“Evet bizim bu topraklarda gözümüz var fakat o toprakları ele geçirebilmek için deÄŸil, o topraklara gömülebilmek için..”
Yukarıdaki sözlerin sahibiydi Hrant Dink..
Belki de söylediÄŸi bu söz kanına dokunu bazılarının. Madem istediÄŸin bu topraklara gömülebilmek “seve seve” yaparız dediler içlerinden.
Ya da “Türk’ün Türk’ten baÅŸka dostu yoktur. Sen bizi yüzyıllardır beraber yaÅŸadığımız, kapı komÅŸularımız Ermenilerle mi barıştıracaksın. Bu Türklüğe hakaret suçudur” diye de düşünmüş olabilirler.
» Yazının Devamı
12 February 2007 | İlgili Olduğu Konular »
Günlerdir Nobel Ödülü ve Fransa konuları ülkenin gündeminde. Uzun sürede inmeyeceğe benziyor.
Özgürlükçülüğün, demokrasinin kaynağı olan Avrupa’nın Fransa’sı 21.yy da OrtaçaÄŸ zihniyetine yavaÅŸ yavaÅŸ geri dönüyor. Yıllardır bizlere özgür düşüncenin yolunu açın diyenler ÅŸimdi bizden beter durumda, kanun çıkarma giriÅŸimde bulunuyorlar. Düşence özgürlüğüne çok büyük bir darbe vuruyorlar; “İnkar eden hapse girer. Ona göre konuÅŸun, ona göre kitap yazın”. Tam bir OrtaçaÄŸ zihniyeti. Türk Ceza Kanunu‘nda bulunan 301. maddeden bile daha ağır bir yaklaşım.
Günlerdir herkes bir ÅŸeyler yazıyor, söylüyor ve konuÅŸuyor. DoÄŸal olarak herkes tepkili. Ama biz dünya önünde farklı komplolar yapmadan sadece yapılanlara tepki koyup, bizdeki 301′i kaldırıp çok büyük bir çaÄŸdaÅŸlık dersi verebiliriz. Bizim için çok büyük bir fırsat. O zaman kim daha medeni toplum dünyaya göstermiÅŸ oluruz. Çünkü zamanla bunlar unutulacak. Tam ortamı iken düzgün ve akıllıca adım artarsak Türkiye’nin ne kadar medeni bir toplum olduÄŸunu dünyaya yansıtabiliriz.
» Yazının Devamı
28 October 2006 | İlgili Olduğu Konular »
İlgili Konular: avrupa,
çin,
edebiyat,
ermeni,
fransa,
gao xingjian,
harold pinter,
ırak,
köşe yazarı,
nobel ödülü,
orhan pamuk,
ortaçağ,
patrick white,
türk ceza kanunu,
winston churchill
Her birimizin dışa yansıttığı bir imajı var. Bilinçli ya da bilinçsiz, bizi ilk kez görenlerin hakkımızda edinebilecekleri izlenimleri biz oluşturuyoruz aslında. Konuşmamız, tavırlarımız, oturuşumuz bile karşımızdakine bir mesaj gönderiyor.
İletişim kurduğumuz insanların bizim ile ilgili yorumlarını şekillendiren bizim dışarıya gönderdiğimiz mesajlarla oluşur. Bu yüzden, bu mesajları denetimsiz bırakamayız. Hakkımızda çok yanlış izlenimlerin oluşmasına sebebiyet vermemek için hal ve hareketlerimize dikkat ederiz.
Ülkelerin imajları da benzer şekillerde oluşur. Ülke bir bütün olarak, insanları, yönetim biçimi, kültürü ve daha birçok özellikleriyle dışarıya mesajlar göndermektedir. Her vatandaş, dış ülkelerde yabancılar ile iletişim kurduğunda, hem kendi hem de ülkesi hakkında küçük ipuçları dağıtmaktadır. Ayrıca ülke, dünya gündemine hangi hal ve durumlarla konu oluyor ise onunla tanınır.
» Yazının Devamı
06 May 2006 | İlgili Olduğu Konular »
BildiÄŸiniz gibi 24 Eylül’de Bilgi Üniversitesi’nde bütün itirazlara ve engelleme çalışmalarına raÄŸmen bir Ermeni Konferansı gerçekleÅŸtirildi. Konferansı düzenleyen ve kendilerine “aydın” diyen kiÅŸiler amaçlarına ulaÅŸtı. Bolca “Türkiye bu soykırımı kabul etmeli” gibisinden yönergeler ilan edildi.
Konferansın baÅŸlangıcında, engelleme çalışmalarına “Özgürlük var!” diyerek karşı çıktılar ve bir yolunu bulup, biraraya gelip, tüm dünyanın ilgisini toplayıp yapacaklarını yaptılar.
Daha önce de bu ve bunun gibi konferansların yapılmasına karşı olmadığımı, olamayacağımızı, özgürlüklerden bahsedilen bir ülkede böyle bir kısıtlamanın yersiz olduğunu düşündüğümü belirtmiştim. Fakat zamanının iyi belirlenmesi gerektiğini ve sonucunda ne gibi durumlarla karşılaşılacağının iyi planlanması gerektiğini belirtmiştim (bkz: Ermeni Konferansı).
» Yazının Devamı
01 October 2005 | İlgili Olduğu Konular »
Medyamızın elindeki büyüteç ile olaylara abartma sosu eklendiÄŸinde “Ermeni Konferansı Sorunu”nda olduÄŸu gibi durumlar ortaya çıkıyor. Daha baÅŸlangıcında, konferansın yapılacağı açıklandığında “Hayır! Yapamazsınız. Bu konferansı size yaptırmayız” ÅŸeklinde çıkışlar olmasa idi, daha hafif ve sakin bir zeminde gerçekleÅŸecekti konferans.
Öncelikle, Avrupa BirliÄŸi yasaları gereÄŸince “ifade özgürlüğü” gibi bir olguyu kabullenmiÅŸ ve yaÅŸayan bir hale dönüştürmek için yola çıkmış isek, konferans erteleme, durdurma gibi eylemlerde bulunmamamız gerekir. Ki ÅŸu son zamanlarda, Avrupa’da karşı seslerin arttığı dönemlerde (bkz: Türkiye-AB iliÅŸkileri ve artan karÅŸi sesler) “Buyrun, bakın, biz ne olursa olsun yine başımızın dikine gideriz” anlamına gelecek bir yaptırımda bulunmak akıl karı deÄŸil. Bir yandan birliÄŸe girme isteÄŸinizin üst düzeyde olduÄŸunu belirteceksiniz, diÄŸer yandan da gerekenlerin tersini yapacaksınız, bu daha başında sizi yarı yolda bırakır. Ki “Neden bizi istemiyorlar?” siteminin de cevabıdır.
» Yazının Devamı
24 September 2005 | İlgili Olduğu Konular »