Televizyona bir ÅŸey yapmak istemez misin?
- Daha dün abimle televizyon izliyorduk, “Ne mutlu ki televizyona bir ÅŸey yapmıyorum” dedim. Yapmayacağım da. Ben televizyonda olacak birisi deÄŸilim. Mesela bir talkÅŸov yapacak kabiliyette, tıynette birisi deÄŸilim. Ben yarım saat Banu Alkan‘la konuÅŸamam.
- Tenezzül etmezsin?
- Tenezzül deÄŸil de, tercih meselesi. Ya da tenezzül. Neyse ne! Niye konuÅŸayım ben Banu Alkan’la? Niye ÅŸaka yapayım? Ama Okan yapar. Yanına da Hatemiler’i koyar. Ama ben Hatemiler’le de televizyonda konuÅŸmak istemem. Hatemiler’le konuÅŸacağım ÅŸeyi evde konuÅŸurum bir gün denk gelirse. Öbür çocuÄŸun, Beyaz‘ın yaptığı ÅŸeyi de yapamam. Åžahan‘ın yaptığı ÅŸeyi yapmam. Niye yapayım? Öyle ÅŸeylerin televizyonda olmasında bir önem görmüyorum.
» Yazının Devamı
23 January 2006 | İlgili Olduğu Konular »
İlgili Konular: abbas güçlü,
babam ve oÄŸlum,
balans ve manevra,
banu alkan,
banyo,
beyazıt öztürk,
bir tat bir doku,
cem yılmaz,
çağan ırmak,
film,
gora,
gönül yarası,
her şey çok güzel olacak,
hırsız var,
muhsin bey,
okan bayülgen,
röportaj,
sinema,
siyaset meydanı,
şahan gökbakar,
televizyon,
timuçin esen,
yavuz turgul,
yılmaz erdoğan,
züğürt ağa
Banyo lavabosu önünde elde dikenli tarak*, çırılçıplak dansederken, tuvalet lavabosu onunde diÅŸ fırçalarken, suratımızı ÅŸekilden ÅŸekile sokarken, boy aynasında “kıçım çok mu kıllı yahu” diye meraklanıp donumuzu indirip domalmışken aklımıza geliveren ürküten, titreten duygu.
Medyanın, tvnin, filmlerin bize kattığı bir tikdir bu.
Sabah 11 gibi tvyi açarsınız, bi banyo ortamı ve ayna karşısında, elinde taraktan mikrofon, bornozla ÅŸarkı söyleyen, saçını tarayan insanlar**…
» Yazının Devamı
08 May 2005 | İlgili Olduğu Konular »