Günlerdir Nobel Ödülü ve Fransa konuları ülkenin gündeminde. Uzun sürede inmeyeceğe benziyor.
Özgürlükçülüğün, demokrasinin kaynağı olan Avrupa’nın Fransa’sı 21.yy da OrtaçaÄŸ zihniyetine yavaÅŸ yavaÅŸ geri dönüyor. Yıllardır bizlere özgür düşüncenin yolunu açın diyenler ÅŸimdi bizden beter durumda, kanun çıkarma giriÅŸimde bulunuyorlar. Düşence özgürlüğüne çok büyük bir darbe vuruyorlar; “İnkar eden hapse girer. Ona göre konuÅŸun, ona göre kitap yazın”. Tam bir OrtaçaÄŸ zihniyeti. Türk Ceza Kanunu‘nda bulunan 301. maddeden bile daha ağır bir yaklaşım.
Günlerdir herkes bir ÅŸeyler yazıyor, söylüyor ve konuÅŸuyor. DoÄŸal olarak herkes tepkili. Ama biz dünya önünde farklı komplolar yapmadan sadece yapılanlara tepki koyup, bizdeki 301′i kaldırıp çok büyük bir çaÄŸdaÅŸlık dersi verebiliriz. Bizim için çok büyük bir fırsat. O zaman kim daha medeni toplum dünyaya göstermiÅŸ oluruz. Çünkü zamanla bunlar unutulacak. Tam ortamı iken düzgün ve akıllıca adım artarsak Türkiye’nin ne kadar medeni bir toplum olduÄŸunu dünyaya yansıtabiliriz.
» Yazının Devamı
28 October 2006 | İlgili Olduğu Konular »
İlgili Konular: avrupa,
çin,
edebiyat,
ermeni,
fransa,
gao xingjian,
harold pinter,
ırak,
köşe yazarı,
nobel ödülü,
orhan pamuk,
ortaçağ,
patrick white,
türk ceza kanunu,
winston churchill
Yazarlar erken ölüyordu benim memleketimde.
Aydınlığımıza mum olmaya çalışırlarken, eridiklerinden haberleri olmuyordu.
Ölüyorlardı, tükeniyorlardı…
İki satır karalamak ne kadar güzel bir şey. İnsan kendisini çok mutlu ve huzurlu hissediyor. Kabaca söylemek gerekirse, ruhen boşalıyor da diyebiliriz. Düşünceleri kağıda dökmek ve bunun için çaba harcamak, zaman ayırmak ve düşünmek insanı kendine getiriyor. İmla hataları insanın önüne engel olsa da cümlenin sonuna konan nokta her şeyi anlatıyor.
» Yazının Devamı
01 October 2006 | İlgili Olduğu Konular »
Andro-it diyor kendine. ÇoÄŸunuz bilmiyorsunuz büyük ihtimal kim ya da ne olduÄŸunu. Okumaya pek alışık deÄŸiliz. Yazı şöyle 10 cümleyi geçmeye görsün, “amaaan” çekip daha kolayına, daha “aparatif”ine kaçıyoruz; soru-cevap bilgiler, yanlızca iÅŸimize yarayacak konular, amerikan esprileri, durum komedileri…
Her ÅŸeyde böyleyiz artık. “fast-food” yaÅŸam tarzı diyor bazıları buna. Tanımlarken kullanılan kelimelere bakıldığında anlaşılıyor zaten bize, bizim kültürümüze ait bir ÅŸey olmadığı.
Ne popüler olanı yazıyor o, ne de ütopik, okumaya bi adım olsun yeltenmeyeceÄŸimiz konuları. Hayatımızdan, duygularımızdan serpintiler var yazılarında. Bana sorarsanız, benim içimi okuyup yazıyor. Benim kelimelere dökemediÄŸim ÅŸeyleri klavyesine taktırdığı ve sürekli kullandığı “duyguları türkçeye çevirme programı” sayesinde benim önüme seriyor.
» Yazının Devamı
19 April 2005 | İlgili Olduğu Konular »
Sözlükte bir tarzın temsilcisidir. Onlar tespit, detay insanıdır. Ne bi polemiğe girerler sözlükte, ne de ona buna ayar vermeye kalkışırlar.
Saf kalitedir bunlar. İki üç cümleyi geçen her entrysinde ayrı bir tat vardır. Ne zirvelere gitme heveslisidirler, ne de “Ortama akalım hacı, kız kaldıralım”. Onların tek amacı yazmaktır.
Not tutar bunlar sözlük için, sözlük başında olmadıkları zamanlarda ellerinde illa bi kalem bulunur. Akıllarına gelen güzel başlıkları not ederler, biriktirirler. İlk fırsatını bulduklarında da yapıştırırlar hemen.
» Yazının Devamı
16 March 2005 | İlgili Olduğu Konular »
Övmek, sövmek, övünmek konusunda “ben mücizeler söyleyen bir papaganım, söylediklerim sadece laf deÄŸil” (tûtî-i mu’cize-gûyem ne desem lâf deÄŸil) diyerek tarih defterine imzasını atmış, kalemiyle yıkılmaz heykeller inÅŸa etmiÅŸ, kendinin de dediÄŸi gibi mucizedir. Lafı gediÄŸine koymak hususunda ününü sınırların dışına çıkarmış olmasına raÄŸmen bu tarzını divan edebiyatının çerçevesi dışına taşırmadan içine öyle bir yerleÅŸtirmiÅŸtir ki, o çerçeve duvara asılıp uzun uzun izlenesi bir portre haline getirmiÅŸtir.
Dördüncü Murat’a “gel şöyle bir söyleÅŸelim” diyebilecek kadar samimi olmuÅŸ, akıl vermiÅŸ, onun saygısını kazanmış, ama ne büyük bir ironidir ki onun emri ile idam edilmiÅŸtir. malesef, padiÅŸahlık böyle bir ÅŸey.
14 December 2004 | İlgili Olduğu Konular »