Zaman zaman Türkiye ile İran arasındaki benzerlikler, geleceklerinin kesişmesi gibi senaryolar sunulur. Korkutucudur. Biz burada “Aman bizim başımıza gelmesin” diye söz ettiklerimiz, dünyanın dört bir yanındaki insanların başına geliyor olabilir.
Merak ediyorum, (umarım sonsuza dek böyle bir şey olmaz ama) benzeştiğimizde, özgürlüklerimiz, sevdiklerimiz, yaptıklarımız kısıtlanınca neler yapacağız? Çabalayacak mıyız? Değişim için bir araya gelecek miyiz? Yoksa bazılarımız dünyanın batısına doğru göç ederken, bazılarımız da bir süre sonra kabullenmek zorunda mı kalacak?
Herhangi bir üst merci/firma/makama bağlı olmadan yazabildikleri için, bloglar arasında arama yaptığımızda İran’da olan bitenler ile ilgili kendi yorumlarımızı oluşturabileceğimiz kaynaklara ulaşabilmiş oluruz sanırım. Buyrun, arayın, araştırın, duyurun. En azından İran’daki seçimler ile ilgili bir şeyler yazın.

» Yazının Devamı
19 Haziran 2009 | İlgili Olduğu Konular »
Yerel seçimler yaklaşıyor. Bir kez daha demokrasinin bize tanıdığı hakkı kullanıp, en küçük yaşam alanımızı yönetecek kişileri seçeceğiz.
Siz oyunuzu hangi kriterlere göre veriyorsunuz bilmiyorum. Çoğu zaman, aday tanıdık oluyor, torpil imkanı doğabileceği için ona veriliyor oy. Ya da adayın kim olduğu, ne yapabileceği, hangi hizmetleri vaad ettiği bile bilinmeden “tutulan” partinin adayı olduğu için, oy ona gidiyor.
Bilinçlenme, bir çırpıda, kolayca edinilebilecek bir şey değil pek tabii, hala birçoğumuz mantıksız kararlar içinde bulabiliyoruz kendimizi ama bazen öyle fırsatlar geçiyor ki elimize, kısacık bir süremizi ayırıp, üzerine gittiğimizde artık aynı hatayı yapmayacak şekilde bilgi ile yükleniveriyoruz, ne mutlu.
Bu konuyla ilgili, Planlama.org‘un gerçekleştirdiği şahane bir projeye rastladım geçenlerde; SeçimProjeleri.com
Seçimlerin öncesinde adaylar yüzlerce vaad verir, her biri, hedeflediği oy kitlesininen çok isteyebileceği hizmetlerin belirlenmesinden oluşur çoğu zaman. Ne bir plan vardır, ne de bir ön çalışma.
» Yazının Devamı
29 Ocak 2009 | İlgili Olduğu Konular »
* * *
Çok tartışmalı kişi ve parti odaklı bir cumhurbaşkanlığı süreci geçirdik, sert tartışmalar, inatlaşmalar ve restleşme sonucunda gündemimize birde referandum girdi.
Cumhurbaşkanlığı tartışmalarına, halk el koydu ve meseleyi çözdü. Başta olması gereken nihayet zor da olsa sonunda oldu.
Nedense cumhurbaşkanlığı sorunu çözülünce, yeni anayasa tartışmalarının da etkisi ile referandum gündemden düştü. Adeta unutuldu.
Benim şahsi kanaatime göre, bu referandum gereksiz, lüzumsuzdur. Ama bir gerçek var ki, gerekli veya gereksiz bu referandum yapılacak.
Bu referadumdan, cumhurbaşkanını meclisin mi, yoksa halkın mı seçmesi gerektiğine dair bir sonuç çıkacak. Peki siz hangi sonucun çıkmasını istersiniz? Bunu düşündünüz mü?
» Yazının Devamı
23 Eylül 2007 | İlgili Olduğu Konular »
* * *
Abdullah Gül için “Cumhuriyet tarihinin en zor seçilen Cumhurbaşkanı’dır” dersek yanlış olmaz sanırım. Seçilene kadar neler yaşanmadı ki.
Muhtıra niteliğindeki Genelkurmay bildirisi mi, Anayasa Mahkemesinin bizzat Anayasaya aykırı kararlar alması mı, CHP’nin meclisteki oturumlara katılmaması mı, Cumhurbaşkanı seçilemediği için genel seçimlere gidilmesi mi.
Bunlar önemli olanlar,ayrıntılara girmiyorum bile.
Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasını istemeyenlerin nedenleri genelde rejim kaygısı üzerine kuruluydu. Ancak bu kaygılar AKP tek başına iktidara geldiğinde de duyuluyordu.
» Yazının Devamı
29 Ağustos 2007 | İlgili Olduğu Konular »
* * *
Oligarşi; egemenliğin bir grup, bir sınıf ya da bir zümreye ait olduğu yönetim şeklidir. Demokrasi ise; halkın kendi kendini yönetmesi sistemine dayanan bir yönetim şeklidir. Türkiye Cumhuriyeti; anayasamızda da belirtildiği üzere, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.
Son dört aydır ülkemizde yaşanan olaylar oligarşi ile demokrasi arasındaki ince çizgiyi çok belirgin bir şekilde görmemizi sağladı. Bazı siyaset bilimciler, yönetim şekli ne olursa olsun, her devletin yönetiminde mutlaka bir oligarşi olduğunu belirtiyorlarmış.
Oligarşide; yönetimdeki grup, askeri, siyasi veya maddi olarak ülkenin önde gelen gruplarından biri oluyormuş.
Buna benzer bir tabloyu son dört aydır belirgin bir şekilde görmeye başladık. Tablo şu şekilde ortaya çıkıyor. Oligarşinin siyasi kanadı CHP, yargı kanadı Anayasa mahkemesi, yönetim kanadı şu andaki Cumhurbaşkanı, askeri kanadı da Genelkurmay. Demokrasinin siyasi kanadı TBMM, yönetim kanadı şu andaki AKP hükümeti. İş ve ekonomi çevreleri de demokrasinin maddi kanadını oluşturuyor.
» Yazının Devamı
12 Ağustos 2007 | İlgili Olduğu Konular »
İlgili Konular: abdullah gül,
akp,
chp,
cumhurbaşkanlığı,
demokrasi,
genel kurmay başkanlığı,
laiklik,
oligarşi,
seçim 2007,
tbmm,
tunsu çiller
* * *