Yazan:
Serbest Kürsü
— Tarih:
16 Ağustos 2006
Geçenlerde internette dolaşırken, Ali Kırca ile ilgili haberlere rastladım. Ne kadar acı ki ülkemizde acı tatlı haberler sunan ve insanların ufkunun açılması için birbirinden güzel programlar hazırlayan Ali Kırca’nın videosunu hazırlamışlar. Ve bu video internet aleminde daldan dala geziyor.
Bu kadarı da pes dogrusu. Bir insanın bu kadar kolay harcanması olacak şey değil. İnsanların kendine göre yaşam şekilleri vardır. Ve yüzyıllardır süre gelen bir sado-mazo ya da homoseksüelik ilişkileri, bu türlü cinsel tercihleri olan insanlar için gayet doğaldır.
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Selim Yörük
— Tarih:
14 Haziran 2006
Ülkemizde, kariyer sahibi olan ya da olmayan birçok kişi son bir yılda yeni bir alışkanlık kazandı; blog takibi. Bu alışkanlık başlı başına bir mesai haline geldi.
Kahvaltı masasına oturup, bacak bacak üstüne attıktan hemen sonra çayımızdan bir yudum alırken gözattığımız gazetenin yerini dizüstü bilgisayarımızda açık bulunan bloglar almadı henüz ama ben ilerisi için bu değişimin farklı bir yapıda gerçekleşeceğini düşünüyorum (Bkz: Görüyorum. Medya evrilecek). Gerçekleşeceğini düşündüğüm bu değişim, klasik medyanın taşlarını sallayacak.
“Blog kültürü” medyanın sunumunu etkileyen ve ileride de etkileyecek olan önemli olgulardan biri. Ülkemizde de blog kültürü yalnızca “blogcu”lar ile desteklenmekle kalmıyor. Sendeyolla.com bu kültürün kurumsala yansımış ve bir ürüne dönüşmüş ilk örneklerinden. Hürriyet gazetesinin bir iştiraki. Vatan gazetesi de okurların katılımı için internet sitesi içerisinde bir komunite blogu açmış durumda.
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Serbest Kürsü
— Tarih:
09 Haziran 2006
Bir süre öncesine kadar ekranlarda bir gazetenin reklamı vardı. Gazetenin satışı üzerinde hiçbir etkisi olacağını zannetmediğim, sadece ortamı germeye yönelik olarak değerlendirdiğim (Ali Atif Bir Hoca başka türlü değerlendirebilir tabii.) bu reklam hakkında nedense hiç bir medya organı bir şey demedi. Oysa birisi sokakta kendi kendine ‘la ilahe illallah’ dese bu söyleneni günlerce manşet yapıp Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanı ilan ederek, sahibinin idamla yargılanması için ellerinden geleni yaparlar.
Gazete çıkarmanın maliyetleri ve bahse konu gazetenin satış adedini düşündüğünüzde nasıl olup da hala yayınlanabildiğine anlam veremediğimiz (daha dogrusu anlam verdigimiz) gazetenin demokrasi adına dokunulmazlığı olduğunu görüyoruz.
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Serbest Kürsü
— Tarih:
19 Mayıs 2006
Arap dünyasında pek az olay, Körfez’deki küçük yarımada Katar’dan 24 saat uydu yayını yapan pan-Arap haber ve yorum kanalı el-Cezire’den daha fazla tartışmaya yol açmıştır. Hızla kazandığı başarı, Arap medyasını şaşkına çevirdi, el-Cezire’nin kendisini bile sersemletti. Geniş Arap kitlelerini ilgilendiren konulara odaklanan ve tartışmalı başlıkları açan, kendini farklı görüşler için bir forum olarak sunan el-Cezire, göz açıp kapayıncaya kadar Arap medya sahnesinde öncü bir rol elde etmeyi başardı.
Spotbeam Communications’ın Ortadoğu haberciliği üzerine 2002’de yayımladığı bir rapora göre, “El-Cezire, Arapça yayıncılığın modernleşmesinde merkezi bir role sahiptir”. Bu ağ, yalnızca Arap dünyasındaki yayıncılıkta kalıcı bir iz bırakmakla yetinmeyip ayrıca, Arap kamuoyunun görüşlerini ve Arap siyasetini etkileme potansiyelini de geliştirmektedir.
El-Cezire, aynı zamanda pek çok tartışmaya da yol açmıştır. Hem Arap dünyasında hem de dışında ağın haberciliği şüpheyle karşılanmıştı. El-Cezire, resmi Arap çevrelerinde kural tanımayan bir görüntü verdi, hatta diplomatik krizlere yol açtı. Afganistan’daki savaş sırasında uluslararası alanda dikkat çekmeye başladığından beri bu ağ, bir dizi tartışmanın açığa çıkmasını tetikledi, çok nefret topladı ve kayda değer eleştirileri üzerine çekti. Onu savunanların şevki ve eleştirenlerin acımasızlığı bir yana bırakılırsa, el-Cezire, yalnızca araştırılmaya değer değil, aynı zamanda daha iyi anlaşılmayı bekleyen bir olgu olarak durmaktadır.
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Selim Yörük
— Tarih:
15 Mart 2006
Yeni karşılaştığınız birini tanımak zordur. Bazen tanıdığınızı zannedersiniz fakat yanılırsınız. Çoğunlukla karşınızdakini nasıl algılamak isterseniz, ona o türde özellikler yüklersiniz. Oysa gerçek daha başkadır.
Televizyon ekranlarından bildiğiniz ünlüleri düşünün. Onları ne kadar tanıyorsunuz? Çoğu zaman hakkında çıkan haberlerden ve ekran önünde sergilediği davranışlardan onun nasıl biri olduğunu çıkarmaya çalışırız. Bir süre sonra, biriktirdiğimiz bu sanal materyalleri kullanarak ona karşı belli bir yargı oluştururuz. Zaman ilerledikçe yargımız kalıba dönüşür. Sanki bire bir doğru kanıtlardan oluşmuş gibi yargımıza yeni sorgulamalar eklemeyi gerek görmeyiz.
» Yazının Devamı
* * *