Soğuk bir kış günü. Rüzgar keskin bir şekilde suratları zımparılıyor. Zor bela yürüyor sokaktakiler.
İstanbul’un kenar mahallerinden birinde bir apartman. Zemin katın penceresi açılıyor. Yeni uyandığı gözlerinden belli olan bir genç. Kollarını sonuna kadar açıp, titretiyor. Tam o sırada alttan yukarıya doÄŸru bir ÅŸey zıplıyor. Genç irkiliyor. Kendisine doÄŸru zıplayan ÅŸeyin ne olduÄŸunu öğrenmek için pencereden sarkıp, aÅŸağıya doÄŸru eÄŸiliyor. Gördükleri karşısında önce ÅŸaşırıyor ve daha sonra tüm suratını kaplayan bir gülümseme beliriyor.
Biraz pencere önünde oyalandıktan sonra içeriye giriyor. Odalarda bir ÅŸeyler aranıyor. Küçük bir karton koli buluyor. Buzdolabını açıyor…
» Yazının Devamı
21 March 2006 | İlgili Olduğu Konular »
Kış aylarında güneş ışınları çok güçlü olmadığı için, bulutların bulundukları yüksekliklerde hava sıcaklığı çok düşük olunca, yükselen su buharı, sublime denilen şekilde sıvı hale geçmeden, bu aşamayı atlayarak doğrudan buz kristali haline dönüşür.
0,1 milimetre çapındaki buz kristalleri birbirlerine yapışarak kar tanelerini oluştururlar. Hafiflikleri nedeniyle yere o kadar yavaş inerler ki 3000 metreden inmeleri 2 saat alabilir.
Bazen bulutun altındaki sıcaklık öyledir ki, bir kısmı kar, bir kısmı yağmur damlası halinde düşerler, Yani yağmur veya kar yağmasını belirleyen ana unsur, bulut ile yer arasındaki hava sıcaklığıdır.
» Yazının Devamı
10 March 2006 | İlgili Olduğu Konular »
Aynı zamanda fiziksel olarak da kıvrılır soba arkasındaki resimler. Sıcaktan eğrilir, bükülür. Bi ucu -özellikle sol üst- mutlaka ağırlık merkezine doğru helezonik bi kıvrılma yapar. Yıllarca öyle durur. Kimse dokunmaz.
Sobanın hararetli yandığı zamanlarda estetik hareketler yapar. Gece ışığı kapatıp tavandaki sarı-turuncu yansımalarla birlikte izlemesi çok zevklidir.
(bkz: Kömür sobası)
24 February 2005 | İlgili Olduğu Konular »
TRT sayesinde spor kavramının gerçek anlamını kaybetmediğimiz yıllardı. Şimdiki gibi spor studyosu, spor gecesi, star spor başlıklı programlarda sadece futbol işlenmezdi. Dönerken donlarını görmek için can attığımız Iskandinav kızlarının artistik patinaj yarışmaları izlerdik doya doya (bkz: Katarina Witt).
Soluk soluÄŸa kalmış yarışmacıyı çeken kameramanla birlikte, aynı görüş açısı ile, altta sırayla hakemlerin puanları çıkacağı zaman, sanki puanlar bize veriliyormuÅŸ gibi heyecanlanır, hatta terlerdik. En güzel yarışmacıyı seçer, o yüksek puan alsın, o kazansın isterdik, sanki teyzemizin kızıymış gibi. “Ulan bu kızların hepsi de mi güzel olur, çıtır olur, bu ne kusursuz cenabdır” diye iç geçirir, sunucuların verdiÄŸi “14 yaşında olmasına raÄŸmen girdiÄŸi tüm ÅŸampiyonalarda 1. olmayı baÅŸarıyor.
» Yazının Devamı
23 December 2004 | İlgili Olduğu Konular »