Yaratıcının varlığının bilimsel anlamda ispatlanıp ispatlanamayacağı çok tartışılmıştır. Bu birazda “ispat” kavramından ne anladığımıza baÄŸlıdır. Görece bir kavram olması hasebiyle bir kiÅŸiye göre ispat olan bir diÄŸer kiÅŸiye göre olmayabilir.
Mutlak ispat mümkün deÄŸildir, Yaratıcı’nın Zat’ının ayan beyan gösterilebilmesi gibi. Yaratıcı’nın varlığı ancak iÅŸaretler yardımı ile ve aksinin imkansızlığı üzerinden ispatlanabilir. Buradaki iÅŸaretlerin ne olduÄŸu sayfalarca tartışılabilir.
Kelam alimleri ve kadim felsefeciler olgudan ve maddeden hareketle asırlar öncesinden Tevhid anlamında bir Yaratıcının Vacib-ul Vücud (varlığı zorunlu Zat) olduÄŸunu akli delillerle göstermiÅŸlerdir. Septik ÅŸekilde kendi varlığından bile şüphe eden insanlar ve bir takım idealist filozoflar hariç maddi temelli bir alemin varlığını müşahade edip kabul edenler esasen bu varlığı bir temele dayandırmak zorundadırlar. Bu materyalizmde “madde” temeline dayanır, teizmde madde üstü aÅŸkın bir Yaratıcı’ya.. Her halükarda bir vacib-ül vücud vardır. Sadece bakılan yerlerden farklı ÅŸekilde görülür.
» Yazının Devamı
11 April 2006 | İlgili Olduğu Konular »
Kitap okurken rastladığım Schopenhauer‘in bir sözü aklıma takıldı. Şöyle diyor;
“Bütün aÅŸk serüvenlerinin son amacı, gelecek kuÅŸağın ortaya çıkmasından, yaratılmasından baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir”
Tamam. Bunu doğanın bir kanunu olarak görebiliriz ama arada yaşanan duygulara da haksızlık etmememiz gerekir. Aşk serüvenlerini Schopenhauer dediği gibi yorumlarsak, yaşananlara veya yaşanacaklara haksızlık edildiğinin kanısındayım.
Sonunu bildiğimiz bir film için çok fazla heyecan duyamayız. Ancak tahminler yürütebiliriz. Heyecanlı olup olmadığına dair fikirler üretebiliriz. Aşkta da eğer sonu baştan çizmişsek, ne heyecan ne de bağlılık kalır. Yani filozofun dediği gibi, amacımız gelecek kuşağı meydana getirmek diye yola çıkarsak herhalde ne tadı ne de tuzu kalır aşkın.
» Yazının Devamı
01 April 2006 | İlgili Olduğu Konular »
BirçoÄŸunuz “Karma felsefesi“ni duymuÅŸsunuzdur. Hatta bir aralar Tarkan Türkiye bayiliÄŸini almıştı (Bkz: Tarkan’ın karma felsefesi). Albümünün adını “Karma” koyunca, birçokları bu felsefeyi içinde türlü malzemeler bulunan çorba ile karıştırmıştı. Fakat öyle deÄŸil. Türkçesi “Ne ekersen onu biçersin“. Çocuklarımıza tembih edildiÄŸi ÅŸekli ile;
“İyilik yap iyilik bul
Kim kazanmış kötülükten
Kötünün başına gelmedik olmaz
Kimsenin ettiÄŸi kimseye kalmaz”
İşte, Amarika’da NBC‘de yayınlanmakta olan “My Name is Earl” adlı dizi de tam olarak bu felsefe üzerine kurulu.
» Yazının Devamı
27 March 2006 | İlgili Olduğu Konular »
Gerçek; değişmeyendir, sabittir, evrenseldir.
Yıllarboyu gerçeği aramayı hayat felsefesi haline getirmiş biri olarak, gerçeğin tarifini yapma ihtiyacı hissettim. Aslında bu tanım bilim literatüründeki yasanın tanımıyla birebir örtüşüyor. Bu da bilimsel olarakta dogru bir tanım yaptığımın ispatıdır diye düşünüyorum.
Günlük hayatımızda “doÄŸru” ve “gerçek” kelimelerinin tam bir anlam kargaÅŸasıyla kullanıldığının farkına vardım. DoÄŸru bilimsel literatürde teori’ye karsılık gelir. Gerçek ise yasaya. Buradan ÅŸu sonuca varabiliriz.
» Yazının Devamı
30 January 2006 | İlgili Olduğu Konular »
Ebru Akel‘in sunuculuÄŸundaki yeni yarışma programı. Show Tv ve Ebru Akel’in ayrılmaz ikili olduÄŸunu farketmiÅŸsinizdir. Bu performanslarıyla Oscar‘a giderler inÅŸallah(!)
Yarışmanın tanımında “gerçek” ve “gerçek dışı” kelimeleri kullanılıyor diye içinde yüzlerce felsefi çaÄŸrışımlar yapılmış, kült bir film olan “The Matrix” kadar derin olduÄŸu izlenimi verebilmek soundtrackları bir bir kullanılmış.
İnsanların ilgisini biraz olsun felsefeye çekebilmek için popüler yapımlar kullanılarak “ve felsefe (ara: ve felsefe)**” baÅŸlıklı kitaplar üretildiÄŸini görmüş sevinmiÅŸtik ama bu ne ÅŸimdi?
» Yazının Devamı
30 November 2005 | İlgili Olduğu Konular »