Andro-it
Andro-it diyor kendine. ÇoÄŸunuz bilmiyorsunuz büyük ihtimal kim ya da ne olduÄŸunu. Okumaya pek alışık deÄŸiliz. Yazı şöyle 10 cümleyi geçmeye görsün, “amaaan” çekip daha kolayına, daha “aparatif”ine kaçıyoruz; soru-cevap bilgiler, yanlızca iÅŸimize yarayacak konular, amerikan esprileri, durum komedileri…
Her ÅŸeyde böyleyiz artık. “fast-food” yaÅŸam tarzı diyor bazıları buna. Tanımlarken kullanılan kelimelere bakıldığında anlaşılıyor zaten bize, bizim kültürümüze ait bir ÅŸey olmadığı.
Ne popüler olanı yazıyor o, ne de ütopik, okumaya bi adım olsun yeltenmeyeceÄŸimiz konuları. Hayatımızdan, duygularımızdan serpintiler var yazılarında. Bana sorarsanız, benim içimi okuyup yazıyor. Benim kelimelere dökemediÄŸim ÅŸeyleri klavyesine taktırdığı ve sürekli kullandığı “duyguları türkçeye çevirme programı” sayesinde benim önüme seriyor.
19 April 2005 | İlgili Olduğu Konular »
