• Categories

Doğallık ve medya ilişkisi

Etrafımızı sarmış “ünlü olma hastalığı”ndan kurtulmak ne mümkün… Her delikten kamera çıkıyor. Silah gibi. Tehdit ediyorlar, “çekeriz, cümle aleme rezil ederiz kaçma gel, hesap ver bize” diyorlar.

Böyle çemkirmelerine gerek de yok zaten çogu zaman. Bi çokları kamera ile mikrofon birlikteliğini görür görmez atlıyorlar önlerine. Hiç bir şey yapmasalar, el sallıyorlar.

Yarışmalar falan var artık, insanlar kendini ünlü zannetsin diye hazırlanan. Ünlü olunca mutlu olacağını umuyorlar. DoÄŸal olarak kendilerini bir anda 5-10 yaÅŸ büyümüş, 3-5 kat daha zeki olmuÅŸ bir ÅŸekilde, Türkiye’nin gündeminin tam ortasında buluveriyorlar. Pek tabi kameraya yapay, kalıp gülümsemeyi öğreniveriyorlar cabucak.

» Yazının Devamı

Her ayna arkasında kamera olduğundan şüphelenmek

Banyo lavabosu önünde elde dikenli tarak*, çırılçıplak dansederken, tuvalet lavabosu onunde diÅŸ fırçalarken, suratımızı ÅŸekilden ÅŸekile sokarken, boy aynasında “kıçım çok mu kıllı yahu” diye meraklanıp donumuzu indirip domalmışken aklımıza geliveren ürküten, titreten duygu.

Medyanın, tvnin, filmlerin bize kattığı bir tikdir bu.

Sabah 11 gibi tvyi açarsınız, bi banyo ortamı ve ayna karşısında, elinde taraktan mikrofon, bornozla ÅŸarkı söyleyen, saçını tarayan insanlar**…

» Yazının Devamı

 

Hülya Avşar efekti

95/75/100′ü 90/60/90 yapmakla kalmayıp, 150cm’yi de en az 180cm yapan efekt.

Molped reklamında, “ben de var açıp alın” derken elf gibi görünmesine neden olan efekt. Yüzü neredeyse 1 metre uzunluÄŸunda. O yuvarlak gözler bile japon cizgi filmlerindeki çıtırların mavi, elips gözlerine benzemiÅŸ.

Bi aralar Okan Bayülgen bu efektin varlığını, Hülya Avşar Show adlı programdan alıdığı kesitlerle, ayrıntısı ile kanıtlamıştı.

Sadece Hülya AvÅŸar Show’da deÄŸil Hülya AvÅŸar’ın kamera önüne geçtiÄŸi her ortamda uygulanan hatta Hülya AvÅŸar’ın cebinde bu efekti saÄŸlıyacak software ile dolaÅŸtığı iddia edilmektedir.

» Yazının Devamı

 

Mikrofon uzatılan kişinin mikrofonu ele geçirmesi

Mikrofonu uzatan basın elemanını “çuk” gibi bırakan bir durumdur. Zaten arada sırada kendini gösterebilme ÅŸansı olan bu insanlar -aynen dakika ve skor alinan spikerler* gibi- karşı tarafın “Çekil… Anlatıyorum elleÅŸme” anlamına gelen bu hareketinin ardından, boynunu büker, tüm hayalleri, yarım saattir “Canlı yayına geçicez” diye ezberlediÄŸi, ÅŸiirsel cümleleri boÄŸazında düğümlenir.

Mikrofonu kapan taraf, kendini tüm kanalı hatta tüm medyayı zapdetmiÅŸ gibi hissederek, kameranın göz bebeÄŸine bakaraktan sosyal mesajlar, “Bunu yap, ÅŸunu yapma”lar, “Nerde bu devlet”, “Çorabım koyboldu… Devlet bize yardım etsin” nidalarıyla ile sarsılarak boÅŸalır. Arkasında da illa, sanki kameradan televizyonun karşısında oturan kız arkadaşını görüyormuÅŸ gibi sırıtarak el sallayan, zıplayan, aklı başından uçmuÅŸ bünyeler mevcuttur. (bkz: Kameraya el sallamak)

Bütün bunların dışında eski baÅŸbakanımız*ın, Macar kralı ve eÅŸini konuk ettiÄŸi bir kokteylde, Macar kralının eÅŸinin “Åžerefe” niyeti ile uzattığı kadehi elinden alıp kendi önüne koyması ve hiç bi ÅŸey olmamış gibi davranması bu tür, elden kapma, aşırma, ele geçirme olaylarının atasıdır. Ki ötesi de yoktur.

(bkz: Bülent Ecevit)

 

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.