“Tek Amacım Sözlükten Karı Kaldırmak”
SY: Ekşi Sözlük binlerle ifade edilen bir sanal topluluk. Bu büyük komunite içerisinde “Dostluk” ya da “Arkadaşlık” olarak tanımlayabileceğiniz yeni bağlantılar kazandınız mı? Ya da böyle bir beklentiniz var mı?
Aslına bakılırsa o kadar büyük bir komunite değil sözlük. Aktif yazar o kadar fazla değil ki. Ya da ben öyle sanıyorum, bilmiyorum. Belkide sözlük büyüdü de benim haberim yok. Bak nasıl da umursamaz tavır takınıyorum ha…
Arkadaşlık dostluk gibi bir beklentim olmadı hiç. Ama dostluklar kazandım. Hem de asosyal sayılabiliecek biri olduğum halde. Sıradaki soruyu da tahmin ediyorum. Sözlükten hatun kaldırmakla ilgilidir kesin (gülüyor).
SY: Gizemli kimliğiniz ile birçok karşı cinsin ilgisini çekiyormuşsunuz. “Kaldır”dıklarınız oldu mu?
(Gülüşüyoruz)
» Yazının Devamı
21 September 2005 | İlgili Olduğu Konular »
“Detaycıyım, Evet. Ne Olmuş!”
SY: Takip ettiğim kadarıyla, sizin bir tarzının var sözlükte. “Her başlığın altında benim de bir yazım olsun” yerine, seçmece çalışıyorsunuz. Bu tarzdan bahseder misiniz biraz.
Evet öyle diyorlar. Haksız da değiller. Detaylara taktığımı söylerler hep. Sadece sözlükte değil. Normal yaşantımda da. Bundan şikayet edenler hiç az değil. Detaylara takılıp işin özünü kaçırdığımı iddia ediyor kimi yakınlarım. Bu özelliğim sözlüğe de yansıyor haliyle. Ama ben halimden memnunum
Öyle her başlığa da yazmıyorum evet. Eğer başlık güzelse “Bu neden benim aklıma gelmedi lan? Beynimi s.kim” diyorum. Kıskançlığımdan yazmıyorum. Başlık kötüyse okumuyorum bile zaten. Böyle de kişiliksiz bir adamım işte.
SY : Bu detaylar için elinizde not defteri ve kalem ikilisi ile dolaştığınız söyleniyor?
» Yazının Devamı
21 September 2005 | İlgili Olduğu Konular »
İlgili Konular: cohesionless,
dergi,
detay,
ekşi sözlük,
ırak,
iğnelik,
itina,
kitap,
nivea,
performans,
ünlü,
yazar
Şu sıralar AB kapısında istenilmeyen ülke konumunda olan ülkemizin durumu aslında görüldüğü kadar acınası değil. Kısa vadede, birliğe dahil olma konusunda önümüzde çok büyük engeller olduğu bir gerçek. Fakat bakış açımızı biraz genişletirsek, ne olursa olsun Avrupa’nın Türkiye’yi reddedemeyeceği açık.
Avrupa Birliği kapısından iteklenmiş bir Türkiye’nin Ortadoğu’daki dengeleri alt üst edecektir. Özellikle, 11 Eylül ile birlikte büyük bir baş ağrısı olarak ortaya çıkan güvenlik sorunlarının kat be kat artmasına neden olacaktır. Şu an bile, istikrarsız bir Ortadoğu’nun Avrupa’yı nasıl vurduğunu, sarstığını görüyor iken Türkiye’yi reddetme gibi bir yanlış yapmazlar, yapamazlar.
» Yazının Devamı
19 September 2005 | İlgili Olduğu Konular »
Bu geniş çaplı söyleşi için Ali Işıngör’e tekrar teşekkür ediyorum. Sanıyorum, bu söyleşi ile birlikte birkaç gencimiz daha ülkemizin yakın tarihi hakkında az çok bilgi sahibi olmuş olacak.
Okunabilir olması bakımından kronolojik olarak parçalara ayırarak yayınlıyorum. Toplamda 21 sayfadan oluşan ve iki oturumda gerçekleştirilen bu söyleşinin tamamını buradan edinebilirsiniz.
Selim Yörük: Sizi Focus‘daki yazılarınızdan ve mizahi bir dille ele aldığınız tarih içerikli Burkina Fasa Fiso’dan tanıyoruz. Biraz kendinizden bahsetmek ister misiniz?
Ali Işıngör: En zor şey insanın kendisini anlatması sanırım… Nereden başlamalıyım aslında bilmiyorum.
» Yazının Devamı
04 September 2005 | İlgili Olduğu Konular »
İlgili Konular: ali ışıngör,
aziz nesin,
burkina fasa fiso,
corriere della sera,
dergi,
focus,
italya,
linux,
panorama,
tarih,
televole,
yaşar kemal
Etrafımızı sarmış “ünlü olma hastalığı”ndan kurtulmak ne mümkün… Her delikten kamera çıkıyor. Silah gibi. Tehdit ediyorlar, “çekeriz, cümle aleme rezil ederiz kaçma gel, hesap ver bize” diyorlar.
Böyle çemkirmelerine gerek de yok zaten çogu zaman. Bi çokları kamera ile mikrofon birlikteliğini görür görmez atlıyorlar önlerine. Hiç bir şey yapmasalar, el sallıyorlar.
Yarışmalar falan var artık, insanlar kendini ünlü zannetsin diye hazırlanan. Ünlü olunca mutlu olacağını umuyorlar. Doğal olarak kendilerini bir anda 5-10 yaş büyümüş, 3-5 kat daha zeki olmuş bir şekilde, Türkiye’nin gündeminin tam ortasında buluveriyorlar. Pek tabi kameraya yapay, kalıp gülümsemeyi öğreniveriyorlar cabucak.
» Yazının Devamı
01 June 2005 | İlgili Olduğu Konular »