• Categories

Çokkültürlülük ve Türk kelimesi

Türkiye’nin çok kültürlü yapısı baÅŸlangıçta aşırı milliyetçi nüanslar taşıyan ve ülke gündeminin gerginleÅŸtiÄŸi noktalarda bu aşırı milliyetçi nüansa geri dönen Türk kelimesinin de bir süre sonra ‘tanımında’ çok kültürlülüğü ihtiva etmesini zorunlu hale getirdi.

Ancak bu tanımında çok kültürlü olan ve savunucuları tarafından da herkesi kapsadığı söylenen kelime; herkesi kapsaması düşüncesinde samimiyetsiz ve üstünlükçü, egemenlikçi olması nedeniyle Türkiye’nin Türk olmayan halkları arasında yaygınlaÅŸmadı. Zaman zaman gerilen ülke ortamında vatan, millet ve hatta laik yapımıza raÄŸmen din ile de iliÅŸkilendirilerek meÅŸru hale getirildiyse de siyasi sakinleÅŸme durumunda tekrar baÅŸa dönüldü.

» Yazının Devamı

Savaş ve barış

Savaşmak hayatın doğası hatta ta kendisi bence. Peki bu barış dedikleri şey nedir yahu? Bunu gerçekten anlayamıyorum. Herkesin dilindeki bu barış kelimesi neyi simgeliyor?

Bana kalırsa herkes için farklı anlamlara sahip bu kelime. Kimileri için barış, kendisinin kaybettiği anlarda aldığı mola. Mola süresi bitince yani tekrar güç ve zeka kapasitesi arttığında savaşmaya devam ediyor.

Bir başkası içinse hayat savaşı verirken yanındaki arkadaşı, yoldaşı düşerse yerden kaldırmasıdır barış.

Bir grup insansa barışı rahat yaşamını devam ettirirken ona rahatsızlık verenleri engellemek için yapılan uğraşılar olarak tanımlıyor. Bir başka grupsa, ezildiği fikri ile ezmek için organize olma haline yani savaşmaya barış diyor ki bu çok enteresan gelir bana.

» Yazının Devamı

 

SelamlaÅŸmak

İnsanların birbirleriyle kaynaşmaları, tanışmaları için vesile olması gereken sebeplerin en önemlisi bence selamdır. İnsanlar tanışmadan önce birbirlerine yabancı oldukları için konuşamazlar.

Tatlı bir ses tonuyla söze selam ifadelerinden biriyle başlamak, karşımızdaki kişinin bize yaklaşmasını sağlar.

Selam tüm insanlık için ortak tanışma aracıdır. Her dilin kendine özgü, her kültürün kendine mahsus selam ifadeleri vardır. Selamlaşmak insanın kültür seviyesini, gelenek-görenek konusundaki seviyesini de gösterebilir

» Yazının Devamı

 

Diyanet İşleri ve laiklik

Din ile devlet işlerinin birbirinden ayrıldığı yani laikliğin olduğu söylenen bir ülkede din işleri ile ilgilenen bir kurumun yani Diyanet İşlerinin Başbakanlığa bağlı bir teşkilat olarak çalışması ve bunun anayasa tarafından genel idare içerisinde kamu kurumu olarak sayılması ve laik bir devlet yapısı içerisinde bulunan bu teşkilatin cumhuriyete fetvalar vermesi laikliğe aykırı bir durum olarak görülmektedir.

3. Mart 1924 tarihinde 429 sayılı kanunla Başbakanlığa bağlı bir teşkilat olarak kurulan Diyanet İşleri;
» Yazının Devamı

 

Tarikat Çemberi

Yıllardır bir lokma haram karışmasın diyerek biriktirdiği üç beş kuruşunu, kolundaki bileziği ya da emeklilikden aldığı toplu parayı, sözde insanların imanını güçlendiren, onların duygularını okşayıp, kendilerinin vasıtası ile dini inançlarının daha da kuvvetleneceğini ve bu sayede cennete gitmenin daha kolay olacağını aşılayan tarikatlara ve tarikat şeyhlerine kaptıranları duymuşsunuzdur.

Bu tür olayların yaşanmış olduğu Ortaçağ Hristiyanlık inancında, parası olan belli kişiler, belli bir ücret ödemeleri sayesinde hem yakınlarının hem de kendilerinin arafta acı çekmeyeceklerine ve cennete gideceklerine kendilerini inandırmışlardır.

Günümüz tarikatlarının da Ortaçağ zamanında parayla cennet tapusu satın alan zihniyetten hiçbir farkı yoktur. Kendisinin bir yaratıcıya inandığını söyleyen, bütün güce ve kudrete yanlızca onun sahip olduğuna ve yeri-göğü yaratanın da o olduğuna inandığı halde, bu büyük güç ile kendisi arasında hiçbir aracıya ihtiyaç olmadığı savını yeterli görmeyenler kendilerini tarikatın çemberi içine buluverirler ne yazık ki.

» Yazının Devamı

 

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.