Yazan:
Selim Yörük
— Tarih:
24 Nisan 2005
Diyalog, “çorabim nerde yaa” ile baslar. annesi mutfaktan, kahvalti bulasiklarini yikamakta iken bagirir, “çekyatin altindadir, bak oralara”. Çocuk baslar söylenmeye, “yaa daha aksam su koltugun üzerine birakmistim, hemen ne diye kaldiriyosun ki sunu bilmem yani”. Annesi “öle ortaligi dagitiyosunuz, oraya buraya atiyosunuz esyalarinizi sonra ‘annneeee nerde’, ayni babana çekmissin”. Çocuk deli danalar gibi evin içinde dolanir “ya abi yok iste yok…nereye koyduysan bul”. Anne elindeki isi birakip, ellerinin suyunu silip, silkeleyip, söylene söylene mutfaktan disari çikar, “allahin cezasi, bi kerede çikardigin seyi ortaliga atmasan olmaz, toplayinca da ‘nerdeee nerdeee’… Al iste burda!… Gözün kör mü”
Hakkaten de ordadir. Ya bizim gözümüz harbiden kördür ya da anneler farkli bir algoritma ile kodlanmislar.
* * *
Yazan:
Selim Yörük
— Tarih:
21 Åžubat 2005
Hopidik hopidik koÅŸması, 7 adet “keh”den oluÅŸan o kendine has gülüşü, kısacık boyu ve dunya tatlısı göbeÄŸi ile “Ay canım… Dünya ahret annem olsun… Ayy mıncıklıyasım geldi” sıcaklığı oluÅŸturan, içimizi garip, buruk bir tebessüm ile dolduran, tüm benliÄŸimizle içimizde hissettiÄŸimiz, damarlarımızda dolaşıp bizi gıdıklayan, fahri akrabamız, teyzemiz, annemiz…
Sempatik tavırları, acı dolu gülümsemelerinin içinde yüzen hayat dolu gözyaÅŸları, “ÅŸehirli” damgası yememek için elinden geleni yapan, örflerine derin bir baÄŸ ile ilintili, kendini cocuklarına ve ailesine adamış, orta direk Türk ailesinin biricik annesi.
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Selim Yörük
— Tarih:
29 Aralık 2004
Kadın günleri, ev hanımları için en büyük eğlence, en nadide dedikodu haberlerinin ayyuka çıktığı şahane bir organizasyon iken, gün kümesinin elemanı olmayan, gün sahibi aile bireylerine bir nevi işkencedir. Genelde günler, öğleden sonra, bütün kadınlar akşam yemeklerini yapıp, televizyonun önünde kıç büyütme zamanları sırasında gerçekleştirilir.
Bu haliyle, gün sırasında ailenin diÄŸer fertleri ya iÅŸtedir ya okuldadır, ya da ordadır, burdadır… IÅŸte evde deÄŸildir yani. Bu sebeble gün iÅŸkencesinden fazla etkilenmezler. Sadece akÅŸam eve gelip, “öldüm! bittim! bi daha güne girmek mi asla!” deyip ayaklarını koltuÄŸa koymuÅŸ, boylu boyunca salonda, yerde yatan bir anne ile karşılaşırlar o kadar (bkz: Annenin gun yaptigi gunun aksami salonda oturmak). Ama bazen o hafta, günü yapacak annenin bi iÅŸi çıkar, biÅŸi olur günü akÅŸama almak zorunda kalır. IÅŸte bu sahneden sonra gerçek iÅŸkence baÅŸlar.
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Selim Yörük
— Tarih:
21 Aralık 2004
Ilkokul zamanına, yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı dönemine denkgelir. Çogu zaman hayal olarak kalır. Ama, silgi tozu denilen ÅŸeyi biriktirmek diÄŸer koleksiyonlar kadar zevklidir aslında. Ayrıca amaç olarak, çocuk ruhuna tutumlu olmayı ve “ben biÅŸeyler yapıyorum, kazanıyorum” tadını aşılar. Ve daha niceleri…
Önceleri, havaya kaldırıp “Tısss tısss… sokuuucaaakk… yılan seni sokucaaak” deyip, ön sıradaki çocuÄŸun boynuna sürtmekten yani silgi coplerinden yilan yapmaktan baÅŸka bi iÅŸe yaramayan silgi tozları bu sayede ekonomiye katkı saÄŸlar hale gelir. Yani baÅŸarabilirsek gelecektir. Yani aslında iyi bir projedir. Ama…
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Selim Yörük
— Tarih:
18 Aralık 2004
Anne sayıyorsa, stoktan fazla kayıp olmasın diye kendi çocuklarını saymaz. Daha sonra, çayı, böreÄŸi, pastayı dağıtırken “A aa selin sana getirmemiÅŸim mi ben” ya da “Selin sen çay içmezsin di mi… İçmiyor bunlar teyzesi, sevmiyorlar çayı. Zaten demin de pasta yedi o. Çok yemesin dokunur” gibi açıklamalarda bulunma gereÄŸi duyar. Bu haliyle genel geçer ev ekonomisi politikalarının en güzel örneÄŸidir. Ekonomi bakanlığına tecrübeli ev hanımları alınırsa bu pratik, politik tarzları ile 2 ayda ekonomiyi düze çıkarırlar.
Bir diğeri için; (bkz: Katık yetirme algoritması)
* * *