Yazan:
Serbest Kürsü
— Tarih:
10 Ocak 2007
Saddam Hüseyin bir zamanlar Amerika Birleşik Devleri’nin Ortadoğu’daki en önemli adamıydı. Yıllarca ABD ve müttefikleri için İran ile savaştı. Baktı ki kendi ülkesi zarar görüyor ve bu ülkeyi kendisine bağışlayanların umurunda bile değil, derhal milliyetçilik ruhu kabararak batıya yüz çevirdi.
Kuveyt’e girerken batının dostluğuna güvenmeye de devam etti. Batının dostluğuna güvenenin sonu da maalesef hüsran oluyor.
Saddam’ın idamı ile tüm Ortadoğu ülkeleri eski bir düşmanı aynı zamanda da yeni bir dostu kaybetmiş oldular. Normal şartlarda ölseydi hiç kimse “Şehittir” diyemezdi ama artık şehit olmuş da olabilir. Allah rahmet eylesin.
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Serbest Kürsü
— Tarih:
27 Kasım 2006
Ortadoğu bir yanardağ, Filistin bombalanıyor, Lübnan bombalanıyor, Irak bombalanıyor.
Fransa’nın vatandaşı değerlidir, bombalar fazla konuşunca Fransız vatandaşları buradan alınır. Kanada’nın, Almanya’nın, İngiltere’nin, Türkiye’nin vatandaşı değerlidir, savaş kızışınca vatandaşları buradan alınır.
Geriye ne kalır? Irak’ın değerli petrol yataklarıyla bezenmiş toprakları üzerinde yaşayan değersiz(!) insanları kalır.
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Serbest Kürsü
— Tarih:
09 Ağustos 2006
Hemen yanı başımızda yeni bir İsrail daha kuruluyor. Ama bu seferki bize daha yakın. O da arkasına ABD’nin desteğini alarak kuruluyor.
ABD’ye ileri karakol nöbeti yapmak, ABD’nin Ortadoğu’da kendi varlığını hisettimesi, “Burası benden sorulur” havasını devam ettirmesi için ortaya atılıyor Kürdistan planları.
Ama Neo-conlar bu konuda gayet ihtiyatlı davranıyorlar. Her şeyi dünyaya sindire sindire gösteriyorlar.
Önce, ABD’nin en büyük ve saygın savaş dergilerinden birinde yeni Ortadoğu haritası yer aldı. Hemen akabinde, ABD Dış İşler Bakanı Ortadoğu’daki İsrail-Lübnan savaşını fırsat bilerek “Yeni bir Ortadoğu’nun zamanı geldi” deyiverdi. Ve en son bomba; yine Amerika’da yapılan bir açıklamaya göre, Kürtler dünyada toprağı olmayan en büyük milletmiş.
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Serbest Kürsü
— Tarih:
19 Temmuz 2006
Kuzey Irak’a askeri müdahele gündemde. Belini büktüğümüz terör, kabul etmek zorundayız ki atağa kalktı. Türk ordusunun kararlı operasyonları sonrasında silahlı gücü etkisiz bırakılan PKK, Amerika’nın Irak’a müdahelesi sonrası Kuzey Irak’ta aradığı ortamı buldu ve silahlı eylemleri için güç depoladı.
Bugün durum Kuzey Irak’a askeri müdaheleyi gerektiriyor. Kandil Dağı’ndaki virüsü etkisiz hale getirmek durumundayız. Saldırmalarını beklemek ve sonra peşlerine düşmekle PKK’nın silahlı eylemlerini ne durdurabiliriz ne de yavaşlatabiliriz.
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Serbest Kürsü
— Tarih:
19 Mayıs 2006
Arap dünyasında pek az olay, Körfez’deki küçük yarımada Katar’dan 24 saat uydu yayını yapan pan-Arap haber ve yorum kanalı el-Cezire’den daha fazla tartışmaya yol açmıştır. Hızla kazandığı başarı, Arap medyasını şaşkına çevirdi, el-Cezire’nin kendisini bile sersemletti. Geniş Arap kitlelerini ilgilendiren konulara odaklanan ve tartışmalı başlıkları açan, kendini farklı görüşler için bir forum olarak sunan el-Cezire, göz açıp kapayıncaya kadar Arap medya sahnesinde öncü bir rol elde etmeyi başardı.
Spotbeam Communications’ın Ortadoğu haberciliği üzerine 2002’de yayımladığı bir rapora göre, “El-Cezire, Arapça yayıncılığın modernleşmesinde merkezi bir role sahiptir”. Bu ağ, yalnızca Arap dünyasındaki yayıncılıkta kalıcı bir iz bırakmakla yetinmeyip ayrıca, Arap kamuoyunun görüşlerini ve Arap siyasetini etkileme potansiyelini de geliştirmektedir.
El-Cezire, aynı zamanda pek çok tartışmaya da yol açmıştır. Hem Arap dünyasında hem de dışında ağın haberciliği şüpheyle karşılanmıştı. El-Cezire, resmi Arap çevrelerinde kural tanımayan bir görüntü verdi, hatta diplomatik krizlere yol açtı. Afganistan’daki savaş sırasında uluslararası alanda dikkat çekmeye başladığından beri bu ağ, bir dizi tartışmanın açığa çıkmasını tetikledi, çok nefret topladı ve kayda değer eleştirileri üzerine çekti. Onu savunanların şevki ve eleştirenlerin acımasızlığı bir yana bırakılırsa, el-Cezire, yalnızca araştırılmaya değer değil, aynı zamanda daha iyi anlaşılmayı bekleyen bir olgu olarak durmaktadır.
» Yazının Devamı
* * *