Yazan:
Selim Yörük
— Tarih:
11 Ekim 2008
50-60 yaşında, saçları ve hatta kaÅŸları simsiyah boyalı bir amcanın “Ölümsüz olmak“tan bahsediyor olması sizde nasıl bir his uyandırıyor? Bendeki karşışığı tek; “Korku“.
Bu korkunun nedeni birçoklarımıza göre farklı açıklanabilir ama temel anlamda daha çok yaşamak, daha uzun varolmak istiyoruz. Yani sınırlandırılmış olmak hoşumuza gitmiyor.
Açık büfeden aldıklarımızın hepsini bitiremiyeceğimizden adımız kadar emin olmamıza rağmen, bizi tabaklar dolusu yiyecek almaya iten duyguya benziyor bu.
Çağlar önce, ortalama olarak insanlar 30-35 yıl yaşamaktaydılar. Onlar için hayat o kadardı. 30 yaşında gelen bir ölüm onlar için şaşılacak bir şey değildi.
Şimdi ise ortalama ömür 65-70 yıl. Artık insanlar iki kat daha uzun yaşıyorlar. İki kat daha fazla zamanları var ama ne ironiktir ki, bu çağın insanlarının en büyük şikayetlerinden biri yetersiz zaman.
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Selim Yörük
— Tarih:
14 Eylül 2008
Orhan Pamuk‘un yeni kitabının adı; Masumiyet Müzesi. Duymayan kalmış mıdır acaba : ) Åžu, pazarlama müdavimlerinin bile aÄŸzında dolaÅŸan aÅŸk romanı. Ne garip deÄŸil mi, pazarlamcıların diline düşen bir aÅŸk romanı…
Genelde kitaplar üzerine konuşmayı ya da yazmayı pek sevmem. Kitapların okunduğundan çok görüldüğüne inanıyorum. Yani zihni açık her insan, herhangi bir kitabı, yazılma amacı ne olursa olsun, kendi hayatıyla kesiştiği noktalarda gördüğünü düşünüyorum.
Bir cümle, bir kelime, anlatılanın dışında kalmış küçük mekan tasvirleri ve anılarımızla örtüştüğü yerler… Ve hatta o örtüşmeler öyle garip çaÄŸrışımlarla oluÅŸur ki, çoÄŸu kimse “Ne ilgisi var, ne garip çalışıyor senin beynin” tepkisi verir bize.
Önemli deÄŸil ki ne anlatılmak istendiÄŸi ya da kitabın ana fikri. Bizim için alınan, örtüşen, görülen noktalar “biz” olduÄŸumuz için önemli. Kısacası kitaplar onları görenlere göre binbir ruha bürünürler.
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Selim Yörük
— Tarih:
12 AÄŸustos 2008
Bazılarımız yemeklerimizi en beğendiklerimizden başlayarak yer, bazılarımız da en beğendiklerini en sona bırakır ve finali güzel ve tatlı bitirmek ister.
Bazılarımız yapması gereken iÅŸleri hep erteler “Üşeniyorum, öyleyse yarın” felsefesini sürdürür, bazıları ise sürekli bir ÅŸeyler yapmak için kendilerine iÅŸler türetir, onları bitirir bir diÄŸerine koÅŸar.
Her iki paragrafta ilk sırada yazdıklarım çoÄŸunluÄŸun tercih ettiÄŸi seçenekler. İkinciler ise farklı olanların tercihlerini ifade eder. Zor olanı baÅŸarmak, sürekli kendi limitini zorlamak…
İlk seçenekler mi yoksa ikincileri mi sizi mutluluğa götürür inanın hiçbir fikrim yok ama yaşam tarzlarını takdir ettiklerim hep ikinci seçeneklere benzer tercihlerle hayatlarını sürdürenler.
Şimdi de bir köpekten bahsetmek istiyorum. Onun ön ayakları yok.
Muhakkak, hayatınızın bir döneminde bir ayağı sakat ya da olmayan ve buna rağmen yürümek için çaba harcayan köpekler görmüşsünüzdür. Şimdi bahsedeceğim ise her iki ayağı da olmamasına rağmen neredeyse bir insan gibi 2 ayağının üstünde yürüyen bir köpek; Kader.
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Selim Yörük
— Tarih:
13 Mart 2008
Türkiye’de tınılarına takıntılı bir ÅŸekilde esir olduÄŸum iki grup var biri Nem diÄŸeri de Sakin. Nem’in “GüneÅŸte Yalnız” albümünün her saniyesindeki iniÅŸ çıkışları, vurucu noktalarını, ölümcül tınılarının baÅŸladığı milimetrik saniyeleri, notaları ile bilirkte size sayabilirim!
Evet, abarttım ama öyle, hakediyorlar. DiÄŸer bir deliliÄŸim de Sakin iÅŸte. Sakin bizim üniversitenin TaÅŸ Oda’sından çıkma. O yüzden ilk konserlerine gidenlerden olduÄŸumu rahatça söyleyebilirim. Birçok ufak tefek konser de verdiler onlara da koÅŸtum gittim hep.
TaÅŸ Oda konserleri her dönem sonunda olur, kaçırılmaması gerekir. “Yeni müzik, yeni tınılar…” diye ölüp biten benim gibi arkadaÅŸlar için tam bir keÅŸif ortamı. Badem de TaÅŸ Oda‘dan geçmiÅŸ yine pek saygı duyduÄŸum gruplardandır, onu da eklemeden geçemedim.
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Serbest Kürsü
— Tarih:
19 Temmuz 2006
Kader
Soru: Madem, herşey bir kader defterinde yazılı ve her şey ona göre oluyor. O halde insanlar niçin cehenneme gidiyor?
Cevap: Evet, her şey bir kader defterinde yazılı ve her şey ona göre oluyor. Ama, defterde yazılı olduğu için o şey olmuyor.
Mesela; Meteroloji uzmanı, uydudan gelen fotoÄŸraflara bakarak geleceÄŸi görebilmektedir. Bir insan ne kadar yükseÄŸe çıkarsa hem görüş alanı geniÅŸler hem de geleceÄŸi görebilir. Uzman, uydudan görüyor ki, Türkiye’nin batısından yaÄŸmur bulutları geliyor. Bulutların hızını ve yönünü hesaplıyarak, hemen defterine ÅŸunları yazıyor; “Yarın Türkiye bulutlu ve yağışlı olacak”. Bulutların gelmesine bir gün var. Bir gün sonra Türkiye bulutlu ve yağışlı olsa; Acaba meteroloji uzmanı bir gün önceden deftere, bu olayı yazdığı için mi olaylar oluyor?Yoksa uzman olayları uydudan önceden gördüde mi yazdı.
» Yazının Devamı
* * *