibi).

» Yazının Devamı

* * *

Savaş ve barış

Savaşmak hayatın doğası hatta ta kendisi bence. Peki bu barış dedikleri şey nedir yahu? Bunu gerçekten anlayamıyorum. Herkesin dilindeki bu barış kelimesi neyi simgeliyor?

Bana kalırsa herkes için farklı anlamlara sahip bu kelime. Kimileri için barış, kendisinin kaybettiği anlarda aldığı mola. Mola süresi bitince yani tekrar güç ve zeka kapasitesi arttığında savaşmaya devam ediyor.

Bir başkası içinse hayat savaşı verirken yanındaki arkadaşı, yoldaşı düşerse yerden kaldırmasıdır barış.

Bir grup insansa barışı rahat yaşamını devam ettirirken ona rahatsızlık verenleri engellemek için yapılan uğraşılar olarak tanımlıyor. Bir başka grupsa, ezildiği fikri ile ezmek için organize olma haline yani savaşmaya barış diyor ki bu çok enteresan gelir bana.

» Yazının Devamı

* * *

Aile yapısının sistemli bir şekilde bozulması

Anafikir.com’da, “Siyonist A.Åž” rumuzlu biri tarafından, Ali Kırca ile ilgili yazıya yapılan bir yorumda aile yapısının sistemli çökertilmesinden bahsedilmiÅŸ. Hem rumuzu, hem de yorumu okuyunca konunun açılması gerektiÄŸini düşündüm.

Bir toplumun yapıtaşı ailedir. Aile yapısı bozulmamış toplumlara karşı askeri galibiyetler kazanılabilir, toprakları ellerinden alınabilir fakat gerçek anlamda zafer kazanılamaz.

Gerçek zafer toplumun kimliÄŸini tamamen yoketmekle kazanılır ancak. Üstelik askeri harekata bile gerek kalmadan. Buna doÄŸada ‘çürüme’ adı verilir.

» Yazının Devamı

* * *

Çocuklarımızı nereye yönlendiriyoruz?

Mehmetçiklerimiz ve ülke güvenligimiz için sınır ötesi harekat illaki lazım. Bu konuda oldugu gibi, kültürel açıdan da devletim nerede diyorum.

Nurcular, Süleymancılar, ÅŸucular, bucular, özel okullar, dersane, vakıf olarak ülke çocuklarını mahalleden, sokaktan kopardılar. Sokakların gerçek kültürü yerine “Sokak kültürü” diye kötü bir imaj oluÅŸturuldu. Sebep ailelerin gözü kapalı çocuklarını kurbanlık koyun gibi cemaatlere teslim etmesi!

Hem milletin kurban derilerini hem de çocuklarını alarak karanlık düşüncelerine kaynak saglıyorlar. Peki Türkiye Cumhuriyeti’nin okulları ne iÅŸe yarıyor?

» Yazının Devamı

* * *

Tarlaya gitmek

Hafta sonu sabah erkenden kalkılır. Ve çoluk çocuk, büyük küçük tüm sülale itinayla yetiÅŸtirilen ürünleri büyük bir zevkle toplama amacıyla tarlaya ya da bahçeye gidilir, mahmur gözlerle. Bu, mahsüllerin aile ekonomisine katkı saÄŸlama operasyonu, yanlızca çocukları mutsuz eder. Çünkü tüm hafta boyunca, hafta sonunu özleyip, sınırsız televizyon, sınırsız sokak oyunları, sınırsız uyuma aktivitelerini iple çekerler. Fakat cuma akÅŸamı gelipte “Yarın incir, üzüm toplamaya gidicez, hadi yataÄŸa… Erken kalkıcaz” açıklaması yapıldığında çocukların baÅŸlarından aÅŸağıya kaynar sular dökülür, tüm planları suya düşer, ıslanır göz pınarlarında. Evet, kendi planlarına göre yine sabah erken kalkıcaklardır ama ilk aÅŸama bahçeye gitmek deÄŸil, herkes uyuyor iken, sabahın köründe baÅŸlayan çizgi filmleri hiç ses çıkarmadan gizlice izlemektir.

Ebevenylerin çocuklarını da bahçeye götürmelerinin gayesi, onların planlarının döndüğü tekere çomak sokmak değil, çok sayıda işleyen ele sahip olup, daha erken evde olabilmektir. Çünkü mahsul toplama işinin ardında sıraya girmiş bir çok proje gerçekleştirilmek üzere beklemektedir. Zaten aceleleri yoksa, çocuklar hafta sonu sabahı kalktıklarında ebevenylerini evde bulamazlar. Çünkü onlar sessizce bahçeye, tarlaya çoktan gitmişlerdir.

Çiftçi ailelerinin geçim kaynağı budur ve 7 yaşından 77 yaşına kadar hatta hayatları sona erene kadar bu, tek bildikleri kazanç kaynağı eylemini gerçekleştirirler.

* * *

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.