Yazan:
Selim Yörük
— Tarih:
20 AÄŸustos 2007
“Üstad” kelimesi çoÄŸu zaman yaşını başını almış, belli bir deneyim, birikim ve saç aÄŸarması yaÅŸamış insanlara yakıştırılır. Fakat bazı olaÄŸandışı insanlar vardır ki, bu ön eki genç yaşında haketme baÅŸarısını gösterebilir. Bana kalırsa, Gürgen Öz bu baÅŸarılı ÅŸahsiyetlerden biri.
Doğaçlama çok kolay kazanılabilecek bir yetenek değildir. Yılların eskitemediği, büyük tiyatro sanatçıları dahi, önlerinde yazılmış bir metin olmaksızın sahnede olmayı tehlikeli bulurlar.
Bugün Cem Yılmaz, Yılmaz ErdoÄŸan, Ata Demirer ve daha birçok -“Stand-upçı” olarak adlandırılan- tek kiÅŸilik gösteri erbabları bile, gösterinin büyük bir çoÄŸunluÄŸunu daha önceden kurgulanmış bir yapıya ve metine sadık kalarak sergilerler.
Velhasıl doÄŸaçlama öyle her benim diyen oyuncunun altından kalkabileceÄŸi bir ÅŸey deÄŸildir. Hatta kötü sergilenirse “rezil etme” gücü bile bulunan bir tehlikeli yöntemdir.
Gürgen Öz‘ün performansını ilk gördüğüm andan itibaren içimde bir kıpırtı hissettim. Hani tam gol olmadan önce içinize doÄŸar da, heyecanlanırsınız ya, o tür bir ÅŸey.
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Selim Yörük
— Tarih:
19 Kasım 2006
Öncelikle birkaç gerçekle baÅŸlamalı Hokkabaz ile ilgili yazılacaklara; Tartışmasız ve açık ara, Cem Yılmaz ülkemizi son yıllarda en çok güldüren sanatçı. Bu yüzden üzerindeki baskı ve beklenti hep çok yüksek. Bu, baÅŸarının doÄŸal bir getirisi. Ayrıca onu çoÄŸu zaman güldüren, zıpır, hazır cevap ve hınzır bir halde gördüğümüz için tüm iÅŸlerinde de bunu arıyoruz. Farklı bir hali gözümüzde “yabancı” ve hatta eÄŸreti kalıyor.
Gördüğüm kadarıyla Cem Yılmaz artık kendini sinemaya adadı. Onu umutla ve heyecanla konuÅŸurken gördüğümüz konular hep sinema ile ilgili. Ve son filmi Hokkabaz’la da gördük ki Cem Yılmaz komedyen ya da “Stand-upçı” olarak anılmak istemiyor. O sinemasal bir tad istiyor iÅŸlerinde. GeniÅŸ ekran olmalı onun ürünleri, duygu, etki ve kurgu yönüyle. “Komiklik olsun, güldürsün yeter” mantığından sıyrılmış gözüküyor.
Fakat bunu bir önceki filmi G.O.R.A için söyleyemiyoruz. Orada sinemaya yaraşır bir iş çıkaramamıştı bana kalırsa.
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Selim Yörük
— Tarih:
14 Nisan 2006
Reklamlar ne için vardır? BildiÄŸim kadarıyla, tanıtımı yapılan ürünün, hizmetin ya da markanın “satış”ını, bilinirliÄŸini arttırmak için. Bu yüzden reklam tüketicinin ilk izleyiÅŸinde mesajını vermelidir.
Eğer reklamın amacı bir kampanyayı duyurmak ise tüketicinin kampanyaya olan ilgisini arttırmalı, hatta kampanyaya dahil olup ürünü/hizmeti satın almasını sağlayacak derecede güçlü olmalıdır. Markanın akılda kalmasını amaçlıyor ise, akıllı bir yöntemle, markanın dahil olduğu kategori tüketicinin karşısına çıktığında, aklına ilk gelen markalardan biri olmasını sağlamalıdır
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Selim Yörük
— Tarih:
14 Nisan 2006
Şahan Gökbakar ve ürünleri ile ilgili görüşlerler, çeşitli eleştiriler yazmayı planlamıştım fakat vazgeçtim. Çünkü popüler olan çok fazla taze komedyen yok ortalıkta. Bu yüzden kendi görüşlerim yerine, Şahan Gökbakar’ın kendi cümlelerini paylaşmak istedim sadece. Görüşlerimiz zaman içinde de şekillenecektir sanırım.
Aşağıda çeşitli zamanlarda Şahan Gökbakar ile yapılmış röpörtajların derlenmiş, düzenlenmiş, seçilmiş hallerini görüyorsunuz;
Her şovmenin ilginç bir keşfediliş hikayesi var. Senin de böyle bir hikayen var mı?[1]
Benim ilginç bir hikayem yok. Aslında hikayeler insana mistik bir hava katıyor. ‘Hayatım sinema filmi gibi geliÅŸti’ sözleri insanlara ilginç geliyor. Tam aksine çok lakayıt bir hayatım oldu. Çok acılar çekip de sekiz kardeÅŸimle bir odayı paylaÅŸmadım. O esnada ayran almaya gidip de UÄŸur Yücel ile karşılaÅŸmadım. Kolejlerde okudum, devlet okuluna hiç gitmedim. Hiçbir zaman bir sırada üç arkadaÅŸ oturmadım.
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Selim Yörük
— Tarih:
26 Mart 2006
Sahnede keskin sirke kıvamında olan Huysuz Virjin karakterini üretmiÅŸ zeka küpüdür Seyfi DursunoÄŸlu. Bazıları “Huysuz” karakterini görünüşü ve tavrından dolayı aÅŸağılama hatasına düşebilir. Aynı kiÅŸilerdir ki, “zeka küpü” yakıştırmamı beÄŸenmeyeceklerdir. Fakat tespit edilmesi gereken önemli bir nokta, bu karaktere hayat veren Seyfi DursunoÄŸlu’nun ÅŸahane simultane esprileri ve ÅŸimÅŸek gibi çakan hazır cevaplarıdır. Ki, bana kalırsa tüm bu yetenekler arkasında keskin bir zekayı barındırır.
Seyfi DursunoÄŸlu’nu yalnızca “Huysuz Virjin” kığındayken görenler, çoÄŸu zaman onun kiÅŸiliÄŸi hakkında yanlış izlenimler edinirler. Oysa Seyfi bey’i yakınen tanıyanlar bilirler ki, o tam bir İstanbul beÄŸefendisidir. Tavırları, nezaketi, tam anlamıyla “Huysuz”un tersidir.
» Yazının Devamı
* * *