Savaşmak hayatın doğası hatta ta kendisi bence. Peki bu barış dedikleri şey nedir yahu? Bunu gerçekten anlayamıyorum. Herkesin dilindeki bu barış kelimesi neyi simgeliyor?
Bana kalırsa herkes için farklı anlamlara sahip bu kelime. Kimileri için barış, kendisinin kaybettiği anlarda aldığı mola. Mola süresi bitince yani tekrar güç ve zeka kapasitesi arttığında savaşmaya devam ediyor.
Bir başkası içinse hayat savaşı verirken yanındaki arkadaşı, yoldaşı düşerse yerden kaldırmasıdır barış.
Bir grup insansa barışı rahat yaşamını devam ettirirken ona rahatsızlık verenleri engellemek için yapılan uğraşılar olarak tanımlıyor. Bir başka grupsa, ezildiği fikri ile ezmek için organize olma haline yani savaşmaya barış diyor ki bu çok enteresan gelir bana.
» Yazının Devamı
05 November 2007 | İlgili Olduğu Konular »
İlgili Konular: aile,
barış,
din,
eÄŸlence,
istanbul,
müslüman,
new york,
savaÅŸ,
ÅŸehir,
televizyon,
toplum,
yaÅŸam
Anafikir.com’da, “Siyonist A.Åž” rumuzlu biri tarafından, Ali Kırca ile ilgili yazıya yapılan bir yorumda aile yapısının sistemli çökertilmesinden bahsedilmiÅŸ. Hem rumuzu, hem de yorumu okuyunca konunun açılması gerektiÄŸini düşündüm.
Bir toplumun yapıtaşı ailedir. Aile yapısı bozulmamış toplumlara karşı askeri galibiyetler kazanılabilir, toprakları ellerinden alınabilir fakat gerçek anlamda zafer kazanılamaz.
Gerçek zafer toplumun kimliÄŸini tamamen yoketmekle kazanılır ancak. Üstelik askeri harekata bile gerek kalmadan. Buna doÄŸada ‘çürüme’ adı verilir.
» Yazının Devamı
09 November 2006 | İlgili Olduğu Konular »
Mehmetçiklerimiz ve ülke güvenligimiz için sınır ötesi harekat illaki lazım. Bu konuda oldugu gibi, kültürel açıdan da devletim nerede diyorum.
Nurcular, Süleymancılar, ÅŸucular, bucular, özel okullar, dersane, vakıf olarak ülke çocuklarını mahalleden, sokaktan kopardılar. Sokakların gerçek kültürü yerine “Sokak kültürü” diye kötü bir imaj oluÅŸturuldu. Sebep ailelerin gözü kapalı çocuklarını kurbanlık koyun gibi cemaatlere teslim etmesi!
Hem milletin kurban derilerini hem de çocuklarını alarak karanlık düşüncelerine kaynak saglıyorlar. Peki Türkiye Cumhuriyeti’nin okulları ne iÅŸe yarıyor?
» Yazının Devamı
28 July 2006 | İlgili Olduğu Konular »
Hafta sonu sabah erkenden kalkılır. Ve çoluk çocuk, büyük küçük tüm sülale itinayla yetiÅŸtirilen ürünleri büyük bir zevkle toplama amacıyla tarlaya ya da bahçeye gidilir, mahmur gözlerle. Bu, mahsüllerin aile ekonomisine katkı saÄŸlama operasyonu, yanlızca çocukları mutsuz eder. Çünkü tüm hafta boyunca, hafta sonunu özleyip, sınırsız televizyon, sınırsız sokak oyunları, sınırsız uyuma aktivitelerini iple çekerler. Fakat cuma akÅŸamı gelipte “Yarın incir, üzüm toplamaya gidicez, hadi yataÄŸa… Erken kalkıcaz” açıklaması yapıldığında çocukların baÅŸlarından aÅŸağıya kaynar sular dökülür, tüm planları suya düşer, ıslanır göz pınarlarında. Evet, kendi planlarına göre yine sabah erken kalkıcaklardır ama ilk aÅŸama bahçeye gitmek deÄŸil, herkes uyuyor iken, sabahın köründe baÅŸlayan çizgi filmleri hiç ses çıkarmadan gizlice izlemektir.
Ebevenylerin çocuklarını da bahçeye götürmelerinin gayesi, onların planlarının döndüğü tekere çomak sokmak değil, çok sayıda işleyen ele sahip olup, daha erken evde olabilmektir. Çünkü mahsul toplama işinin ardında sıraya girmiş bir çok proje gerçekleştirilmek üzere beklemektedir. Zaten aceleleri yoksa, çocuklar hafta sonu sabahı kalktıklarında ebevenylerini evde bulamazlar. Çünkü onlar sessizce bahçeye, tarlaya çoktan gitmişlerdir.
Çiftçi ailelerinin geçim kaynağı budur ve 7 yaşından 77 yaşına kadar hatta hayatları sona erene kadar bu, tek bildikleri kazanç kaynağı eylemini gerçekleştirirler.
04 December 2004 | İlgili Olduğu Konular »