GloballeÅŸmenin doÄŸal bir sonucu olarak, ülkemizde yüzlerce uluslararası firma pazarda. Her birimiz, bir çırpıda en az 5 tane sayabiliriz ve büyük ihtimal her gün en az birinin ürün ya da hizmetini satın alır veya kullanırız. Hatta öyle ki, müşterisi olduÄŸumuz o firmanın dünya çapına yayılmış bir yapılanma içinde olduÄŸunu bile unuturuz zaman zaman (Bunun nedeni, birçok Türk firmanın adının ingilizce olması da olabilir! Savunmaları da çoÄŸu zaman “Daha karizmatik oluyor” gibi sığ bir düzeyde).
Bu global firmaların büyük bir çoÄŸunluÄŸu ürün ya da hizmetlerini büyük düşünüp, yerel koÅŸullara uygun hareket etme (”think globally, act locally”) mantığı çerçevesinde sunmaya çalışıyor. Fakat idari kadrolarda “kağıt üzerinde” baÅŸarılı bir ÅŸekilde iÅŸleyen bu yöntem…
*Yazının devamı Deneyimler.Net‘te
17 September 2006 | İlgili Olduğu Konular »
Büyüdüğüm evdeki, çökmüş, nefti yeşili koltuk yerini kilometrelerce uzakta bulunan bir evdeki, bilgisayar masasının önünde duran koltuğa bıraktığında, köklü olarak bir şeylerin değiştiğini algılar olmuştum (bkz: Yalnızca rahat bir koltuk bize ne sağlayabilir ki?). Bu değişiklik farklı bir kıpırtı yaratmıştı midemde. ÖSS amcayı (sonuçları getiren postacı amca) şu malum mektubu kapımızın altından atarken gördüğümde yaşanan kıpırtıdan çok daha duygu yüklü fakat kız arkadaşımın elini uzaklara gitmek maksadıyla bıraktığımda hissettiğim kıpırtıdan daha az hüzünlüydü.
Bu tür hislerin tasvirinde pek zorlanırım. Sonuçta bir ÅŸekli ve büyüklüğü yok ki bu hislerin, elimize alıp karşılaÅŸtıralım biri ile diÄŸerini… Bu yüzden, midemde yeni yeni oluÅŸmaya baÅŸlamış, ÅŸu ana kadar hissettiklerimden çok daha farklı olan kıpırtıyı betimleyemeyeceÄŸim, kusura bakmayın.
» Yazının Devamı
04 September 2006 | İlgili Olduğu Konular »