• Categories

Bilim ve teknolojinin sonuçlarının kontrol edilebilirliği

Bir önceki yazıda insanlığın Dünya üzerinden silinmesinden sonra, yaşanması muhtemel evreleri oldukça çekici görüntüler eşliğinde veren bir belgeselden bahsetmiştim. Gerçekten çok etkileyici idi.

Yine aynı yazıda, gelen yorumlarla birlikte insanlığın gelişmişliğinin kendi varlığına olan tehdidinden de bahsetmiştik. Acaba gerçekten böyle bir şey gerçekleşebilir mi?

İnternet ile birlikte insanoğlunun bilgiye ulaşmasının ışık hızına yakınsadığını varsayabiliriz. Şöyle düşünün; onlarca yıl önce, bilgiye ulaşma gücü, sahip olunan kitap sayısı ile birebir doğru orantılı idi. Şimdi baktığımızda böyle bir korelasyonun varlığından bile söz edemeyiz. Çok garip. Çok hızlı değişiyoruz.

Peki bu değişim ve gelişimimiz kontrol altında mı?

İnsanoğlunun her çağda en büyük çabası gelişmişliğini bir adım daha ileri götürebilmek olmuş. Bilim ve teknoloji bundan 10 yıl önce, şu an geldiği noktanın neredeyse yarısındaydı. 50 ya da 100 yıl öncesini ve kaç katlık bir gelişmişliğin gerçekleştirildiğini hesaplamak abesle iştigal olur sanırım.

» Yazının Devamı

Yapay zeka ve öğrenme yeteneği

Normal bir insan beyninin ürettiği akıl gücüne kıyasla daha emekleme aşamasında olan Yapay Zeka(Artificial Intelligence) geliştiricileri halen taklidini yapmaya çalıştıkları organın çalışma prensiplerini tam anlamıyla kavrayabilmiş değiller. Ürettikleri “akıllı” makınalar, bir insan olarak gözümüz kapalı yapabileceğimiz şeyleri zor bela gerçekleştirdiklerinde, hayretle karışık bir gülümseme ile alkışı patlatıyoruz.

Yapay zeka üzerine çalışan bilim adamları en büyük engellerinin taklit etme ve öğrenme gibi karmaşık fizyolojik yetenekleri makinalara kazandırabilmek olduğunu belirtiyorlar. Oysa sıradan bir insan olarak her birimiz her gün onlarca yeni şey öğreniyor, onlarca kişiyi, durumu, olayı taklit ederek hayatımızı devam ettiriyoruz. Peki ama bu nasıl oluyor?

» Yazının Devamı

 

Cüneyt Arcayürek : Türkiye ve ilişkileri

Usta gazeteci Cüneyt Arcayürek ile Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun siyasi analizi;

Sizce Avrupa Türkiye için çok gerekli mi?

Tanzimat’tan beri Türkiye’nin bir tutkusu var: Avrupalı olmak. Avrupa’ya üye olduğumuz zaman işsizlik ortadan kalkacak, belki kansere bile çare bulunacak gibi algılıyoruz, ama hiçbir şey olmayacak. AB ile müzakereler 3 Ekim’de başlayacak, ama vizeyi bile kaldırmak istemiyorlar. Çünkü bir Türk korkuları var, “vizeleri kaldırıp üye yaparsak, Türklerden beş, on milyon akın olacak” diye şikayetçi görünüyorlar.

Türkiye’yi, Avrupa’daki hükümetlerin bazıları istemiyor, bazıları ister gibi gözüküyor, burada bir ikilem var, halkı istemiyor, ama politika olarak Türkiye’yi gerekli görüyor. ‘Güvenliğimiz için lazım, Orta Asya’ya doğru açılışta olmalıdır,’ gibi nedenleri var. Bu çelişkili bir durum. Müzakereler üçünde başlıyor ama ne zaman biteceği belli değil. Bizimkiler gürültü ediyorlar “Chirac, Türkiye’nin Kıbrıs’ı tanımasının şart olmadığını söyledi bana” diye. Ama kulağına söyledi, şimdi tam aksini söylüyor.

» Yazının Devamı

 

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.