Yazan:
Serbest Kürsü
— Tarih:
23 Ocak 2006
Televizyona bir ÅŸey yapmak istemez misin?
- Daha dün abimle televizyon izliyorduk, “Ne mutlu ki televizyona bir ÅŸey yapmıyorum” dedim. Yapmayacağım da. Ben televizyonda olacak birisi deÄŸilim. Mesela bir talkÅŸov yapacak kabiliyette, tıynette birisi deÄŸilim. Ben yarım saat Banu Alkan‘la konuÅŸamam.
- Tenezzül etmezsin?
- Tenezzül deÄŸil de, tercih meselesi. Ya da tenezzül. Neyse ne! Niye konuÅŸayım ben Banu Alkan’la? Niye ÅŸaka yapayım? Ama Okan yapar. Yanına da Hatemiler’i koyar. Ama ben Hatemiler’le de televizyonda konuÅŸmak istemem. Hatemiler’le konuÅŸacağım ÅŸeyi evde konuÅŸurum bir gün denk gelirse. Öbür çocuÄŸun, Beyaz‘ın yaptığı ÅŸeyi de yapamam. Åžahan‘ın yaptığı ÅŸeyi yapmam. Niye yapayım? Öyle ÅŸeylerin televizyonda olmasında bir önem görmüyorum.
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Serbest Kürsü
— Tarih:
23 Ocak 2006
Maneviyatı çok güçlü bir adamsın ve bunu herkes bilmez…
- Zaten maneviyattan başka da bir şey yok ki hayatta. Neyle ilgili olayım? Dünya üzerinde bir iki eğlenceli hobinin dışında ne var ki ilgilenebileceğim? Politikayla, futbolla ilgilenmem. Mizahın politikayla ilgisini anlayamıyorum mesela. Geriye de bir iki eğlenceli hobi kalıyor işte.
- Ne mesela?
- Müzik, seks gibi ÅŸeyler kalıyor. (Gülüyor) Seks manevi bir ÅŸey deÄŸil mi yahu? Åžaka yapıyorum, buralara “gülüşmeler” yaz lüften. Ama yaptığım iÅŸlerden baÅŸka ÅŸeylere fazla vaktim yok gerçekten. Hayatımın son 10 yılının çok ciddi bir bölümünü iÅŸime ayırmışım. Yeni bir arkadaÅŸ grubu ister bazen insan dedim ya… Ama takatim yok. Geçenlerde bir arkadaşım, “Gel bir iki arkadaÅŸ sohbet ediyoruz” dedi, gittim. Ama yapamıyorum. Bence iÅŸ yapmak konuÅŸmaktan çok daha iyi.
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Serbest Kürsü
— Tarih:
23 Ocak 2006
Dokuz yıldır tanıyorum ben Cem Yılmaz’ı. Dokuz yıl önce neyse hala o! İnsanı duvara çivileyen hazır cevaplığı, kendisinin her ne kadar kabul etmese de ortalamanın çok üzerinde ki zekası, hınzırlığı, fırlamalığı …
Kendi kendineyken çok sakin, hatta inanılmaz ama zaman zaman son derece çekingen, çokça da kırılgan, haddini her zaman bilen ama haddini bilmezlere asla tahammülü olmayan, hepimizden çok farklı bir tür!
Åžimdi bunları okuyunca dalga geçecek benimle; “Yine çok dramatize etmiÅŸsin mevzuyu” diye. Olsun. Gülsün o istediÄŸi kadar… Kendini ve hayatı ciddiye almıyormuÅŸ gibi görünmeye devam etsin isterse.
Cem Yılmaz’ın o çok konuÅŸulan arabaları, olmayan gece hayatı, sayıları tamamen “üfürme” çapkınlık hikayeleri dışındaki gerçek ve çok da net halini bilen biri olarak, sizi farklı bir Cem Yılmaz’la tanıştırmak istiyorum. Gülmekten yarılacağınız bir söyleÅŸi bekliyorsanız “Zahmet edip okumayın” derim. Ama insanları gülmekten yoran bir adamın iç dünyasını keÅŸfetmek isterseniz Cem Yılmaz’ın evine konuÄŸuz bugün. Buyrun.
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Selim Yörük
— Tarih:
07 Temmuz 2005
Bu kerteye gelene kadar kaç kez “yazmayacağım yahu. koskoca bakan, elbet düzelir” ÅŸeklinde dudak büktüm bilemiyorum. Amma ve lakin durum benim tahammül sınırımı aÅŸtı. Ki zaten bi hayli önce bu sınır geride kalmış, gümrük memurları “tanıdık” diye bana kıyak geçiyorlardı…
Her ana haber bülteninin son on dakikası için hazırlanmış “biraz da gülelim” konulu ametör kamera videoların yerini artık kültür bakanımızın “uyuklama” sahneleri aldı. Hayır pek tabi laf bize düşmez ama ne bileyim, biz de oy veriyoruz…
BaÅŸlarda “ahh munzur basın mensupları bak koskoca bakanı nasıl yakalamışlar” yorumuyla birlikte, bıyık altı ile istemeden de olsa sırıtırken, önümü iliklemeyi de ihmal etmiyordum. Ne de olsa T.C Bakanı sözü geçen. Bizi temsilen orada duruyor. Mevkisinin manevi deÄŸeri büyük.
» Yazının Devamı
* * *