• Categories

Bilim ve teknolojinin sonuçlarının kontrol edilebilirliği

Bir önceki yazıda insanlığın Dünya üzerinden silinmesinden sonra, yaşanması muhtemel evreleri oldukça çekici görüntüler eşliğinde veren bir belgeselden bahsetmiştim. Gerçekten çok etkileyici idi.

Yine aynı yazıda, gelen yorumlarla birlikte insanlığın gelişmişliğinin kendi varlığına olan tehdidinden de bahsetmiştik. Acaba gerçekten böyle bir şey gerçekleşebilir mi?

İnternet ile birlikte insanoğlunun bilgiye ulaşmasının ışık hızına yakınsadığını varsayabiliriz. Şöyle düşünün; onlarca yıl önce, bilgiye ulaşma gücü, sahip olunan kitap sayısı ile birebir doğru orantılı idi. Şimdi baktığımızda böyle bir korelasyonun varlığından bile söz edemeyiz. Çok garip. Çok hızlı değişiyoruz.

Peki bu değişim ve gelişimimiz kontrol altında mı?

İnsanoğlunun her çağda en büyük çabası gelişmişliğini bir adım daha ileri götürebilmek olmuş. Bilim ve teknoloji bundan 10 yıl önce, şu an geldiği noktanın neredeyse yarısındaydı. 50 ya da 100 yıl öncesini ve kaç katlık bir gelişmişliğin gerçekleştirildiğini hesaplamak abesle iştigal olur sanırım.

» Yazının Devamı

Yaratıcı’nın varlığı ve bilim

Yaratıcının varlığının bilimsel anlamda ispatlanıp ispatlanamayacağı çok tartışılmıştır. Bu birazda “ispat” kavramından ne anladığımıza baÄŸlıdır. Görece bir kavram olması hasebiyle bir kiÅŸiye göre ispat olan bir diÄŸer kiÅŸiye göre olmayabilir.

Mutlak ispat mümkün deÄŸildir, Yaratıcı’nın Zat’ının ayan beyan gösterilebilmesi gibi. Yaratıcı’nın varlığı ancak iÅŸaretler yardımı ile ve aksinin imkansızlığı üzerinden ispatlanabilir. Buradaki iÅŸaretlerin ne olduÄŸu sayfalarca tartışılabilir.

Kelam alimleri ve kadim felsefeciler olgudan ve maddeden hareketle asırlar öncesinden Tevhid anlamında bir Yaratıcının Vacib-ul Vücud (varlığı zorunlu Zat) olduÄŸunu akli delillerle göstermiÅŸlerdir. Septik ÅŸekilde kendi varlığından bile şüphe eden insanlar ve bir takım idealist filozoflar hariç maddi temelli bir alemin varlığını müşahade edip kabul edenler esasen bu varlığı bir temele dayandırmak zorundadırlar. Bu materyalizmde “madde” temeline dayanır, teizmde madde üstü aÅŸkın bir Yaratıcı’ya.. Her halükarda bir vacib-ül vücud vardır. Sadece bakılan yerlerden farklı ÅŸekilde görülür.

» Yazının Devamı

 

Bilim Allah’ın varlığını kanıtlayabilir mi?

Bence bilim Allah’ın ne varlığını ne de yokluÄŸunu isbatlayamaz. Sadece bir taraf bilime göre ağır basabilir. Zaten Allah’ın varlığı ispatlandığında imtihan biter.

Bana sorarsanız bilim çok kez kanıtlamıştır Allah’ın varlığını. Kainatın bir düzen içinde hareket etmesi hiçbir zaman ÅŸaÅŸmaması gibi.

Bize düşen biraz düşünmek. Parmak izine bakın, her insanın birbirinden farklı. Bu nasıl kendi kendine olacak? Kainat kendi kendine bunu hafızasında tutup ona göre düzenlemeler mi yapıyor? Eğer evrim gerçekleşmişse nasıl böyle her insan birbirinden farklı olacak, her insanın parmak izi birbirinden farklı olacak?

Yanlışlıkla bir gün güneÅŸ niye batıdan doÄŸmuyor? GüneÅŸin batıdan doÄŸması demek kıyametin kopacağına herkesin inanması demektir? Herkes anlayacak ve Allah’a ve Rasulüne iman edecek ama ondan sonra ettikleri iman kabul edilmeyecek ve onlara hiçbir fayda saÄŸlamayacak. Bize düşen bir ÅŸeylerin kesinleÅŸmesini beklemek deÄŸil onlara kesinleÅŸmeden kesinmiÅŸ gibi baÄŸlanmaktır.

Yazan: Ömer K.

İlgili Konular: , , , ,
 

Kutsal kitapların sırları ve bilim

Ateizm ile tek tanrılı dinlerin neden savaÅŸtığını anlamak güç deÄŸil. Çünkü biri “var” derken diÄŸeri “yok” demektedir. Bunun akabinde bilim ile dinlerin zıtlaÅŸması da normal karşılanıyor çoÄŸu kesimler tarafından. Bana kalırsa bu olması gereken, doÄŸal bir karşılaÅŸtırma deÄŸil.

“Gerçek” deÄŸerli bir hedeftir. Yüzyıllar boyunca insanoÄŸlu hep gerçeÄŸi öğrenme aÅŸkı ile yanıp tutuÅŸmuÅŸtur. GerçeÄŸi elde etme arzusunun altında merak duygusu yatmaktadır. Merak edilen öğrenilmelidir. İşte, dinler ile pozitif bilimlerin karşı karşıya geldiÄŸi yer de tam burasıdır.

Hem bilim, hem de din gerçeÄŸi vadeder. Bu yüzden çoÄŸu zaman birbirleri ile kıyaslanırlar. Ve sonuç olarak da apayrı köşelere giderler. Oysa “gerçek” denilen olgu tek ise hangi yoldan ulaşıldığı önemli deÄŸildir

» Yazının Devamı

 

Evrim, Akıllı Tasarım ve Bilim

Dört ay öncesine kadar, Evrim Teorisi‘nin çoktan tarihin tozlu sayfaları arasına gömülmüş olduÄŸunu düşünüyordum. Ancak, bir arkadaşım sayesinde hala bu teorinin güncelliÄŸini koruduÄŸunu, hatta ÅŸiddetli tartışmalara neden olduÄŸunu gördüm.

Yanılmış, bir o kadarda şaşırmıştım. İlkokul yıllarımda bu konuyu görmüştüm ve daha o yaşta saçma gelmişti bana. Yüzeysel bir anlayışla maymundan ya da ona benzer bir şeyden gelmiştik.

18 yaÅŸ civarında, hayatı sorgulamaya baÅŸladım. Nedenler, nasıllar, vs… Aklıma gelen herÅŸeyi sorguluyor, üzerinde düşünüyor, gözlemliyor, araÅŸtırıyordum ve bugün hala bu böyle. 10 yılı aÅŸkın bir süredir evrende mevcut bir denge, düzen ve tasarımın olduÄŸunu biliyordum. BilmediÄŸim bunun “Akıllı Tasarım” adı altında bilimsel bir teori olarak sunulduÄŸu idi.

» Yazının Devamı

 

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.