Papa gelecek, yankıları sürüyor. Avrupa BirliÄŸi’ndeki son gündemlerin yanı sıra Papa ziyareti de bizi etkilemeye baÅŸladı. Sanki Papa’nın geliÅŸini koz olarak kullanmak istiyorlar. Belki de ziyaretin sonucu da bu yönde olacak.
21 Kasım 2006. Kanal D haberlerde Vatikan’dan bahsediliyor. Bir devlet olduÄŸu, sembolik de olsa tam bir devlet yapısında bulunduÄŸu gibi ÅŸeyler. Bunun yanında serveti ile de dünyanın en zengin devletleri arasında olduÄŸu es geçilmiyor. 100 milyar dolar ve orada bulunan paha biçilemeyecek metaaların varlığından bahsediliyor. Tabii ki bu verilerin de Vatikan’ın açıklamlarına dayanıyor. Biz de Vatikan tarafından açıklandığı kadarını biliyoruz. Haberde, Vatikan’ın maliye bakanı gelirlerinin büyük bir kısmının bağışlar olduÄŸunu söylüyor.
» Yazının Devamı
28 November 2006 | İlgili Olduğu Konular »
Sahnede keskin sirke kıvamında olan Huysuz Virjin karakterini üretmiÅŸ zeka küpüdür Seyfi DursunoÄŸlu. Bazıları “Huysuz” karakterini görünüşü ve tavrından dolayı aÅŸağılama hatasına düşebilir. Aynı kiÅŸilerdir ki, “zeka küpü” yakıştırmamı beÄŸenmeyeceklerdir. Fakat tespit edilmesi gereken önemli bir nokta, bu karaktere hayat veren Seyfi DursunoÄŸlu’nun ÅŸahane simultane esprileri ve ÅŸimÅŸek gibi çakan hazır cevaplarıdır. Ki, bana kalırsa tüm bu yetenekler arkasında keskin bir zekayı barındırır.
Seyfi DursunoÄŸlu’nu yalnızca “Huysuz Virjin” kığındayken görenler, çoÄŸu zaman onun kiÅŸiliÄŸi hakkında yanlış izlenimler edinirler. Oysa Seyfi bey’i yakınen tanıyanlar bilirler ki, o tam bir İstanbul beÄŸefendisidir. Tavırları, nezaketi, tam anlamıyla “Huysuz”un tersidir.
» Yazının Devamı
26 March 2006 | İlgili Olduğu Konular »
Her evdeki mevcudiyeti kanuni zorunlulukla sağlanıyor gibi görünen televizyon hiç şüphesiz çağımızın en güzide(!) zaman öldürgeçlerinden. Her geçen gün karşısında geçirilen süre artıyor. Her yeni gün daha fazla kişi bağlanıyor, alışıyor, tutkunu oluyor.
Bazıları televizyonun cavur icadı olduğunu düşünürken, bazıları da bizi aptala döndüren bir makina olarak tanımlıyor.
Malesef her iki görüşe de katılmıyorum. “Cavur icadı” tamlamasını kullananlar için bir açıklama yapmama hiç gerek yok sanırım. Televizyona “Aptal kutusu bu! Kapatın. Kullanmayın” diyen idealistlere de hak vermek olası deÄŸil.
Araç-gereçlerin mevcudiyeti bir tehlike olarak görülemez bana kalırsa. Tehlike onları kullananlarla birlikte başlar aslında. Yani aptal olan televizyon değil onu aptalca kullanandır.
Bu yüzden, televizyonu hayatımızdan çıkarıp atmak, sosyal ve kültürel aktivitelere daha fazla zaman ayırabilmek fiş sökmekle değil, mantalite değişikliği ile gerçekleştirilebilir.
» Yazının Devamı
23 January 2006 | İlgili Olduğu Konular »
“Size anne diyebilir miyim” adlı yarışmaya baÅŸlaması, Show Tv gibi, popüler kültür ürünlerini reyting hedefi doÄŸrultusunda kullanma stratejisine daha fazla kanalize olmuÅŸ gibi görünen kanal.
Kanal tarafından yarışmanın* amacı ve hedef kitlesi en başından açıkça ortaya koymulmuÅŸtur; “Siz de Türkiye’nin en ünlü annesi olun”
Semra hanım denen kadınla ortaya çıkan çirkef görüntüleri özendiren, “Gelin. Siz de onun kadar ünlü olabilirsiniz” sloganları ile Türk kültürünü ya da ilgimizi nereye çekmeye çalıştığını anlayamadığımız, daha doÄŸrusu anlamak istemediÄŸimiz yarışma olarak temelleri atılmıştır.
Kendisini, medyada özellike televizyon dalında, etik kaideler doÄŸrultusunda hareket ediyormuÅŸ gibi lanse eden sütten çıkmış ak kaşık gibi görünen Fatih Altaylı‘nın, mensup olduÄŸu kanalda bu derece yoz bir programın ortaya çıkmasına göz yumması garip. Aynı ÅŸey pek tabi Okan Bayulgen için de geçerli. Acaba bu yarışmadan görüntüler alıp, medya arkasında eleÅŸtirebilecek mi?
(bkz: Zaga)
18 December 2004 | İlgili Olduğu Konular »